“Yaşlılarımıza sahip çıkmak geleceğimize sahip çıkmaktır” 0 99973

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birinci Yaşlılık Şûrası’nda yaptığı konuşmada, “Medeniyet ve kültür değerlerimizin nesillerden nesillere aktarılması konusunda büyüklerimizin rolünün, okuldan, öğretmenden, kitaptan daha fazla olduğuna inanıyorum. Dolayısıyla yaşlılarımıza sahip çıkmak, aynı zamanda geleceğimize sahip çıkmaktır” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birinci Yaşlılık Şûrası’na katıldı. Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen şûrada Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir konuşma yaptı.

Şûranın; ülke, millet ve özellikle yaşlılar için hayırlara vesile olmasını temennisinde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, etkinliği düzenleyen Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile emeği geçenleri kutlayarak etkinlikte görüş ve teklifleriyle katkı sağlayanlara teşekkür etti.

“HERKESİN UZUN YAŞAMAK İSTEDİĞİ AMA YAŞLANMAK İSTEMEDİĞİ BİR DÜNYANIN İÇİNDEYİZ”

İlk insandan bugüne yaşlılığın, hayatın kaçınılmaz bir dönemi olarak insanın karşısına çıktığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Herkesin uzun yaşamak istediği ama yaşlanmak istemediği bir dünyanın içindeyiz. En önemlisi de, hangi yaşta bulunduğumuzdan ziyade o vakte kadar ne yaptığımız, nasıl yaşadığımızdır” diye konuştu.

Dünya nüfusunun, özellikle gelişmiş ülkelerde, hızla yaşlandığına, birkaç asır önce 40’ı bulmayan ortalama hayat süresinin, bugün 70’in üzerinde olduğuna, bazı ülkelerde bu sürenin 90’ı zorladığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu durumun, çözüm bekleyen pek çok meseleyi de beraberinde getirdiğine değindi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, özellikle gelişmiş ülkelerin, hızla yaşlanan nüfusları sebebiyle ciddi bir gelecek endişesi içinde olduğuna ve azalan genç nüfusun yerini diğer coğrafyalardan gelen göçmenlerle kapattığına dikkat çekti ve “Buna karşılık Asya ve Afrika kıtaları ile Güney Amerika, ortalamanın çok üzerinde büyüyen nüfuslarıyla, âdeta dünyanın geleceğine talipler” diye ekledi.

“BİZİM GİBİ ÜLKELER İÇİN NÜFUS GÜÇTÜR”

Türkiye’nin durumunun, Batı ülkeleri kadar vahim değilse de, çok da iç açıcı görünmediğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’de 65 yaş ve üzeri nüfus oranı yüzde 8,8’e ulaşarak 7,2 milyona çıktığını, 2040 yılında, şimdikinin yaklaşık iki katına ulaşılmasının beklendiğini söyledi.

Bu yüzden katıldığı tüm nikâh törenlerinde gençlere, en az üç çocuk, mümkünse daha fazlasını tavsiye ettiğini sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çünkü bilhassa da bizim gibi ülkeler için nüfus güçtür. Nüfusumuzu, en iyi şekilde beslemek, eğitmek, donatmak, istihdam alanları oluşturmak, altyapı hizmetleri vermek şartıyla bu gücü kullanabileceğimizi biliyoruz” dedi.

“YAŞLI HİZMETLERİNİ SADECE MADDİ İMKÂNLARLA SINIRLI GÖRMEK, ONLARA YAPILACAK EN BÜYÜK HAKSIZLIKTIR”

Nüfus yapısındaki değişimin, pek çok hususun yanı sıra, yaşlılara götürülecek hizmetlerin artırılması gerektiğine de işaret ettiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yaşlı hizmetlerini sadece maddi imkânlarla sınırlı görmek, onlara yapılacak en büyük haksızlıktır. Asıl olan yaşlılarımızın aile bütünlüğü içinde, etkinliklerini ve üretkenliklerini koruyarak, sosyal çevreleriyle birlikte bu dönemlerini geçirebilmelerini temin etmektir” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kimsesi kalmayan veya ailesiyle birlikte hayatını sürdürme imkânından mahrum olan yaşlılar için huzurevinden, bakım ve rehabilitasyon merkezlerine kadar her türlü altyapıyı oluşturmaları; kendi evinde hayatını sürdürmek isteyenler için de evde temizlik, yemek, sağlık hizmeti desteği gibi imkânları da sunmaları gerektiğini, kendilerinin de bunu yaptığını söyledi.

“AİLE BÜYÜKLERİMİZİN BİZE KATTIĞI ZENGİNLİKTEN, ÇOCUKLARIMIZI MAHRUM ETMEMELİYİZ”

Sözlerinin devamında, “Ama asıl olan yaşlılarımızın aileleriyle birlikte ve sosyal hayatın içinde ömürlerini geçirmelerini sağlamak olmalıdır” vurgusunda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplum olarak, yaşlılarını ‘koca’ diyerek, en yüksek makama oturtan, ‘ak saçlı’ ve ‘ak sakallı’ diyerek en üst toplumsal payeyi veren, bilgeliği ve pirliği yaşlılarla simgeleyen bir kültüre sahip olunduğuna dikkat çekti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şayet bir evde, büyükanne, büyükbaba, anne, baba ve torunlar bir arada yaşayabiliyorsa, o ev gerçekten günün 24 saati yaşayan, günün 24 saati içinde huzur bulunan bir yerdir. Olması gereken budur” şeklinde konuştu.

Ancak, büyükşehir hayatının böyle bir aile modelini giderek zorlaştırdığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu durumun, aile büyükleriyle ilişkilerin, neredeyse bayram ziyaretlerinin bile ihmal edildiği bir periyoda dönüşmesini asla kabul edemeyeceklerinin altını çizerek, “Aynı şehirde yaşayıp da, en azından her hafta sonu anne, babalarımızı torunlarıyla bir araya getirmiyorsak, hem çocuklarımıza hem büyüklerimize haksızlık yapıyor, vebal altına giriyoruz demektir” dedi.

Yaşlı bakım hizmetleri ve aktif yaşlanma konusu kadar, bu meseleye de önem vermeleri; bunun için teşvik mekanizmalarını kurmaları gerektiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerinin devamında şunları ekledi: “Ülkemizde, özellikle de sıkıntılı dönemlerde, ana, baba ocağının sığınılacak güvenli bir liman olarak görülmesi, köklerimizin hâlâ sağlam olduğunu gösteriyor. Hepimizin yetişmesinde emeği olan, fikir ve gönül dünyamızın şekillenmesinde katkısı bulunan aile büyüklerimizin bize kattığı zenginlikten, çocuklarımızı mahrum etmemeliyiz. Medeniyet ve kültür değerlerimizin nesillerden nesillere aktarılması konusunda büyüklerimizin rolünün, okuldan, öğretmenden, kitaptan daha fazla olduğuna inanıyorum. Dolayısıyla yaşlılarımıza sahip çıkmak, aynı zamanda geleceğimize sahip çıkmaktır.”

“İNSAN GENÇLİĞİNDE ÖĞRENİRKEN, YAŞLILIĞINDA ANLAR”

Tarihe bakıldığında en önemli eserlerin pek çoğunun, yaşlılık dönemlerinde verildiğine işaret ederek, Mimar Sinan’ın, en muhteşem eseri olan Selimiye Camii’ni inşa ettiğinde 80 yaşında verdiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Biruni, Cabir, Farabi, Cezeri, Kindi, Piri Reis, Erzurumlu İbrahim Hakkı gibi pek çok âlimin, asırlara ışık tutan eserlerini, bugün yaşlılık olarak nitelenen dönemlerinde verdiğini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Son nefesine kadar hep ileriye bakan nice bedeni yaşlı ruhu genç insanımız vardır. Gerçekten de, insan gençliğinde öğrenirken, yaşlılığında anlar. İşte o anlama kabiliyetinin değerine paha biçilemez. Bunun için ‘Yüzümüz değil, asıl aklımız buruşmaya başladığında yaşlanırız.’ diyoruz. Bizi yaşlandıran nüfus kâğıdımızdaki rakamlar değil; ülkemize, milletimize, şehrimize, ailemize hâlâ verecek bir şeylerimiz varken bunlardan imtina etmektir. Maddi ve manevi anlamda üretkenliğini devam ettiren yaşlılarımız, kendileriyle birlikte topluma da çok büyük katkıda bulunmuş olur.”

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın 2019-2023 dönemini kapsayan Yaşlı Vizyon Belgesi hazırladığını ve bu çalışmada yaşlıların pek çok alana aktif katılımını desteklemeyi amaçlayan programların yer aldığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2003 yılından bu yana, yaşlılar için çok önemli hizmetleri hayata geçirdiklerine dikkat çekti.

“KÖKLERİMİZİN EN GÜÇLÜ GÖSTERGESİ YAŞLILARIMIZLA KURDUĞUMUZ İLİŞKİ BİÇİMİDİR”

“Kimsesizlerin kimsesi bir sosyal devlet olduğumuzu göstererek, hiçbir yaşlımızı sokakta veya çaresiz bir şekilde dört duvar arasında bırakmıyor, hepsine de sahip çıkıyoruz” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün ülkede 396 huzurevinde 33 bin 146 kişilik bir kapasite olduğunu, 65 yaşını geçenlere ödenen yaşlılık maaşını 24 liradan 601 liraya çıkardıklarını, geliri asgari ücretin üçte ikisinden az olan yaşlılara hizmet alımı yoluyla bakım hizmeti verdiklerini, engelli yaşlıların evlerinde bakımı için 1.305 lira ödendiğini, 65 yaş üzeri kişilerin tüm şehir içi ulaşımdan ücretsiz, şehirlerarası demiryolu ve denizyolu ulaşımında ise yüzde 50 indirimli yararlanmasını sağladıklarını hatırlattı.

Evde bakım ve gündüzlü bakım hizmetlerini desteklenmesi amacıyla başlatılan Yaşlı Destek Programıyla 35 binden fazla kişiye ulaşıldığını, Aktif Yaşam Merkezleriyle, yaşlı ve engellilerin sosyal hayata katılımlarını kolaylaştırdıklarını, emeklilere 1000’er lira bayram ikramiye vermeye başladıklarını da sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunların yanında daha pek çok hizmetle, yaşlılarımız için ‘kimsesizlerin kimsesi’ olma sözümüzü yerine getiriyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Antik Roma döneminin filozoflarından Çiçero, eski Atina’ya ilişkin şöyle bir hadise anlatır: ‘Atina’da ihtiyar bir adam tiyatroya gider. Kendisine Atinalıların oturduğu bölümde kimse yer vermez. Bunun üzerine ihtiyar Spartalıların oturduğu bölüme geçmek zorunda kalır. Orada hemen ihtiyara yer açılır. Atinalılar ise bu davranışı alkışlarla karşılarlar. Çünkü Atinalılar iyilik nedir bilirler, ama yapmak istemezler.’ Evet, dünyamızın hızla Atinalılaştığı bir dönemde, yaşlılarımıza sahip çıkmayı, onlara saygıda kusur etmemeyi, onları hep el üstünde tutmayı boynumuzun borcu olarak görüyoruz. Yaşlıların tek başına hayatlarını sürdürdüğü, çocukların de tek başlarına büyüdüğü bir dünya, bizim dünyamız değildir. Biz köklerimizle varız. Köklerimizin en güçlü göstergesi de yaşlılarımızla, ak saçlılarımızla kurduğumuz ilişki biçimidir. Huzurevi tabelalarının arttığı değil, kuşakların aynı çatı altında birlikte yaşadığı veya ilişkilerin her gün kesintisiz sürdüğü bir Türkiye istiyoruz. Anneciğini, babacığını huzurevine bırakan evlatlar değil, onlarla beraber yaşayan evlatlar istiyoruz. Tarihimizde ve kültürümüzde zaten var olan bu toplumsal yapıyı korumak ve ihya etmek için çalışmayı sürdüreceğiz.”

Konuşmasının sonunda, Yaşlılar Şûrası’nın, bu doğrultuda yapılacak çalışmaların daha derli toplu, daha bilinçli ve daha süratli yürütülmesine vesile olacak bir milat hâline dönüşmesini dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini, “Her birinize sağlıklı, huzurlu, daha nice güzel anılar biriktireceğiniz, güzel başarılara imza atacağınız bir ömür diliyorum” temennisiyle tamamladı.

 

 

Önceki HaberSonraki Haber

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Demokrasi ve Özgürlükler Adası Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katılımıyla açıldı 0 88005

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nın açılış töreninde yaptığı konuşmada, adadaki her bir tesise tarihî anlamına uygun isimler verildiğini belirterek, “Tüm bu sembolleriyle Demokrasi ve Özgürlükler Adası ülkemizin geçmişten bugüne verdiği istiklal ve istikbal mücadelesiyle gönüllerdeki hasbi sevginin nişanesi olacaktır” dedi.

1960’daki askerî darbenin ardından dönemin Başbakanı Adnan Menderes ve arkadaşlarının idam kararlarının alındığı Yassıada, yeniden düzenlenme çalışmalarının ardından kongre ve sergi alanlarının yer aldığı “Demokrasi ve Özgürlükler Adası” adıyla açıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nın açılış töreninde yaptığı konuşmada, Türkiye’nin 60 yıl önce tarihinin en kara günlerinden biri olan 27 Mayıs darbesine maruz kaldığını hatırlattı.

Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki bir grup cuntacının gerçekleştirdiği darbenin ardından yaşananların adalet ve insanlık adına utanç verici olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Üzerinde bulunduğumuz Yassıada’da, diğer bir ifadeyle ‘Yaslıada’da yapılan ve bizzat faillerinin itirafıyla önceden verilen emirlerin uygulanması şeklinde geçen yargılamaların sonu çok büyük bir faciayla bitmişti” dedi.

“YASSIADA’DA YAPILAN İŞ YARGILAMA DEĞİL, BİR HUKUK CİNAYETİYDİ”

Türkiye’ye yıllarca hizmet eden ve millî iradenin temsilcisi konumundaki Demokrat Parti’nin yöneticilerinin yargılamaları boyunca her türlü hakarete, işkenceye, iftiraya maruz kaldığı anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aslında burada yapılan iş yargılama değil, darbe yaparak anayasayı çiğneyenlerin ülkenin meşru yöneticilerini anayasayı ihlal ithamıyla giriştikleri bir hukuk cinayetiydi” ifadesini kullandı.

“Yassıada’da aylar boyunca tam anlamıyla bir zulüm makinesi işletilmiştir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, dönemin cumhurbaşkanı, başbakanı, bakanları, komutanları, milletvekilleri ve bürokratlarının hiçbir somut suçları olmadığı hâlde kin ve nefret ürünü insanlık dışı muamelelere maruz bırakıldıklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İstiklal Harbi’mizin kahramanlarından olan bu ülkenin cumhurbaşkanını intihara teşebbüs noktasına kadar getirdiler. Nezaketi, kibarlığı, insani hasletleri dillere destan olan bir başbakanı idama götürürken bile prostat muayenesi bahanesiyle aşağılamaya kalkacak kadar alçaldılar. Bu ülkenin yüreği vatan sevdasıyla dolu genelkurmay başkanını darbecilere katılmayı reddettiği için bir teğmene tokatlatarak tarihimizde görülmemiş rezillikler sergilediler” ifadelerini kullandı.

“MENDERES’İ VE ARKADAŞLARINI İDAM SEHPASINA ÇIKARTANLARIN ALINLARINDAKİ KARA LEKE HİÇBİR ZAMAN SİLİNMEYECEKTİR”

Yassıada’da idam kararları alınan dönemin Başbakanı Adnan Menderes ile bakanları Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu’nun idam sehpasına vakarla, gururla, inançla yürüdüğünün altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Darbeden yaklaşık 16 ay sonra, 16 ve 17 Eylül 1961 tarihinde gerçekleşen bu idamlar milletimizin yüreğine kor bir ateş gibi düşmüştür. Aslında o gün hukuk ve adalet ayaklar altına alınarak idam sehpasına gönderilen milletin bu üç adamı değil, bizatihi millî iradenin ta kendisi olmuştur. Darbe ile görevinden indirilen, Yassıada’da kurulan tiyatro mahkemelerde yargılanan rahmetli Menderes ve arkadaşları değil, tarihi, kültürü, değerleri ve inançlarıyla milletimizdi. Ama bilmiyorlardı ki Türk milletinin kalbindeki sevgiyi, yüreğindeki ateşi söndürmeye, onu hedeflerinden koparmaya bir avuç darbecinin gücü yetmezdi. Bu vesileyle sürgüne gönderildiği Hindistan’dan idam kararlarının hukuki ve meşru olmadığını, insanlık duygularıyla uyuşmadığını belirterek trajediyi engellemek için çırpınan merhum Alparslan Türkeş’i de rahmetle yâd ediyoruz. Menderes’i ve arkadaşlarını idam sehpasına çıkartanların ve onları destekleyenlerin alınlarındaki kara leke hiçbir zaman silinmeyecektir. Buna karşılık Menderes ve arkadaşlarının milletimizin kalbindeki mümtaz yeri her geçen yıl daha da güçlenerek hep devam edecektir.”

Yassıada zindanlarında uzun süre hapis kalan şair Faruk Nafiz Çamlıbel’in “Zindan Duvarları” isimli şiirinden bölümler okuyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Evet, idam sehpasındaki son sözü ‘Devletime ve milletime ebedi saadetler dilerim’ olan rahmetli Menderes’in aziz hatırasına sahip çıkmak hepimizin boynunun borcudur. İdama götürülürken önce -burası da çok önemli- abdestimi alıp iki rekât namaz kılıp ardından altındaki sandalyeyi kendisi iterek düşüren ve celladına da sen çekil, o sandalyeyi ben iterim diyen Fatin Rüştü Zorlu’nun hatırasına sahip çıkmak hepimizin boynunun borcudur. Kişilik bu, kimlik bu, şahsiyet bu, mesele bu. Başarılı bir Maliye Bakanı olduğu hâlde sırf geçmişte darbecilere istedikleri imtiyazları sağlamadığı için kendisine kin beslenen Hasan Polatkan’ın hatırasına sahip çıkmak hepimizin boynunun borcudur” dedi.

8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın gayretleriyle Menderes, Zorlu ve Polatkan’ın kabirlerinin İstanbul’a taşınmasının da 30 yıl sonra gelen bir vefa örneği olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün burada, şehitlerin bize emaneti olan bu adada 60 yıl sonra yeni bir dönemi başlatarak gönülleri tekrar tamir etmek üzere işte bir aradayız. Milletimiz buranın adını Yassıada’dan Yaslıada’ya dönüştürmüştü. Üzerinde durduğumuz toprakların ıstırabını dindirmek için Yassıada’yı da, Yaslıada’yı tarihe gömüp burasını Demokrasi ve Özgürlükler Adası hâline getirmeyi kararlaştırdık, bu da bize nasip oldu” değerlendirmesinde bulundu.

“GENÇLERİN TÜRKİYE’NİN ÇOK PARTİLİ SİYASİ HAYATA GEÇİŞ SÜRECİNİ ÇOK İYİ BİLMESİ GEREK”

Adadaki her bir tesise de tarihî anlamına uygun isimler verildiğini, Subay Gazinosu’nun isminin de Adnan Menderes Müzesi olarak devam edeceğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, konferans salonunun da Adnan Menderes ismini taşıyacağını, dönemin Genelkurmay Başkanı Rüştü Erdelhun’un isminin Cam Meydan’a, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Sadık Altıncan’ın isminin de kütüphaneye verildiğini, Hasan Polatkan’ın isminin spor salonunda, Fatin Rüştü Zorlu’nun isminin de camide yaşatılacağını aktardı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tüm bu sembolleriyle Demokrasi ve Özgürlükler Adası ülkemizin geçmişten bugüne verdiği istiklal ve istikbal mücadelesiyle gönüllerdeki hasbi sevginin inşallah nişanesi olacaktır” diye konuştu.

Milletin her bir ferdinin, özellikle de gençlerin Türkiye’nin çok partili siyasi hayata geçiş sürecini çok iyi bilmesi gerektiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal hastalığının ve ölümünün ardından tek parti CHP yönetimi ülkenin üzerine adeta bir kâbus gibi çökmüştü. Kurtuluş Savaşı’mızdan sonra başlatılan kalkınma hamlesinin önü tek parti zihniyeti tarafından bilinçli bir şekilde kesilmiş, mesafe kat edilen çalışmalar birer birer akamete uğratılmıştır” dedi.

“TÜM DARBELERİN VE CUNTA HAREKETLERİNİN TEMEL KARAKTERİ MİLLETİMİZİN DEĞERLERİNE VE TARİHİNE DÜŞMANLIKTIR”

Adnan Menderes’in milleti memnun eden yatırım ve hamlelerinin birilerini rahatsız ettiğini, “yerli ve millî olan her şeye husumeti hayatlarının merkezine koyanların” daha sonra sık sık başvuracakları bir yönteme sarılarak darbe yaptığını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sadece darbe yapanları değil, daha ne bekliyorsunuz kışkırtmasıyla ordumuzun içine darbe virüsünü sokanları da bu millet asla af etmeyecektir. Ülkemizdeki tüm darbelerin ve cunta hareketlerinin temel karakteri milletimizin değerlerine ve tarihine düşmanlıktır. Emperyalistlerin uç beyliğini yapan darbeciler aynı zamanda ülkemizdeki bölücülük cereyanlarının değirmenine de su taşımışlardır” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Demokrat Parti’nin milletimizin güçlü desteğiyle iktidara gelmesi oyunlarını bozunca üstüne birde millî iradenin desteğini almaktan ümitleri kesilince bunlar için her yol darbeye çıkmaya başladı. Sokakları karıştırmaktan, terör örgütlerinden medet ummaya, emperyalistlerin senaryolarında figüranlıktan yalana ve iftiraya kadar her yolu mübah sayan kirli bir siyaset anlayışına sarıldılar. Sırf kendi çıkarları için Meclis’i itibarsız hâle getirmekten provokasyonlara, bunlara çanak tutmaktan, darbe çığırtkanlığı yapmaktan bile asla çekinmediler. Ülkenin ve milletin başına gelen her felaketi kendilerine iktidar alanı açacak bir fırsat olarak görerek, çoğu defada gizleyemedikleri bir sevinçle karşıladılar. Yapılan her hizmete, ülkeye kazandırılan her esere, her yatırıma, yükselen her inşaata, elde edilen her başarıya karşı çıktılar. Menderes’e hangi inançla saldırdılarsa, rahmetli Özal’a şimdi de Cumhur ittifakı’na aynı nefret duygularıyla yöneldiler. Hükûmetlerimiz döneminde bunun sayısız tezahürüyle karşılaştık.”

“DÜN EZANDAN, İSTİKLAL MARŞI’NDAN, BAYRAKTAN VE BİRLİĞİMİZDEN RAHATSIZDILAR, BUGÜN DE RAHATSIZLAR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, iktidarları boyunca darbeci zihniyetin engellemesiyle karşılaştıklarını anlatarak, “Türk milleti 15 Temmuz darbe girişiminde sokaklarda hainlere karşı canı pahasına mücadele verirken tankları alkışlayan, televizyon başında sonucu bekleyenler işte yine bunlardı. AK Parti ve MHP olarak ülkemizin en büyük yönetim reformunu hayata geçirirken de karşımızda yine bunlar vardı. Dün ezandan, İstiklal Marşı’ndan, bayraktan, birliğimizden ve beraberliğimizden rahatsızdılar, bugün de rahatsızlar. Dün millî iradeye rağmen iktidar rüyası görüyorlardı, bugünde aynı rüya ile avunuyorlar. Dün darbeden, emperyalistlerin desteğinden, felaketlerden medet umuyorlardı, bugün de aynı beklentiye özellikle sarıldılar. Hamdolsun milletimiz adeta kılcal damarlarına kadar ezbere bildiği bu habis zihniyete 1950’den beri ülkeyi teslim etmemiştir” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “Ülkemizde bugün demokrasimize gölge düşürmeye çalışanlara dikkat edin hepsi de 27 Mayıs hayranıdır. Hepsi de zahirde 12 Eylül’e karşı gibi gözükse de o darbeden en çok faydayı görendir. Hepsi de 28 Şubat meftunudur. Hepsi de 15 Temmuz’a ‘tiyatro’ diyerek milletimizin destansı mücadelesini küçümsemeye çalışır. Hepsi de ülkesini yurt dışında bulduğu her mahfilde şikâyet eder. Hepsi de geçmişten bugüne teröristlere karşı derin muhabbet besler. Hepsi de yerli ve millî olan her şeye düşmandır. Hepsi de millî iradeden umudunu kestiği için darbecilerden, yabancılardan, terör örgütlerinden medet umar. Dünyanın tamamıyla birlikte ülkemizi de etkileyen Koronavirüs salgını dahi bu amaçla kullanmaya kalkacak kadar sefil bir zihniyetle karşı karşıyayız. Sadece bu tablo bile bize ‘tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet’ diye ifade ettiğimiz millî çağrımıza ne kadar sık sıkıya sarılmamız gerektiğinin ispatıdır. Yurt içinde terör örgütlerinden ekonomimize kurulan tuzaklara, sınırlarımız dışında bekamız için gerçekleştirdiğimiz harekâtlara kadar tüm mücadelemizi bu anlayışla yürütüyoruz. Bize ne diyorlar? ‘Suriye’de ne işiniz var? İdlib’de ne işiniz var? Libya’da ne işiniz var?’ Buralarda ne işimiz olduğunu çok kısa zamanda çok çok iyi anlayacaksınız. Hamdolsun milletimizin desteği ve duası her zaman olduğu gibi bugün de en güçlü şekilde yanımızdadır.”

“DEMOKRASİ VE ÖZGÜRLÜKLER ADASI, TÜRKİYE’NİN GELECEKTEKİ HEDEFLERİNİN DE SEMBOLÜ OLACAK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nın Türkiye’nin 60 yıllık demokrasi mücadelesi yanında gelecekteki hedeflerinin de sembolü olacağına inandığını vurgulayarak, Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nın meşhur Camp David gibi uluslararası toplantıların yapıldığı bir ada olacağına inandığını söyledi.

Adnan Menderes başta olmak üzere Türkiye’nin kalkınması, gelişmesinde istiklali ve istikbali için mücadele eden tüm kahramanlara Allah’tan rahmet dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Cumhur İttifakı olarak kararlı bir şekilde emin adımlarla bu yolda devam ediyoruz. Rabbim hepimizi milletçe inşallah diyorum ki bütün olabilecek belalardan korusun, esirgesin ve zafere ulaştırsın. Genel Başkan Sayın Bahçeli’ye, ekibindeki tüm MHP’li kardeşlerime Türkiye tarihinin en zorlu mücadelelerinden birini yürüttüğümüz bu dönemde sergiledikleri dirayet ve verdikleri destek için şükranlarımı sunuyorum” dedi.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’ne, Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nın düzenlenmesindeki katkılarından dolayı teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, eski Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, AK Parti Ankara Milletvekili Ali İhsan Arslan ve AK Parti Samsun Milletvekili Çiğdem Karaaslan’ı da gayretleri dolayısıyla tebrik etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından TBMM Başkanı Mustafa Şentop, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan, kabine üyeleri, kuvvet komutanları, TBMM Başkanvekili Celal Adan, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, AK Parti İzmir Milletvekili Binali Yıldırım, eski TBMM Başkanları, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, AK Parti Genel Başkan Yardımcıları, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu ile birlikte Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nın açılış kurdelesini kesti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, açılış öncesinde de MHP Genel Başkanı Bahçeli ile adayı gezdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan“Türkiye’nin gücünü, zenginliğini, refahını çok daha yükseklere taşıyacağız” 0 88007

Ramazan Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajda vatandaşların bayramını tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan; “Salgın sonrası siyasi ve ekonomik olarak yeniden yapılanacak dünyada, Türkiye’nin gücünü, zenginliğini, refahını çok daha yükseklere taşıyacağız” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ramazan Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajında vatandaşların mübarek Ramazan Bayramı’nı tebrik ederek, “Gönül, geçmiş bayramlarda olduğu gibi sevdiklerimizle bir arada olmayı isterdi. Fakat tüm dünya ile birlikte ülkemizi de etkileyen Koronavirüs salgını sebebiyle, bu bayramı her birimiz evimizde geçirmek durumundayız. Bu salgın sürecinde insanlık ailesi olarak zorlu bir imtihandan geçiyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin devleti ve milletiyle bu sınavı çok iyi verdiğine vurgu yaptı.

“DİKKATLİ DAVRANIR, KURALLARA UYARSAK BU SÜREÇTEN ALNIMIZIN AKIYLA ÇIKACAĞIMIZ MUHAKKAKTIR”

Ekonomiden sosyal hayata birçok alanın, salgınla mücadele kapsamında uygulanan tedbirlerden ciddi şekilde etkilendiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mart ve Nisan ayları sıkıntılı geçerken, Mayıs ayında yavaş yavaş, diğer ülkelerle birlikte normalleşme adımlarının atılmaya başlandığını kaydetti.

“Hep birlikte dikkatli davranır, kurallara uyar, maske-mesafe-temizlik hassasiyetine riayet edersek, Allah’ın izniyle, bu süreçten de alnımızın akıyla çıkacağımız muhakkaktır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, salgın döneminde ülkelerin çoğunun içe kapanıp ellerindeki sınırlı imkânlara sıkı sıkıya sarıldıklarını, Türkiye’nin ise kendi ihtiyaçlarını karşılamanın ötesinde, pek çok dost ve kardeş halka da yardımda bulunduğuna dikkati çekti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Küresel dayanışmanın bolca sözünün edilip fiiliyata dönüştürülmediği bir dünyada, millet olarak insanlığımızı gösterdik. Salgın sürecinde özverili bir şekilde görev yapan, sağlık çalışanları başta olmak üzere tüm kamu ve özel sektör personeline, milletim adına şükranlarımı sunuyorum” diye konuştu.

“MİLLETİMİZE, BU SIKINTILI GÜNLERDE DE EN GÜZEL ŞEKİLDE HİZMET ETMENİN ÇABASI İÇİNDE OLDUK”

Alınan tedbirler sebebiyle hiçbir vatandaşın mağduriyet yaşamaması, zorluğa, yokluğa, yoksulluğa düşmemesi için devletin tüm kaynaklarını harekete geçirdiklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Sosyal Koruma Kalkanı programlarıyla, hem ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza, hem de istihdamdaki kayıptan dolayı sıkıntıya düşen çalışanlarımıza destek sağladık. Bu kapsamda, ‘insanı yaşat ki devlet yaşasın’ anlayışıyla, yaklaşık 10 milyon vatandaşımıza 12 milyar lirayı bulan karşılıksız kaynak aktardık. Vergi, prim, taksit ertelemeleri ve finans kolaylıkları gibi desteklerle, salgın sürecinde devletimizin tüm imkânlarını milletimizin emrine sunduk. Milletimize, her zaman olduğu gibi, bu sıkıntılı günlerde de en güzel şekilde hizmet etmenin, hizmet götürmenin çabası içinde olduk.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnşallah salgın sonrası siyasi ve ekonomik olarak yeniden yapılanacak dünyada, Türkiye’nin gücünü, zenginliğini, refahını çok daha yükseklere taşıyacağız” diyerek, vatandaşların bu bayramda yanlarında olamadıkları sevdiklerine iletişim araçlarıyla da olsa ulaşarak, mutluluklarını paylaşacağına inandığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Rabbimden hepimizi bir sonraki Ramazan ayına sağlıkla, esenlikle, huzurla kavuşturmasını diliyorum. Bir kez daha Ramazan Bayramı’nızı tebrik ediyorum” diyerek mesajını tamamladı.

HABER BURDA

TAKVİM

Şubat 2019
P S Ç P C C P
« Oca   Mar »
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728