Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, Finlandiya Dış Ticaret Bakanı İle Görüştü 0 21341

Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, Türkiye ile Finlandiya arasındaki ikili ticaret hacminin gerçek potansiyeli yansıtmadığını belirterek, “İkili ticaret ilişkilerimizin çok daha yüksek bir hacme ulaşması için gerekli önlemleri almamız gerektiğine inanıyorum.” ifadelerini kullandı.

Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) nedeniyle ticaret diplomasisi kapsamında ülkelerin muhatap bakanlarıyla görüşmelerine hız kesmeden sanal ortamda devam eden Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, Finlandiya Kalkınma İşbirliği ve Dış Ticaret Bakanı Ville Skinnari ile video konferans yöntemiyle görüşme gerçekleştirdi.

Yaklaşık bir saat süren görüşmede, ikili ticari ilişkiler, Ortak Ekonomi ve Ticaret Komitesi (JETCO) toplantısı, Gümrük Birliğinin güncellenmesi, Avrupa Birliği’nin (AB) çelik önlemleri gibi konular ele alındı.

Pekcan görüşmede, dünyanın Kovid-19 salgını nedeniyle eşi benzeri görülmemiş bir dönemden geçtiğini, bunun, iş ve ticaret ortamını da ciddi bir şekilde etkilediğini belirterek, krizin ancak iş birliği ve dayanışmayla aşılabileceğini, bunun için de iletişim kanallarını her zamankinden daha açık tutmak gerektiğini ifade etti.

Alınan önlemlerin ekonomi ve ticaret üzerinde kaçınılmaz etkisi bulunduğuna dikkati çeken Pekcan, Türkiye’nin bu dönemde sağlık alanı başta olmak üzere salgınla mücadelede önemli bir başarı kaydettiğini, aynı zamanda ticaret akışının devamına odaklandığını, 1 Haziran’dan itibaren de normalleşme sürecine geçtiğini dile getirdi.

“Rakamlar gerçek potansiyeli yansıtmıyor”

Pekcan, Türkiye ile Finlandiya arasındaki ikili ticaret hacminin 2020 yılının ilk 5 ayında bir önceki yıla göre yüzde 8 artarak 542 milyon dolar olarak gerçekleştiğini belirtti.

Bu rakamların gerçek ticaret potansiyelini yansıtmadığına işaret eden Pekcan, şunları kaydetti:

“İkili ticaret ilişkilerimizin çok daha yüksek bir hacme ulaşması için gerekli önlemleri almamız gerektiğine inanıyorum. Bu nedenle özel sektör kuruluşlarımızı ve iş adamlarımızı, ülkelerimizdeki iş birliği olanaklarını keşfetmek için birbirleriyle daha yakın temas kurmaya teşvik etmeliyiz.”

Pekcan, iki ülke arasında ticaret potansiyeli olan ürünlere daha fazla odaklanılması gerektiğini belirterek, bu kapsamda otomotiv parçaları ve yan sanayi ürünleri, demir çelik, bazı tarım ürünlerinin potansiyel ürünler arasında yer aldığını ifade etti.

Finlandiya’dan Türkiye’ye doğrudan yatırımın da 373 milyon dolara ulaştığını bildiren Pekcan, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Türkiye ile Finlandiya arasında özellikle turizm, sağlık turizmi, bankacılık ve finans, sigorta, yenilenebilir enerji, ulaştırma, çevre, teknoloji, bilişim ve iletişim teknolojileri, atık yönetimi, makine sanayi ve müteahhitlik ve teknik danışmanlık hizmetleri gibi sektörlerde önemli yatırım potansiyeli olduğuna inanıyoruz. Ülkelerimiz arasında, Afrika ve Orta Doğu başta olmak üzere yatırım ve müteahhitlik hizmetleri alanında üçüncü ülkelerde ortak projeler yürütme ve gerçekleştirme konusunda büyük bir fırsat olduğuna inanıyorum.”

“İhracat kısıtlamaları kaldırılmalı”

Pekcan, Finlandiya’nın Ekim 2019’dan bu yana savunma sanayi alanında Türkiye’ye uyguladığı ihracat kısıtlamalarının bir an önce kaldırılmasını talep ederek, “Bu kısıtlamaların kaldırılması ülkelerimiz ve firmalarımızın teknoloji alanında da yeni projeler ve iş birliklerinin artırılmasına katkı sağlayacaktır.” ifadelerini kullandı.

AB’nin çelik koruma önlemlerine de değinen Pekcan, Türkiye’yi olumsuz etkileyen bu önlemlerin ortaklık ruhu, STA ve Gümrük Birliği hedefleriyle açıkça çeliştiğinin altını çizdi. Bakan Pekcan, serbest ve adil, ticaretin sürdürülmesini sağlayacak karşılıklı olarak kabul edilebilir bir çözüm üzerinde çalışılması gerektiğini vurgulayarak, bu noktada Finlandiya hükümetinin vereceği desteklerin kendileri için önemli olduğunu belirtti.

Gümrük Birliğinin güncellenmesi

Pekcan, Gümrük Birliği güncellemesinin Türkiye ve Avrupa Birliği için önemli ekonomik faydalar sağlayacağına dikkati çekti.

Salgınla e-ticaret, tarım, hizmet sektörlerinin öneminin bir kez daha anlaşıldığına işaret eden Pekcan, Gümrük Birliği anlaşmasında taraflar arasında tercihli ticaret ve ekonomik ilişkilerin kapsamını genişleterek tarım, hizmetler, kamu alımları ve e-ticaret alanlarındaki karşılıklı pazar genişlemelerini amaçladıklarını ifade etti.

Pekcan, sürece ilişkin resmi müzakerelerin gecikmeksizin başlaması gerektiğini vurgulayarak, Finlandiya tarafından sağlanacak desteğin bu süreci sorunsuz bir şekilde tamamlamak için çok önemli olduğunu kaydetti. Pekcan, “Bu konuda bazı ülkeler politik gerekçelerle engeller çıkartıyor. Politik gerekçeleri bir kenara bırakarak, tamamen ekonomi ve ticarete, iş insanlarımızın karşılıklı menfaatlerine odaklanmalıyız.” görüşüne yer verdi.

 “JETCO Anlaşmasını ilk fırsatta gerçekleştirmek istiyoruz”

Bakan Skinnari de salgın sürecinde Türkiye’nin aldığı tedbirleri yakından takip ettiklerini belirterek, ülkenin bu süreçteki etkin mücadelesini tebrik etti.

Türkiye ile Finlandiya arasında ticaret alanında birçok imkan ve fırsatın bulunduğunu vurgulayan Skinnari, nükleer enerji, biyokimya teknolojisi, yenilenebilir enerji alanların da iş birliği anlamında önemli potansiyel arz ettiğini kaydetti.

Skinnari, Finlandiya’nın Türkiye ile beraber özellikle Afrika, Körfez ülkelerinde ortaklaşa projeler yürütmesinin önemine işaret etti.

Salgının durumuna göre, Finlandiyalı iş insanlarıyla beraber İstanbul’daki Busineess Finland koordinasyonunda Türkiye’ye geniş bir ticaret heyeti planladıklarını aktaran Skinnari, ayrıca iki ülke arasında JETCO toplantısını da en kısa sürede gerçekleştirmeyi istediklerini bildirdi.

Önceki HaberSonraki Haber

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Cumhurbaşkanı Erdoğan,“2023 yılına kadar 81 vilayetimizin tamamını millet bahçeleriyle donatmış olacağız” 0 88792

Cumhurbaşkanı Erdoğan, millet bahçeleri toplu açılış töreninde yaptığı konuşmada, “Şehir merkezlerinde yeniden yaptığımız stadyumların, kamu binalarının yerlerinden başlayarak, tüm uygun alanları millet bahçeleri için tahsis ettik. 2023 yılına kadar 81 vilayetimizin tamamını millet bahçeleriyle donatmış olacağız” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara Millet Bahçesi inşaat alanında düzenlenen “Dünya Çevre Günü’nde Millet Bahçeleri Açılış Töreni”ne katılarak, katılımcılara hitap etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, açılışı yapılan millet bahçelerinin hayırlı olmasını dileyerek, söz konusu bahçelerin 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde vatandaşların hizmetine sunulmasından ayrıca memnun olduğunu dile getirdi.

“Gençlerimizin geleceği için çevrenin bize emanet olduğu anlayışı ile tüm insanlığın 5 Haziran çevre gününü tebrik ediyorum” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplam büyüklüğü 550 bin metrekareye yaklaşan 10 millet bahçesinin her birinin yeşil alanları ve tesisleriyle iftihar verici eserler olduğunu kaydetti.

“81 İLİMİZE MİLLET BAHÇESİ KAZANDIRMA HEDEFİMİZE ADIM ADIM YAKLAŞIYORUZ”

Cumhuriyetin 100’üncü yılına girerken 81 ilde 81 milyon metrekare millet bahçesi kazandırma hedeflerine adım adım yaklaştıklarını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2 yıl önce açılışı yapılan 13 şehir bahçesinin ardından bugün açılışı yapılanlarla toplam 23 millet bahçesinin hizmete girdiğini, inşası devam eden millet bahçelerini de peyderpey hizmete açacaklarını açıkladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, törenin düzenlediği Atatürk Kültür Merkezi bölgesini kapsayan millet bahçesiyle de Ankara’nın çehresinin değişeceğini belirterek, “Bu millet bahçemiz toplamda 1,5 milyon metrekarenin üzerinde büyüklüğe sahiptir. Ulus Meydanı’ndan başlayarak Gençlik Park’ını, 19 Mayıs Stadı ve Arena Park Spor Salonu’nu, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Binası ve Adalet Sarayı ile eski Hipodromu içine alacak şekilde geniş bir alanda planlandı. Dünyadaki kimi şehirlerin merkezinde yer alan devasa park ve bahçeleri gıpta ile seyreden milletimiz, artık Ankara’da ve diğer illerimizde bu tür mekânlardan bizzat istifade edebilecektir” dedi.

Türkiye’nin Cumhuriyet dönemindeki şehircilik geçmişinin oldukça istikrarsız bir çizgide ilerlediğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhuriyetin ilk yıllarında başlatılan planlı şehircilik hamlesinin çok kısa bir sürede tek parti otokrasi tarafından sabote edildiğini söyledi.

KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJELERİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, başta İstanbul ve Ankara olmak üzere Türkiye’nin birçok şehrinin çarpık yapılaşmaya teslim edildiğini anlatarak, göreve geldiği ilk andan itibaren tüm insan ihtiyaçlarını karşılayan yeni ve örnek yerleşim alanları inşa etmeye başladıklarını, İstanbul’da KİPTAŞ, Türkiye genelinde ise TOKİ vasıtasıyla sayıları milyonu aşan konut üretmelerinin sebebinin bu olduğunu kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, son 18 yılda Türkiye’de yılda 500 bin ile 1 milyon arasında yeni konutun inşa edildiği, hem artan nüfusun ihtiyaçları karşılanırken hem de depreme dayanıksız, estetikten yoksun, altyapının yetersiz olduğu yerleşim alanlarında büyük bir dönüşümün yaşandığını dile getirdi.

Başlatılan kentsel dönüşüm projeleriyle de sürecin hızlandırıldığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’de depreme hazırlık planları çerçevesinde dönüştürülmesi gereken 6,5 milyonun üzerinde yapı bulunduğunu, hedefin aciliyet arz eden 1,5 milyon yapının dönüşümünü 5 yılda tamamlamak olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kentleri yeni modern binalarla gelişirken park, çocuk oyun alanı ve yeşillendirme çalışmalarını da ihmal etmediklerinin altını çizerek, şöyle devam etti: “Böylece 81 ilimizde ve tüm ilçelerinde her bakım örnek hayat alanları oluşturduk. Geldiğimiz noktada artık şehirlerimizin çok daha büyük çok daha donanımlı dinlenme, nefeslenme, vakit geçirme alanlarına ihtiyacı olduğunu gördük. Millet bahçeleri işte bu tespit sonrasında geliştirdiğimiz projelerdir. Özellikle şehir merkezlerinde yeniden yaptığımız stadyumların, kamu binalarının yerlerinden başlayarak tüm uygun alanları millet bahçeleri için tahsis ettik. Allah’ın izniyle 2023 yılına kadar 81 vilayetimizin tamamını millet bahçeleri ile donatmış olacağız.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, koronavirüsle mücadele sürecine de değinerek, “Türkiye’nin salgın krizinden en az hasarla çıkmasını son 18 yılda yaptığımız hazırlıklara borçluyuz. Hiç kimse son 3 ayda yaşadıklarımızın ardından 83 milyon hep birlikte ‘iyi ki Türkiye’de yaşıyoruz. İyi ki bu ülkenin vatandaşıyız’ dediğimizi inkâr edemez” diye konuştu.

HAFTA SONU SOKAĞA ÇIKMA KISITLAMASI UYGULAMASI

Salgınla mücadele kapsamında birçok tedbiri ve sokağa çıkma sınırlamasını hayata geçirdiklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “Esasen geçtiğimiz hafta sonundaki sınırlamanın ardından bu yöntemi yeniden kullanmayı düşünmüyorduk ancak bir ara 700’e kadar inen günlük vaka sayısı yeniden binli rakamın sınırına dayandı. Bu olumsuz gelişme üzerine sokağa çıkma sınırlaması veya kısıtlaması tedbirini tekrar gündemimize almak zorunda kaldık. Sağlık Bakanlığımız önerisi ve İçişleri Bakanlığımız genelgesiyle bu hafta sonu da 15 ilimizde sokağa çıkma kısıtlaması uygulanacağı dün gece ilan edilmişti. Fakat bu 15 şehir başta olmak üzere ülkemizin 4 bir yanındaki vatandaşlarımızdan aldığımız değerlendirmeler bizi kararı yeniden gözden geçirmeye yöneltti. Tek amacı salgınla mücadele, hastalığın yayılmasını önleme, vatandaşımızı koruma olan bu kararın farklı sosyal ve ekonomik sonuçlara yol açacağı anlaşıldı. Yaklaşık 2,5 ayı bulan bir aranın ardından yeniden günlük hayatını düzenlemeye başlayan vatandaşlarımızın sıkıntıya düşmesine gönlümüz razı olmadı. Bunun için Cumhurbaşkanı olarak 15 ilimizde uygulanacağı ilan edilen hafta sonu sokağa çıkma kısıtlaması uygulamasını iptal etme kararı aldık.”

“SALGIN DÖNEMİNDE BÜYÜK DEVLET OLDUĞUMUZU TÜM DÜNYAYA GÖSTERDİK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, vatandaşlardan maske, mesafe, temizlik kurallarına titizlikle riayet etmelerini isteyerek, bu kurallara riayet edilmesi halinde salgının belki de biteceğini, aksi takdirde sınırlamaların yeniden gündeme gelmesinin kaçınılmaz olduğunu vurguladı.

Salgın döneminde Türkiye vatandaşlarına sahip çıkmanın ötesinde 102 ülkeye de yardım elini uzattıklarına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Büyük devlet olmak için maddi imkân yanında merhamet, şefkat, dayanışma, insan sevgisi de gerekiyor. Biz salgın döneminde büyük devlet olduğumuzu hamdolsun tüm dünyaya gösterdik. Artık aklın ve bilimin yanında vicdanın, merhametin, inancın da öne çıkacağı yeni bir döneme giriyoruz. Türkiye inşallah sahip olduğu güçlü altyapı ve ondan daha güçlü olan insani değerleri sayesinde geleceğine çok daha güvenle bakan bir ülke haline gelmiştir” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, salgınla mücadele döneminde açılışı yapılan hastaneleri hatırlatarak, bunun örneğinin dünyada bulunmadığını, bu dönemde kalıcı hastaneler yaparak, vatandaşa hizmete devam ettiklerine işaret etti.

“TÜRKİYE’YE ESER ÜRETMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sahip olduğumuz güçlü altyapı ve değerler aynı zamanda 2023 hedeflerimizin de sembolüydü. Bugün artık 2023 hedeflerimize ulaşma konusunda düne göre çok daha ümitvarız, çok daha iddialıyız. Aynı şekilde evlatlarımıza emanet edeceğimiz 2053 ve 2071 vizyonları için de sadece söylemde değil fiili ve fiziki olarak ihtiyacımız olan başarıları çok yakın bir zamanda gerçekleştireceğimizi görüyoruz” dedi.

Hizmet siyasetinin çıtasını sürekli yükseğe çıkartarak Türkiye’ye eser üretmeye devam edeceklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Salgın döneminde ülkemize en modern ve yüksek kapasiteli hastaneler kazandırdık, bununla kalmadık, Ilısu Barajı gibi dev bir eseri hizmete açtık” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yarın Yusufeli Barajı’ndaki beton dökme törenine de video konferansla iştirak edeceğini bildirdi.

“ASKERİMİZ TERÖRLE MÜCADELEDE DESTAN YAZIYOR”

Savunma sanayinde de birbirinde önemli projelerin sonuçlanma aşamasına geldiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Hamdolsun askerimiz, millî savunmamız, Barış Pınarı Harekâtında terörle mücadelede gerçekten destanlar yazıyor. Kuzey Irak’ta terörle mücadelede destanlar yazılıyor. İdlib’de aynı şekilde destanlar yazmaya devam ediyorlar. Ve şurada son birkaç gün içerisinde Libya’da aynı şekilde Libyalı kardeşleriyle birlikte verdikleri mücadelede de gerek Trablus, gerek Tarhuna, gerek çevredeki hava alanları hepsi temizlendi ve şu anda hedeflenen planlana doğru yürüyorlar. Diğer tüm hizmet ve yatırım alanlarında tamamlanan, yeni başlanan çok sayıda çalışmamız var. Ülkemizin ve milletimizin hayrına olan her işi, her projeyi, her yatırımı, her adımı yakından takip ediyoruz. Salgın sonrası ekonomimizin yeniden toparlanma sürecinde bu yatırımların çok büyük katkısı olacağına inanıyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, törenin yapıldığı alandaki millet bahçesinin de yılsonuna kadar tamamlanacağını bildirerek, yapımına 1992 yılında başlanan Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası binasının da 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda açılacağını, Ankara 19 Mayıs Stadyumu’nun bulunduğu yerde de bir stadyum yapılacağını açıkladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından Bursa, Batman, İstanbul Halkalı, Samsun, Sivas ve Trabzon Akçaabat millet bahçelerine video konferans yöntemiyle bağlanarak, illerin valileriyle görüştü ve millet bahçelerinin açılışlarını il protokolüyle gerçekleştirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra Diyarbakır, Sakarya, Elazığ ve İstanbul Ayazma’daki millet bahçelerini de toplu açılış kurdelesini keserek hizmete açtı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Libyalı kardeşlerimizi asla darbecilerin ve lejyonerlerin insafına bırakmayacağız” 0 88013

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Libya Millî Mutabakat Hükûmeti ve Başkanlık Konseyi Başkanı Serrac ile düzenlediği ortak basın toplantısında yaptığı konuşmada, “Libya’nın istikrara kavuşması, bu ülkenin komşuları ve Avrupa başta olmak üzere tüm bölgenin faydasınadır. Libyalı kardeşlerimizi asla darbecilerin ve lejyonerlerin insafına bırakmayacağız” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Libya Millî Mutabakat Hükûmeti ve Başkanlık Konseyi Başkanı Fayiz Es-Serrac, Cumhurbaşkanlığı Külliyesindeki görüşmeleri sonrasında ortak basın toplantısı düzenledi.

“SON DÖNEMDE LİBYA’YA EN BÜYÜK DESTEĞİ TÜRKİYE VERDİ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Libya Millî Mutabakat Hükûmeti ve Başkanlık Konseyi Başkanı Serrac’ı Ankara’da misafir etmekten duyduğum memnuniyeti dile getirerek, koronavirüs salgınıyla mücadele sürecinde gerçekleşen ziyaretin, Türkiye-Libya arasındaki dayanışmanın gücünü bir kez daha gösterdiğini söyledi.

“Geçmişte asırlar boyunca birlikte, aynı çatı altında, kardeşçe yaşadığımız Libya ile 100 yıllık ayrılığın hasretiyle çok sağlam ilişkiler geliştiriyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, son dönemdeki varlık yokluk mücadelesinde Libya’ya en büyük desteği veren ülkenin Türkiye olduğunu vurguladı.

Libya ile dayanışmayı koronavirüs salgını sürecinde de devam ettirdiklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Darbeci Hafter’in sivilleri, hastaneleri, sağlık altyapısını hedef alan kalleş saldırılarına rağmen, Millî Mutabakat Hükûmeti, salgın konusunda gerekli tedbirleri aldı. Nisan ve Mayıs aylarında gönderdiğimiz çeşitli tıbbi ve koruyucu malzemelerle Libya’yı bu zor günlerde yalnız bırakmadık. Bundan sonra da kardeşlik hukukumuzun gereğini yapmayı sürdüreceğiz. Amacımız, dost ve kardeş Libya halkının tamamının, yeniden aynı idealler ve siyasi birlik etrafında toplanmasına katkı sağlamaktır” dedi.

“TÜRKİYE’NİN ÖNCELİĞİ LİBYA’NIN BİR AN ÖNCE İSTİKRARA KAVUŞMASIDIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Libya Millî Mutabakat Hükûmeti ve Başkanlık Konseyi Başkanı Serrac ile Libya vatandaşlarının barış, emniyet ve refahına katkı yapacak verimli bir görüşme gerçekleştirdiklerine vurgu yaparak, Türkiye’nin önceliğinin bir an önce Libya’nın istikrara kavuşması olduğunun altını çizdi.

Libya’daki krizin başından beri çözümün ancak Birleşmiş Milletler himayesinde ve Libyalıların öncülüğünde yürütülecek bir siyasi süreçle tesis edilebileceğini söylediklerini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Sayın Serrac ve Hükûmeti, darbeci Hafter ve çetelerinin işledikleri insanlık ve savaş suçlarına rağmen, bu konuda her zaman müspet bir tutum takınmıştır. Altını çizerek söylüyorum, ‘darbeci Hafter’ ifadesini kullanıyorum, bunu boşuna kullanmıyorum. Hafter ise yakın zamanda, Libya Siyasi Anlaşması’nı reddedip ülke yönetimini üstlendiğini açıklayarak, gerçek yüzünü bir kez daha göstermiştir. ‘Hafter’i bir kenara koymak mümkün değil’ anlayışla yaklaşım gösteren ne yazık ki devlet başkanları, devlet temsilcileri var. Onlara tekrar hatırlatıyoruz; hiçbir zaman Libya halkının sorunlarıyla ilgilenmeyen ve Libya’nın geleceğini sürekli tehdit altında tutan bir kişinin bu konuda masaya oturacak bir temsili kabiliyeti de olamaz. Bu kişi ve ona askerî, mali, siyasi destek sağlayanlar, barışın önündeki en büyük engeldir. Darbeci Hafter’i destekleyerek Libya’yı kan ve gözyaşına boğanları elbette tarih yargılayacaktır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Libya’daki olaylarda meşru müdafaa hakkını kullanan Millî Mutabakat Hükûmeti’nin son dönemde kazandığı başarıları takdirle takip ettiklerini kaydederek, bugünkü görüşmelerde Libyalıların günlük hayatını olumsuz etkileyen ablukanın kaldırılmasının gerekliliğini de ele aldıklarını söyledi.

“LİBYA TOPRAKLARINDAKİ İŞ BİRLİĞİ ALANLARIMIZI GENİŞLETME HUSUSUNDA GÖRÜŞ BİRLİĞİNE VARDIK”

Petrol ihracatının sürmesi ve ülkenin ekonomik-mali kurumlarına dışarıdan yapılan müdahalelerin sona erdirilmesi konusunda Libya Millî Mutabakat Hükûmeti ve Başkanlık Konseyi Başkanı Serrac ile hemfikir olduklarının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Darbeci Hafter’in Libya halkının hakkı olan petrolü, daha fazla silah almak ve lejyoner toplamak için kaçak yollardan satma girişimlerini de yakından izliyoruz. Bunun engellenmesi için uluslararası ve bölgesel tüm aktörlere gereken adımları atmaları yönünde çağrımızı tekrarlıyoruz. Libya’nın ve tüm Libyalıların refahı için kullanılması gereken petrolün, darbeciler tarafından hukuk dışı yollarla satışına izin verilmemelidir” değerlendirmesinde bulundu.

Görüşmelerde; Türkiye ve Libya arasında deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına dair imzalanan Mutabakat Muhtırası temelindeki yeni iş birlikleri geliştirmeyi kararlaştırdıklarını açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu çerçevede, Doğu Akdeniz’deki doğal zenginliklerden faydalanmak üzere, arama ve sondaj dâhil, iş birliğimizi ilerletmeyi hedefliyoruz. Ayrıca, Libya topraklarındaki iş birliği alanlarımızı da genişletme hususunda görüş birliğine vardık” dedi.

“Türkiye, Hakk’ın ve haklının yanında olmayı sürdürecektir” vurgusunda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı: “Libya’nın istikrara kavuşması, bu ülkenin komşuları ve Avrupa başta olmak üzere tüm bölgenin faydasınadır. Libyalı kardeşlerimizi asla darbecilerin ve lejyonerlerin insafına bırakmayacağız. Libya’nın meşru Hükûmetine ve kurumlarına verdiğimiz destek artarak devam edecektir. Berlin Süreci’nden NATO’ya kadar, Libya’daki sorunun meşruiyet ve hakkaniyet temelinde çözümü için yürütülen tüm uluslararası platformlarda, Sayın Serrac ile birlikte hareket edeceğiz. Bu vesileyle, Aziz Kardeşim Sayın Serrac’a ilişkilerimizin daha da güçlendirilmesi yönünde sergilediği güçlü irade için teşekkür ediyorum. Toplantımızın ve yaptığımız istişarelerin hayırlara vesile olmasını diliyorum.

HABER BURDA

TAKVİM

Haziran 2020
P S Ç P C C P
« May   Tem »
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
2930