“Yaşlılarımıza sahip çıkmak geleceğimize sahip çıkmaktır” 0 100044

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birinci Yaşlılık Şûrası’nda yaptığı konuşmada, “Medeniyet ve kültür değerlerimizin nesillerden nesillere aktarılması konusunda büyüklerimizin rolünün, okuldan, öğretmenden, kitaptan daha fazla olduğuna inanıyorum. Dolayısıyla yaşlılarımıza sahip çıkmak, aynı zamanda geleceğimize sahip çıkmaktır” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birinci Yaşlılık Şûrası’na katıldı. Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen şûrada Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir konuşma yaptı.

Şûranın; ülke, millet ve özellikle yaşlılar için hayırlara vesile olmasını temennisinde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, etkinliği düzenleyen Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile emeği geçenleri kutlayarak etkinlikte görüş ve teklifleriyle katkı sağlayanlara teşekkür etti.

“HERKESİN UZUN YAŞAMAK İSTEDİĞİ AMA YAŞLANMAK İSTEMEDİĞİ BİR DÜNYANIN İÇİNDEYİZ”

İlk insandan bugüne yaşlılığın, hayatın kaçınılmaz bir dönemi olarak insanın karşısına çıktığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Herkesin uzun yaşamak istediği ama yaşlanmak istemediği bir dünyanın içindeyiz. En önemlisi de, hangi yaşta bulunduğumuzdan ziyade o vakte kadar ne yaptığımız, nasıl yaşadığımızdır” diye konuştu.

Dünya nüfusunun, özellikle gelişmiş ülkelerde, hızla yaşlandığına, birkaç asır önce 40’ı bulmayan ortalama hayat süresinin, bugün 70’in üzerinde olduğuna, bazı ülkelerde bu sürenin 90’ı zorladığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu durumun, çözüm bekleyen pek çok meseleyi de beraberinde getirdiğine değindi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, özellikle gelişmiş ülkelerin, hızla yaşlanan nüfusları sebebiyle ciddi bir gelecek endişesi içinde olduğuna ve azalan genç nüfusun yerini diğer coğrafyalardan gelen göçmenlerle kapattığına dikkat çekti ve “Buna karşılık Asya ve Afrika kıtaları ile Güney Amerika, ortalamanın çok üzerinde büyüyen nüfuslarıyla, âdeta dünyanın geleceğine talipler” diye ekledi.

“BİZİM GİBİ ÜLKELER İÇİN NÜFUS GÜÇTÜR”

Türkiye’nin durumunun, Batı ülkeleri kadar vahim değilse de, çok da iç açıcı görünmediğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’de 65 yaş ve üzeri nüfus oranı yüzde 8,8’e ulaşarak 7,2 milyona çıktığını, 2040 yılında, şimdikinin yaklaşık iki katına ulaşılmasının beklendiğini söyledi.

Bu yüzden katıldığı tüm nikâh törenlerinde gençlere, en az üç çocuk, mümkünse daha fazlasını tavsiye ettiğini sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çünkü bilhassa da bizim gibi ülkeler için nüfus güçtür. Nüfusumuzu, en iyi şekilde beslemek, eğitmek, donatmak, istihdam alanları oluşturmak, altyapı hizmetleri vermek şartıyla bu gücü kullanabileceğimizi biliyoruz” dedi.

“YAŞLI HİZMETLERİNİ SADECE MADDİ İMKÂNLARLA SINIRLI GÖRMEK, ONLARA YAPILACAK EN BÜYÜK HAKSIZLIKTIR”

Nüfus yapısındaki değişimin, pek çok hususun yanı sıra, yaşlılara götürülecek hizmetlerin artırılması gerektiğine de işaret ettiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yaşlı hizmetlerini sadece maddi imkânlarla sınırlı görmek, onlara yapılacak en büyük haksızlıktır. Asıl olan yaşlılarımızın aile bütünlüğü içinde, etkinliklerini ve üretkenliklerini koruyarak, sosyal çevreleriyle birlikte bu dönemlerini geçirebilmelerini temin etmektir” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kimsesi kalmayan veya ailesiyle birlikte hayatını sürdürme imkânından mahrum olan yaşlılar için huzurevinden, bakım ve rehabilitasyon merkezlerine kadar her türlü altyapıyı oluşturmaları; kendi evinde hayatını sürdürmek isteyenler için de evde temizlik, yemek, sağlık hizmeti desteği gibi imkânları da sunmaları gerektiğini, kendilerinin de bunu yaptığını söyledi.

“AİLE BÜYÜKLERİMİZİN BİZE KATTIĞI ZENGİNLİKTEN, ÇOCUKLARIMIZI MAHRUM ETMEMELİYİZ”

Sözlerinin devamında, “Ama asıl olan yaşlılarımızın aileleriyle birlikte ve sosyal hayatın içinde ömürlerini geçirmelerini sağlamak olmalıdır” vurgusunda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplum olarak, yaşlılarını ‘koca’ diyerek, en yüksek makama oturtan, ‘ak saçlı’ ve ‘ak sakallı’ diyerek en üst toplumsal payeyi veren, bilgeliği ve pirliği yaşlılarla simgeleyen bir kültüre sahip olunduğuna dikkat çekti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şayet bir evde, büyükanne, büyükbaba, anne, baba ve torunlar bir arada yaşayabiliyorsa, o ev gerçekten günün 24 saati yaşayan, günün 24 saati içinde huzur bulunan bir yerdir. Olması gereken budur” şeklinde konuştu.

Ancak, büyükşehir hayatının böyle bir aile modelini giderek zorlaştırdığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu durumun, aile büyükleriyle ilişkilerin, neredeyse bayram ziyaretlerinin bile ihmal edildiği bir periyoda dönüşmesini asla kabul edemeyeceklerinin altını çizerek, “Aynı şehirde yaşayıp da, en azından her hafta sonu anne, babalarımızı torunlarıyla bir araya getirmiyorsak, hem çocuklarımıza hem büyüklerimize haksızlık yapıyor, vebal altına giriyoruz demektir” dedi.

Yaşlı bakım hizmetleri ve aktif yaşlanma konusu kadar, bu meseleye de önem vermeleri; bunun için teşvik mekanizmalarını kurmaları gerektiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerinin devamında şunları ekledi: “Ülkemizde, özellikle de sıkıntılı dönemlerde, ana, baba ocağının sığınılacak güvenli bir liman olarak görülmesi, köklerimizin hâlâ sağlam olduğunu gösteriyor. Hepimizin yetişmesinde emeği olan, fikir ve gönül dünyamızın şekillenmesinde katkısı bulunan aile büyüklerimizin bize kattığı zenginlikten, çocuklarımızı mahrum etmemeliyiz. Medeniyet ve kültür değerlerimizin nesillerden nesillere aktarılması konusunda büyüklerimizin rolünün, okuldan, öğretmenden, kitaptan daha fazla olduğuna inanıyorum. Dolayısıyla yaşlılarımıza sahip çıkmak, aynı zamanda geleceğimize sahip çıkmaktır.”

“İNSAN GENÇLİĞİNDE ÖĞRENİRKEN, YAŞLILIĞINDA ANLAR”

Tarihe bakıldığında en önemli eserlerin pek çoğunun, yaşlılık dönemlerinde verildiğine işaret ederek, Mimar Sinan’ın, en muhteşem eseri olan Selimiye Camii’ni inşa ettiğinde 80 yaşında verdiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Biruni, Cabir, Farabi, Cezeri, Kindi, Piri Reis, Erzurumlu İbrahim Hakkı gibi pek çok âlimin, asırlara ışık tutan eserlerini, bugün yaşlılık olarak nitelenen dönemlerinde verdiğini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Son nefesine kadar hep ileriye bakan nice bedeni yaşlı ruhu genç insanımız vardır. Gerçekten de, insan gençliğinde öğrenirken, yaşlılığında anlar. İşte o anlama kabiliyetinin değerine paha biçilemez. Bunun için ‘Yüzümüz değil, asıl aklımız buruşmaya başladığında yaşlanırız.’ diyoruz. Bizi yaşlandıran nüfus kâğıdımızdaki rakamlar değil; ülkemize, milletimize, şehrimize, ailemize hâlâ verecek bir şeylerimiz varken bunlardan imtina etmektir. Maddi ve manevi anlamda üretkenliğini devam ettiren yaşlılarımız, kendileriyle birlikte topluma da çok büyük katkıda bulunmuş olur.”

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın 2019-2023 dönemini kapsayan Yaşlı Vizyon Belgesi hazırladığını ve bu çalışmada yaşlıların pek çok alana aktif katılımını desteklemeyi amaçlayan programların yer aldığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2003 yılından bu yana, yaşlılar için çok önemli hizmetleri hayata geçirdiklerine dikkat çekti.

“KÖKLERİMİZİN EN GÜÇLÜ GÖSTERGESİ YAŞLILARIMIZLA KURDUĞUMUZ İLİŞKİ BİÇİMİDİR”

“Kimsesizlerin kimsesi bir sosyal devlet olduğumuzu göstererek, hiçbir yaşlımızı sokakta veya çaresiz bir şekilde dört duvar arasında bırakmıyor, hepsine de sahip çıkıyoruz” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün ülkede 396 huzurevinde 33 bin 146 kişilik bir kapasite olduğunu, 65 yaşını geçenlere ödenen yaşlılık maaşını 24 liradan 601 liraya çıkardıklarını, geliri asgari ücretin üçte ikisinden az olan yaşlılara hizmet alımı yoluyla bakım hizmeti verdiklerini, engelli yaşlıların evlerinde bakımı için 1.305 lira ödendiğini, 65 yaş üzeri kişilerin tüm şehir içi ulaşımdan ücretsiz, şehirlerarası demiryolu ve denizyolu ulaşımında ise yüzde 50 indirimli yararlanmasını sağladıklarını hatırlattı.

Evde bakım ve gündüzlü bakım hizmetlerini desteklenmesi amacıyla başlatılan Yaşlı Destek Programıyla 35 binden fazla kişiye ulaşıldığını, Aktif Yaşam Merkezleriyle, yaşlı ve engellilerin sosyal hayata katılımlarını kolaylaştırdıklarını, emeklilere 1000’er lira bayram ikramiye vermeye başladıklarını da sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunların yanında daha pek çok hizmetle, yaşlılarımız için ‘kimsesizlerin kimsesi’ olma sözümüzü yerine getiriyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Antik Roma döneminin filozoflarından Çiçero, eski Atina’ya ilişkin şöyle bir hadise anlatır: ‘Atina’da ihtiyar bir adam tiyatroya gider. Kendisine Atinalıların oturduğu bölümde kimse yer vermez. Bunun üzerine ihtiyar Spartalıların oturduğu bölüme geçmek zorunda kalır. Orada hemen ihtiyara yer açılır. Atinalılar ise bu davranışı alkışlarla karşılarlar. Çünkü Atinalılar iyilik nedir bilirler, ama yapmak istemezler.’ Evet, dünyamızın hızla Atinalılaştığı bir dönemde, yaşlılarımıza sahip çıkmayı, onlara saygıda kusur etmemeyi, onları hep el üstünde tutmayı boynumuzun borcu olarak görüyoruz. Yaşlıların tek başına hayatlarını sürdürdüğü, çocukların de tek başlarına büyüdüğü bir dünya, bizim dünyamız değildir. Biz köklerimizle varız. Köklerimizin en güçlü göstergesi de yaşlılarımızla, ak saçlılarımızla kurduğumuz ilişki biçimidir. Huzurevi tabelalarının arttığı değil, kuşakların aynı çatı altında birlikte yaşadığı veya ilişkilerin her gün kesintisiz sürdüğü bir Türkiye istiyoruz. Anneciğini, babacığını huzurevine bırakan evlatlar değil, onlarla beraber yaşayan evlatlar istiyoruz. Tarihimizde ve kültürümüzde zaten var olan bu toplumsal yapıyı korumak ve ihya etmek için çalışmayı sürdüreceğiz.”

Konuşmasının sonunda, Yaşlılar Şûrası’nın, bu doğrultuda yapılacak çalışmaların daha derli toplu, daha bilinçli ve daha süratli yürütülmesine vesile olacak bir milat hâline dönüşmesini dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini, “Her birinize sağlıklı, huzurlu, daha nice güzel anılar biriktireceğiniz, güzel başarılara imza atacağınız bir ömür diliyorum” temennisiyle tamamladı.

 

 

Önceki HaberSonraki Haber

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Cumhurbaşkanı Erdoğan, KKTC’de Kapalı Maraş bölgesinde incelemelerde bulundu 0 88010

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ziyareti kapsamında, KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ile birlikte 46 yıldır kapalı tutulan ve alınan kararla kademeli olarak açılmaya başlanan Kapalı Maraş bölgesini ziyaret etti.

Ziyareti sırasında gazetecilere açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, KKTC’nin 37’nci kuruluş yıl dönümünde Ada’da bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Kapalı Maraş’ı gördükten sonra “Niçin acaba Güney ve Kuzey olarak bu kapalı Maraş bölgesi bütün bu güzelliğiyle buraların halkından uzak tutulmuş” diye düşündüğünü ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şimdi Taşınmaz Mal Komisyonu’n da devreye girmesiyle Güney’de kimler varsa Taşınmaz Mal Komisyonu’na müracaat etmek suretiyle buradaki malları neredeyse, nasılsa bunların hepsinin bedeli ödenmek suretiyle bir defa buralar sahiplerini bulur ve sahiplerini bulduktan sonra da bu iş çözüme kavuşur” açıklamasında bulundu.

“KUZEY KIBRIS’A YAPILAN ADALETSİZLİĞİ HAZMETMEK MÜMKÜN DEĞİL”

“Uluslararası bakış, hiçbir zaman Kuzey Kıbrıs’ı adil paylaşımda muhatap almamıştır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Güney’e Bürgenstock’ta ki yaptığımız görüşmelerde alınan karara uymamalarına rağmen referanduma uymamalarına rağmen, Kuzey’i ne yazık ki adeta mahkûm etmişler, Güney’i ise Avrupa Birliği’nin üyesi yapmışlardır. O çalışmaların, o görüşmelerin bizzat içinde olan bir insan olarak o görüşmelerdeki, o müzakerelerdeki bir insan olarak yani Kuzey Kıbrıs’a yapılan bu adaletsizliği hiçbir zaman hazmetmek mümkün değil. Artık kendi göbeğimizi kendimiz kesmek durumundayız. Onun için de bugünkü Kapalı Maraş bölgesine attığımız bu adım 15 gün önce Kapalı Maraş bölgesiyle ilgili buraya atılan adım ve süratle buradaki şöyle yapılan çalışmalarla yeni bir süreç başlamıştır. Buranın gerçek sahipleri aslında bellidir ve şimdi de gerçek sahiplerine burası kavuşacağı günü beklemektedir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ı da Kapalı Maraş bölgesini açma kararından dolayı tebrik ederek, atılacak her adımda Türkiye olarak KKTC ile beraber hareket edeceklerinin altını çizdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ziyaretinde eşi Emine Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de eşlik etti.

“Doğu Akdeniz’de ülkemizin ve KKTC’nin adil bir şekilde yer almadığı hiçbir denklem barış ve istikrar üretemez” 0 88783

Cumhurbaşkanı Erdoğan, KKTC’de 15 Kasım Cumhuriyet Bayramı Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Doğu Akdeniz’de ülkemizin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin adil bir şekilde yer almadığı hiçbir denklem barış ve istikrar üretemez. Doğu Akdeniz’deki haklarımızı korumakta kararlıyız. Geride bıraktığımız dönemde yaşananlar, bu konudaki güçlü irademizin nişanesidir” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) başkenti Lefkoşa’da düzenlenen 15 Kasım Cumhuriyet Bayramı Töreni’ne katıldı.

Törende konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, KKTC’nin 37’nci kuruluş yıl dönümünde bulunmaktan duyduğu bahtiyarlığı dile getirerek Türkiye’den KKTC’lilere selamlar getirdiğini söyledi.

“KIBRIS TÜRK’Ü KARDEŞLERİMİZ ARTIK GELECEKLERİNE DAHA BÜYÜK BİR UMUTLA, GÜVENLE BAKIYOR”

“Türk milletinin, Türkiye Cumhuriyeti’nden sonraki ikinci bağımsız devleti Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, hepimiz için iftihar kaynağıdır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Anadolu’dan Akdeniz’deki ufka, buradan Anadolu’ya bakarak nazlı nazlı dalgalanan ay yıldızlı bayraklarımız, millî davamızın ulaştığı noktayı gösteriyor. Varlıklarına yönelik sayısız saldırıya rağmen Kıbrıs Türkleri, hamdolsun kendi topraklarında başı dik, onurlu ve özgür bir şekilde yaşıyor. Kıbrıs Türk’ü kardeşlerimiz, artık geleceklerine daha büyük bir umutla, güvenle bakıyor” ifadesini kullandı.

KKTC’nin bugünlere kolay gelmediğini, nice şehitler vererek istiklalini kazandığını, onca zulme, işkenceye, ihanete rağmen mücadele sancağını asla yere düşürmediğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Mücahitlerimizin ve Mehmetçiğin destansı mücadeleleri sayesinde, hamdolsun zafere ulaştık. Bu vesileyle, Kıbrıs Türkü’nün özgürlük mücadelesinin lideri Dr. Fazıl Küçük ve Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş başta olmak üzere, Kıbrıs Türk halkının kıyamında emeği geçen herkese Allah’tan rahmet diliyorum” dedi.

“KIBRIS’LA İLGİLİ SİYASİ SORUNLAR HÂLÂ DEVAM EDİYOR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kıbrıs’ın tarihin her döneminde cazibesini korumuş, her toplumun rüyalarını süslemiş kadim bir coğrafya olduğuna işaret ederek şöyle konuştu: “Medeniyetimizin bin 400 yıla, Osmanlının 450 yıla yakındır mührünü taşıyan Kıbrıs, maalesef son 1,5 asırdır belirsizliğin hâkim olduğu çalkantılı bir süreç yaşamıştır. Rumların artan katliam ve saldırılarının ardından gerçekleştirdiğimiz 1974 Barış Harekâtı ile fiilen istikrara kavuşan Kıbrıs’la ilgili siyasi sorunlar hâlâ devam ediyor. Kıbrıs meselesinin, Kıbrıs Türk halkının meşru haklarını ve güvenliğini temin edecek şekilde; adil, kalıcı, sürdürülebilir bir çözüme kavuşturulması önceliğimizdir. Türk tarafı olarak en başından beri bu doğrultuda çok güçlü irade ortaya koyduk; yapıcı fikirler sunduk; iyi niyetle çaba gösterdik. Ancak, sadece bir tarafın çabası çözümün kilidini açmaya yetmiyor. Kıbrıs Türk’ü 2004 yılında çözüm için, barış ve demokrasi uğruna, dünyayla bütünleşmek adına Annan Planı’na ‘evet’ dedi. Rum tarafı ise, masada planı kabul eden liderlerinin bizzat yürüttüğü ‘hayır’ kampanyası sonucunda Kıbrıs Türkü’yle ortak bir gelecek kurmayı reddetti. 2017’de İsviçre’de Rum tarafı, ‘Kıbrıs Türkü’yle bırakın siyasi gücü, refahı, hastaneleri bile paylaşmam’ diyerek yine masadan kaçtı.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk tarafının attığı adımlara rağmen Avrupa Birliği’nin verdiği sözleri yerine getirmediğini, idari ve mali noktada vermesi gereken desteği KKTC’ye vermediğini vurguladı.

“KIBRIS’TA İKİ AYRI DEMOKRATİK DÜZEN VE İKİ AYRI DEVLET VARDIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kıbrıs’ta, 1963’te silah zoruyla bozulan, 1974’te ise Yunan cuntasının düzenlediği darbeyle tamamen ortadan kalkan ortaklığı, Rumlarla birlikte yeniden tesis etmek mümkün değildir. Eskilerin dediği gibi, ‘dünün güneşiyle, bugünün çamaşırı kurutulmaz’. Bugün Kıbrıs’ta iki ayrı halk, iki ayrı demokratik düzen ve iki ayrı devlet vardır. Çözüm çabaları da bu gerçeklere dayanmalıdır” değerlendirmesinde bulundu.

Rumların, iktidarı ve refahı, adanın ortak sahibi Kıbrıs Türkleriyle eşit olarak paylaşmak istemediklerini ve bunu da açıkça söylediklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hidrokarbon kaynakları konusunda Kıbrıs Türkleriyle masaya oturmaktan sürekli kaçmalarının sebebi de budur. Garantör ülke olarak bizim de, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin de, bu diplomasi oyunlarına artık tahammülümüz kalmamıştır” açıklamasında bulundu.

KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ı ve KKTC Hükûmetini 46 yıldır kapalı olan Maraş’ın kullanıma açılması yönünde aldıkları cesur karardan dolayı bir kez daha tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Maraş kısa sürede yeniden hayat bularak çözümsüzlüğün sembolü olmaktan kurtulacağına inandığını söyledi.

Bu adımdan rahatsız olanların şimdi mağduriyet edebiyatı yaptığını, oysa Kıbrıs meselesinde tek mağdur tarafın yıllardır yok sayılan, hakları sürekli gasp edilen Kıbrıs Türk’ü olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Maraş’ta atılan adımın amacı, yeni mağduriyetler oluşturmak değil, bilakis mevcut mağduriyetlerin giderilmesini sağlamaktır. Mülkiyet haklarına riayet edilerek yürütülecek çalışmalar sonucunda, Maraş’ta herkesin yararına olacak yeni bir dönem başlayacaktır” diye konuştu.

“DİPLOMASİ VE MÜZAKERE, BİZLERİ ORTAK FAYDAYA ULAŞTIRACAK EN KISA YOLDUR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yıllardır Doğu Akdeniz’deki enerji kaynaklarının iş birliği için fırsat olması gerektiğini söylediklerini anımsatarak iyi niyetli çabalarının karşılığını bir türlü alamadıklarını, Avrupa ülkelerinin diplomasi fırsatlarını değerlendirmediği gibi Yunanistan’ın ve Kıbrıs Rum kesiminin şımarıklıklarına boyun eğdiğini kaydetti.

Verilen sözlerin hilafına, Kıbrıs meselesi çözülmeden Avrupa Birliği’ne üye yapılan Rum tarafının, Kıbrıs Türklerini yok sayarak 2003’te Mısır’la, 2007’de Lübnan’la ve 2010’da İsrail’le deniz yetki alanlarının belirlenmesi için anlaşmalar imzaladığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rum tarafının bununla da yetinmeyip, 2007 yılında sözde ruhsat sahaları belirleyerek, uluslararası ihaleler açtığını, 2011 yılında da ilk sondajı gerçekleştirdiğini anlattı.

“Doğu Akdeniz’de ülkemizin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin adil bir şekilde yer almadığı hiçbir denklem barış ve istikrar üretemez” uyarısını yineleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “Doğu Akdeniz’deki haklarımızı korumakta kararlıyız. Geride bıraktığımız dönemde yaşananlar, bu konudaki güçlü irademizin nişanesidir. Elbette anlaşmazlıkların diyalogla, uluslararası hukuk temelinde ve hakkaniyete uygun biçimde çözümü öncelikli tercihimizdir. Biz kimsenin hakkına, hukukuna el uzatmıyoruz, sadece Rum-Yunan ikilisinin haklarımızı gasp etmesine engel olmaya çalışıyoruz. Sorunun çözümünün gerilimi daha da tırmandırmaktan değil, müzakere masasından geçtiğine inanıyoruz. Diplomasi ve müzakere, bizleri ortak faydaya ulaştıracak en kısa yoldur. Kıbrıs Türklerinin de yer alacağı Doğu Akdeniz Konferansı önerimiz, bu irademizin samimi bir ifadesidir. Arzumuz, Avrupa Birliği’nin uzattığımız eli havada bırakmaması, Avrupa dayanışması adına çözümü zorlaştıracak adımlardan imtina etmesidir. Karadeniz’de keşfettiğimiz 405 milyar metreküplük doğal gaz rezervi, enerjiyi iş birliği vesilesine dönüştürme irademizi daha kuvvetlendirmiştir. Karadeniz’de olduğu gibi inşallah Doğu Akdeniz’deki araştırma faaliyetlerimizden de müjdeli haberler alacağımıza inanıyoruz. Doğu Akdeniz’deki sismik araştırma ve sondaj faaliyetlerimize, belirlediğimiz çerçevede adil bir anlaşma sağlanana kadar kararlılıkla devam edeceğiz.”

“HİÇBİR ZAMAN BİZ KUZEY KIBRISIMIZI YALNIZ BIRAKMAYACAĞIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, KKTC’yi daha da güçlendirecek çalışmaları, büyük çaplı projeleri hayata geçirmeye devam edeceklerini belirterek 2015 yılında KKTC’nin içme suyu sorununu çözdüklerini, Su Temin Projesi’nin tarımsal sulama kısmının çalışmalarının da devam ettiğini açıkladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şimdi de denizin altından doğal gaz hattı çalışması ve yine deniz altından kabloyla elektrik enerjisi getirme çalışmalarının sürdüğü müjdesini verdi.

“Hiçbir zaman biz Kuzey Kıbrısımızı yalnız bırakmayacağız, desteksiz bırakmayacağız” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, tarımdan turizme, küçük esnaftan sosyal yardımlara kadar farklı alanlarda finansman desteği içeren 2,3 milyar liralık mali iş birliği anlaşmasının imzalandığını da bildirdi.

“KIBRIS TÜRKLERİYLE, GÜÇLÜ VE MÜREFFEH BİR ORTAK GELECEK KURMAK İÇİN DAHA ÇOK ÇALIŞACAĞIZ”

Kovid-19’la mücadele çalışmaları için KKTC’ye 149 milyon lira ayni ve nakdi destek sağladıklarını, çok kısa bir zamanda inşa edilen Lefkoşa Acil Durum Hastanesinin açılışının da bugün gerçekleştirileceğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, Millî Eğitim Bakanlığının Eğitim Bilişim Ağı uygulamasını, kademeli olarak KKTC’deki öğrencilerin kullanımına açtıklarını, “ARMA” olarak adlandırılan iş birliği modeli ile de 18 sanayi altyapı projesini hayata geçirdiklerini söyledi.

KKTC’nin altyapı projelerine bu yıl 162 milyon lira aktardıklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sürdürülebilir bir ekonomik yapının inşası yönündeki gayretlerimizi artırarak devam ettiriyoruz. Önümüzdeki zorluklara rağmen, Kıbrıs Türk halkının hayat kalitesini daha da üst düzeye çıkaracak imkâna ve iradeye sahibiz. Anavatan ve Garantör Türkiye, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ve Kıbrıs Türk halkının yanında olacaktır. Kendi canımızdan bir parça olarak gördüğümüz Kıbrıs Türkleriyle, güçlü ve müreffeh bir ortak gelecek kurmak için daha çok çalışacağız” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Azerbaycan’ın Ermenistan’ın 28 yıldır işgal ettiği topraklarını 44 günde kurtardığını hatırlatarak, “Buradan Azerbaycanlı kardeşlerime, kardeş Kuzey Kıbrıs’tan selam gönderiyoruz. İnşallah en yakın zamanda Sayın Cumhurbaşkanımız buradan Azerbaycan’a bir ziyaret yapmak suretiyle inşallah bu adımı çok daha farklı bir duruma getirecektir” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizler tek yürek, tek bilek olduğumuz müddetçe, Allah’ın izniyle üstesinden gelemeyeceğimiz zorluk, aşamayacağımız engel yoktur. Bu düşüncelerle sözlerime son verirken, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni bugünlere ulaştıran aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyor, kahraman mücahit ve gazilerimizi şükranla anıyorum. Daha nice yıl dönümlerini birlikte kutlamayı Rabbimden niyaz ediyorum. Cumhuriyet Bayramınız Kutlu Olsun” sözleriyle konuşmasını tamamladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tören öncesinde, KKTC’de Atatürk Anıtı’nı ziyaret ederek çelenk bıraktı. Atatürk Anıtı’nda saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, anıt özel defterinin imzaladı.

Törenlerde; Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de eşlik etti.

HABER BURDA

TAKVİM

Şubat 2019
P S Ç P C C P
« Oca   Mar »
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728