Ferrari Portofino 2018’in İlk Çeyreğinde Türkiye’de!
Ferrari, İtalya’nın en güzel kentlerinden biri olan Portofino’nun adını verdiği yeni modelinin dünya tanıtımını Frankfurt Otomobil Fuarı’nda gerçekleştirdi. 600 HP gücündeki motoruyla 0’dan 100 km/s hıza 3,5 saniyede ulaşabilen Ferrari Portofino, en hızlı cabrio olma özelliğinin yanı sıra, katlanabilir ‘hardtop’ tavanı, geniş bagaj hacmi ve cömert yaşam alanı ile kısa süreli yolculuklar için sunduğu, iki adet arka koltuk kullanımıyla, çok yönlü bir yapı sunuyor.
Ferrari’nin yeni giriş seviyesi GT modeli olan Portofino’yu 2018 yılının ilk çeyreğinde Türkiye’de satışa sunacaklarını belirten FerMas Şirket Müdürü Sinan Saip Bel, ülkemizden şimdiden 4 sipariş olduğunu belirtti.
Kuruluşunun 70. yılını kutlayan Ferrari, Portofino adını verdiği yeni ‘hardtop’ tavanlı V8 GT modelinin dünya tanıtımını Frankfurt Otomobil Fuarı’nda gerçekleştirdi. Yerini aldığı California T modeline oranla tamamen yeni şasisinin etkisiyle çok daha hafif olma özelliğine sahip Ferrari Portofino, ileri teknoloji ürünü malzeme ve üretim tekniklerinin kullanımı sayesinde gerek şasi gerekse karoserinin torsiyon rijitliği arttırılmış olmasıyla da dikkat çekiyor. Ferrari Portofino’yu 2018 yılının ilk çeyreğinden itibaren ülkemizde satışa sunacaklarını ve ilk müşterilerine teslim etmeye başlayacaklarını belirten FerMas Şirket Müdürü Sinan Saip Bel, yeni modelden şimdiden 4 sipariş aldıklarını ve bu sayının artmasını beklediklerini dile getirdi.
Tasarım ve aerodinamik
Ferrari Design Center (Ferrari Tasarım Merkezi) imzasını taşıyan Ferrari Portofino, akıcı arka tasarımını beraberinde getiren ‘two-box’ yapısıyla şekillendirilmiş, agresif tasarımlı bir spor otomobil olarak ön plana çıkıyor. Açılabilir ‘hardtop’ tavana sahip bir coupe-cabrio için benzersiz olan bu mimari, zarafet veya dinamizmden ödün vermeden son derece sportif bir karakter ortaya çıkarırken aynı zamanda son derece zarif bir arka tasarımı beraberinde getiriyor.
Ön bölümü boydan boya kaplayan geniş hava girişinin üst kısmında yeni, yatay formlu LED far grubu kendine yer buluyor. Farların dış kenarındaki yenilikçi hava girişi rüzgâr sürtünme katsayısını düşürmek üzere önden gelen yol rüzgârını aracın yan cephesine doğru iletiyor.
Ön bölüm gibi arka kısım da otomobilin sportifliğini ve dinamikliğini ön plana çıkartan detaylarla donatılmış durumda. İyice köşelerde konumlandırılan stop lambaları Ferrari Portofino’nun daha geniş ve güçlü durmasını sağlıyor. Kenarlara konumlandırılan stop lambalarıyla birlikte arka kısımdaki zarif hatlar da son derece hafif bir yapıya sahip olan açılabilir ‘hardtop’ tavanın yuvasını kamufle ediyor. Açılabilir ‘hardtop’ tavan düşük hızlarda hareket halindeyken de açılıp kapanabiliyor.
Konforlu yaşam alanı
Tasarımcıların araç içi konfor konusuna da maksimum özen göstermesi ayrıca dikkat çekiyor. Konforu tesis etmek üzere; 10,2 inç’lik dokunmatik ekranlı bilgi ve eğlence sistemi, üstü kapalı olduğu gibi üstü açık kullanımlarda da optimum havalandırma imkânı sunan yeni bir havalandırma sistemi, 18 farklı ayar imkânı sunan yeni koltuklarla arka koltuk diz mesafesini arttırmaya yardımcı olan yeni koltuk sırtlıkları ve isteğe bağlı olarak sunulan yolcu bilgi ekranı gibi yeni özellikler de dahil, son derece zengin bir ekipman seviyesi devreye giriyor. Üstü açık sürüşlerde yol rüzgârının kabin içine ulaşmasını yüzde 30 oranında azaltan ve aerodinamik optimizasyon sayesinde kabin içi gürültü seviyesini de düşüren rüzgâr perdesi de araç içi konforu tesis etme noktasında önemli bir sorumluluk yerine getiriyor.
600 HP’lik V8 motor
Ferrari ürün gamında kullanılan ve 2016 ile 2017 yıllarında ‘Yılın Motoru’ seçilen Ferrari’nin V8 Turbo motoru yeni komponentler ve optimize edilen motor yazılımı sayesinde California T’nin motorundan 40 HP daha fazla güç üretiyor. Sadece motoru ve motorun gücünü geliştirmekle kalmayan mühendisler Ferrari V8’inin karakteristik sesini de iyileştirdi. Böylece üstü açık sürüşlerde de V8 motorun sesinin keyfini daha fazla sürmek mümkün olabiliyor.
Yeni pistonlar, piston kolları ve yeniden tasarlanan emme manifoldu sayesinde performansla birlikte V8 motorun verimliliği de iyileştirilirken, egzoz sistemi geometrisi de tamamen yeniden şekillendirildi. Yeni tek parça manifold kayıpları minimize ederken, turbo boşluğu olmayan gaz tepkimelerine ani ve hızlı cevap veren bir yapıyı beraberinde getiriyor. Bütün bu değişiklikler, tork üretimini bir sonraki vitese uyumlu olacak şekilde ayarlayan Variable Boost Management (Değişken Tork Yönetimi) ile birlikte Ferrari Portofino’nun tüm viteslerde gaz tepkimelerine daha çabuk cevap vermesini ve hızlanmasını; bunu yerini aldığı modele göre daha az yakıtla gerçekleştirmesini sağlıyor.
Üstün sürüş dinamikleri
Yeni Ferrari Portofino geliştirilirken yeniden şekillendirilen sürüş dinamikleri baştan aşağı yeni teknolojik çözümlerden yararlanıyor. İlk kez bu Ferrari model tipinde üçüncü nesil elektronik arka aks diferansiyeli (E-Diff3) ile F1-Trac birbirine entegre edilerek bir arada kullanıldı. Bu sayede limitlerde otomobilin kontrolü, mekanik tutuş kadar iyileşiyor. Ferrari Portofino aynı zamanda EPS (Elektrik Destekli Direksiyon) ile donatılan serinin ilk GT modeli olma özelliğine sahip. Bu uygulama sayesinde direksiyon oranı yüzde 7 kadar düşürülürken, E-Diff3’ün entegrasyonunun da katkısıyla stabiliteden ödün vermeden, geri bildirimi yüksek ve hassas bir direksiyon sistemi elde edilebildi. Manyetik amortisör sistemi (SCM-E) çift yay teknolojisiyle desteklenirken bu sayede yuvarlanma direnci düşürülüyor ve yol yüzeyindeki bozukluklar çok daha etkin bir şekilde filtre edilerek sönümlenebiliyor. Böylece üstün yol tutuş özelliklerine sahip son derece dinamik bir otomobil aynı zamanda üstün bir yol konforu da sunuyor.
Teknik Özellikler
Motor
Motor tipi 90 derece açılı V8
Silindir hacmi 3855 cc
Maksimum güç 600 HP, 7.500 d/d
Maksimum tork 760 Nm, 3.000-5.250 d/d
Boyutlar ve ağırlık
Uzunluk 4586 mm
Genişlik 1938 mm
Yükseklik 1318 mm
Ağırlık dağılımı %46/54 ön/arka
Performans
Maksimum hız >320 km/s
0-100 km/s 3,5 sn
Yakıt tüketimi ve co2 emisyon salınımı
Yakıt tüketimi 10,5 lt/100 km
CO2 salınımı 245 gr CO2/km
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen “Türkiye’nin Otomobili Ortak Girişim Grubu Tanıtım Toplantısı”nda konuştu.
Konuşmalar öncesinde salonda bulunanlara, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ve Başbakan Yıldırım’ın, yerli otomobilin üretimi için sanayicilere yönelik yaptıkları konuşmaların bulunduğu bir video izletildi.
Erdoğan konuşmasına, Hakkari ve Tunceli’de teröristlerle çıkan çatışmalar neticesinde 8 şehide Allah’tan rahmet dileyerek başladı.
Teröristlerden ise 17’si Hakkari, 5’i Tunceli’de olmak üzere 22’sinin bu çatışmalarda etkisiz hale getirildiğini bildiren Erdoğan, “Şu anda da çatışmalar yine aynı şiddetle devam ediyor. Hep söylediğimiz gibi biz, şehidimizin kanını yerde bırakmayacağız. Bunlarla da sonuna kadar, bu teröristleri tüketinceye, bitirinceye kadar bu mücadelemizi devam ettireceğiz. Zira bu ülkede terörün egemen olmadığını, bu zihniyetlere göstereceğiz. Onun için de ben şehitlerimize Allah’tan rahmet, gazilerimize şifalar diliyorum.” ifadelerini kullandı.
BU PROJEDE EN KÜÇÜK BİR GECİKME İSTEMİYORUZ
Erdoğan, Türkiye’nin otomobili için elini taşın altına koyan babayiğitlerin ilan edilecek bu toplantının ülkeye, millete, sektöre ve girişim grubunu oluşturan şirketlere hayırlı olmasını diledi.
Girişim grubunun oluşturulması safhasına gelene kadar projede emeği geçen herkese teşekkür eden Erdoğan, “Merhum Muhammed Ali, ‘hayal gücü olmayan insanının kanatları yoktur’ diyor. Bizim de bugün ortak girişim grubunun tanıtımı için bir araya geldiğimiz markası Türk, tasarımı Türk, mühendisliği Türk, teknolojisi Türk, üretimi Türk, pazarlaması Türk bir otomobile sahip olma hayalimiz vardı. Aslında bu bizimle birlikte milletimizin de hayalidir.” diye konuştu.
Erdoğan, bundan 20-30 yıl önce ülkede yerli otomobil üretilmesi konusundaki tereddütlerin anlaşıldığına işaret ederek, şöyle devam etti:
“Örneğin ülkemizde toplam 91 bin otomobilin satıldığı 2001 yılında böyle bir teşebbüsün ekonomik bulunmaması gayet tabii. Ama geçtiğimiz yıl itibarıyla yılda 757 bin otomobil satışına ulaşmış bir Türkiye’de bu konuda hala adım atılmıyor olması artık ülkemizin bir ayıbı haline gelmiştir. Hamdolsun bugün işte bu ayıptan kurtulma yolunda tarihi bir adım atıyoruz.
Türkiye’nin otomobili. Bu konuda yıllardır yaptığım çağrıların nihayet makes bulmuş olmasından dolayı büyük memnuniyet duyuyorum. Biraz sonra isimlerini tek tek açıklayacağım ortak girişim grubumuzdan beklentimiz, hazırlık sürecini hızla tamamlayarak, en geç 2019’da otomobilimizin prototipini tamamlaması, 2021’de de ticari satışına başlamasıdır. Türkiye’nin 2023 hedefleri arasında özel bir yere sahip olduğuna inandığım bu projede en küçük bir gecikme istemiyoruz.”
Salonda bulunan imzacılara ortaya çıkacak sorunların çözümü, engellerin aşılması noktasında, Cumhurbaşkanı olarak bizzat yanlarında yer alacağını belirten Erdoğan, hatta gerekiyorsa sırf bu projenin takibi ve sıkıntıların bertaraf edilmesi için Cumhurbaşkanlığında da bir ekibi görevlendireceğini açıkladı.
BEDELİNİ ÖDEMEK ŞARTIYLA TALİPLİSİ DE BENİM
Cumhurbaşkanı Erdoğan, zaman kaybına tahammülün bulunmadığının altını çizerek, “Mademki bu babayiğit arkadaşlarımız çıkıp ellerini taşın altına soktular, bize de onlara gereken her yerde omuz vermek, destek vermek düşer. Şimdiden ilan ediyorum, piyasaya süreceğiniz ilk otomobilin bedelini ödemek şartıyla taliplisi de benim.” dedi.
Dünyada genel olarak gelişme ve kalkınmada özellikle de otomobil piyasasında belirli sıçrama dönemlerinin bulunduğunu kaydeden Erdoğan, İkinci Dünya Savaşı’na kadar olan dönemi otomotiv sektörünün başlangıç yılları olarak ifade etmenin mümkün olduğunu söyledi.
Erdoğan, 1945’ten 1980’lere kadar geçen dönemin Amerika ve Avrupa merkezli olarak sektörün sıçrama dönemi olduğuna işaret etti. 1980’den bugüne kadar geçen süreçte bir yandan sektör küreselleşirken diğer yandan da yeni aktörlerin devreye girdiğini belirten Erdoğan, son yıllarda hibrit, elektrikli otomobiller ve sürücüsüz araçlar gibi gelişmelerle sektörün yeni bir döneme girişine şahit olunduğunu dile getirdi.
OTOMOBİLİN ÖNCÜ VE TAŞIYICI GÜCÜ, ORTAK GİRİŞİM GRUBU OLACAK
Erdoğan, Türkiye olarak otomotiv sektörünün ilk 3 döneminin kaçırıldığına dikkati çekerek, “Esasen ikinci dönemini yakalama şansımız belki olabilirdi. Ama ülkemizin içinde bulunduğu şartlar yani terör olayları, darbeler, siyasi istikrarsızlık, toplumsal huzursuzluklar gibi faktörler buna imkan vermedi. Aynı hatayı bir kez daha yapmayacak, sektörün dördüncü değişim ve yükseliş dönemini inşallah ıskalamayacağız.” değerlendirmesinde bulundu.
Bugün burada atılacak imzaların, bu dönüşümü yakalama kararlılığının nişanesi olacağına işaret eden Erdoğan, “Dolayısıyla üretilecek otomobilin de bugünün değil, geleceğin ihtiyaçlarına uygun olacağından şüphe duymuyoruz. Bu otomobilin öncü ve taşıyıcı gücü elbette ortak girişim grubu olacaktır.” dedi.
Erdoğan, ayrıca bu otomobilin tüm Türkiye’nin birikimi, katkısı ve desteğiyle ortaya çıkacağını kaydetti.
Ortaya doğru dürüst bir ürün konulduğunda milletin buna dört elle sarılacağını belirten Erdoğan, tercihini de bu araçtan yana kullanacağına inandığını vurguladı.
Erdoğan, bu otomobilin dünyaya pazarlanması konusunda da her türlü desteği vereceklerinin altını çizerek, “Dünya pazarlarında söz sahibi hemen tüm markaların ortaya çıkışlarında ve bugünlere gelişlerinde devlet desteği aldıklarını çok iyi biliyoruz. Bizim de kendi markamız için bu şekilde hareket etmemizden daha tabii bir şey olamaz. Türkiye’nin, dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri haline gelmesi ancak işte bu tür atılımlarla ve girişimlerle mümkündür.” diye konuştu.
Türkiye’nin otomobilinin sınıfına, tasarımına, motor teknolojisine, modeline, üretim yöntemine, pazar hedeflerine girişim grubunun karar vereceğini belirten Erdoğan, halen TÜBİTAK bünyesinde üzerinde çalışmalar yapılan platformun girişim grubunun emrine amade olduğunun altını çizdi.
Erdoğan, bunun yerine doğrudan hibrit ve elektrikli otomobile yönelmek istendiği zaman daha memnun olacaklarını ifade ederek, “Kararlar ne olursa olsun, biz kendilerine her türlü desteği vereceğiz. Yeter ki Türkiye’yi ve Türk milletini bu büyük hayaliyle buluştursunlar.” dedi.
Erdoğan, konuşmasında, Türkiye’nin otomobili konusundaki heyecan ve destek beyanlarının, ortak girişim grubuna özel olmadığını belirtti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz ülkemizi geleceğe taşıyacak, hedeflerine yaklaştıracak adım atma niyetine, iradesine ve samimiyetine sahip herkes için aynı hissiyata, aynı düşüncelere sahibiz. Eğer bu proje için daha önceleri başkaları aynı iradeyi ve kararlılığı göstermiş olsalardı onların da yanında yer alacaktık.” ifadesini kullandı.
İlerleyen süreçte hangi alanda olursa olsun, projesi bulunan herkese kapılarının açık olduğunu anlatan Erdoğan, savunma sanayisinden iletişim sektörüne, sağlık teknolojilerinden tarım altyapısına hatta yapay zekaya kadar her alanda Türkiye’nin yeni yatırımlara, yaklaşımlara ve gelişimlere ihtiyacı bulunduğunu kaydetti.
Konvansiyonel yöntemlerle gelinen yerin önemli olduğunu, Türkiye’yi 15 yılda üç kat büyütme başarısını bu şekilde gerçekleştirdiklerini vurgulayan Erdoğan, orta gelir tuzağından kurtularak, yüksek gelirli ülkeler grubuna çıkabilmenin yolunun tasarımdan, yüksek teknolojiden, markalaşmadan geçtiğine işaret etti.
Teşvik politikalarının bu doğrultuda gözden geçirilmesi gerektiğini bildiren Erdoğan, şöyle konuştu:
“Ne pahasına olursa olsun üretime, yüksek teknolojiye ve yüksek katma değere sahip üretime, bu anlayışla yapılacak yatırımlara hep birlikte öncelik tanımalıyız. Çünkü bu işin aktörleri şu anda bu salonda. İhracatımızın niteliğini bu yönde geliştirmeden yılda 500 milyar dolar hedefine ulaşamayız. Bunun yolu örneğin madenlerimizi taş ve toprak karışımı olarak değil, mamul olarak ihraç etmekten geçer. Bunun yolu otomobilin sadece görünürdeki parçalarını üretmekten değil, yazılımını da kendimizin gerçekleştirmesinden geçiyor. Bu örnekleri olabildiği kadar çok artırmak mümkündür.”
DAHA ÖNCEKİ FIRSATLARI KAÇIRMIŞTIK
Ekonomi ve teknolojinin gittiği yönün belli olduğunu, Türkiye’nin de kendisini buna göre ayarlaması gerektiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Daha önceki fırsatları, girişimcilerimizin ayağına pranga vurarak, önlerine set çekerek, işlerini zorlaştırarak, kendi iç meselelerimizle uğraşmaktan, dünyanın nereye gittiğini görememekten dolayı kaçırmıştık.” dedi.
Erdoğan, milletin halen merhum Nuri Demirağ’ın uçak fabrikası projesinin neden neticeye ulaşmadığını anlamakta zorlandığını, görünürdeki sebebin, uçaklardan birinin deneme uçuşu sırasında düşmesi olsa da işin gerisinde başka tezgahların bulunduğunu ifade etti.
Kayseri’deki uçak fabrikası girişiminin akamete uğramasına gerekçe olarak “şirketin iflası”nın gösterilmesinin kimseyi ikna etmediğini anlatan Erdoğan, aynı şekilde Devrim otomobilinin deposuna yakıt konmadığı için deneme seferinde yolda kalmasının, bu çapta bir projenin rafa kaldırılmasının gerçek sebebi olamayacağını kaydetti.
Sütlüce’de dönemin en modern silah ve cephane fabrikasını kuran Nuri Killigil’in acı akıbetini, “Türkiye’de savunma sanayisinin başına gelen en büyük felaketlerden biri” olarak nitelendiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Aradan 60 yıla yakın bir süre geçti ve biz merhum Nuri Killigil’in silah ve cephane konusunda ulaştığı seviyeye daha yeni yeni geliyoruz. Bu soruyu kendimize sık sık sormamız lazım. Dünya standartlarında yerli piyade tüfeğimizi, yerli tabancalarımızı, yerli füzelerimizi, diğer savunma sanayi ürünlerimizi henüz yeni yeni ticari düzeye ulaştırabildik. İşte şurada Amerika’dan, polis teşkilatımız bin 500 tabanca alacak. Verilen cevap ne biliyor musunuz? ‘Kongreden geçmedi’. Biz tabancayı yapıyoruz aslında. Dedik ki ‘Bundan böyle gerek yok. Amerika’dan tabanca almayacaksınız, bizim kendi ürettiklerimizle artık bu süreci devam ettireceksiniz’. Ne gerek var? Bu kadar nazı çekmeye ne gerek var? Bunu artık ülkemizdeki silah fabrikalarından tedarik etmek suretiyle yola devam. Biz bu örnekleri asla unutmadık, unutmayacağız.”
BAŞKALARININ NE DEDİĞİNE, NE İSTEDİĞİNE BAKMAYACAĞIZ
“Hazıra dağ dayanmaz”, “El atına binen tez iner” atasözlerini hatırlatan Erdoğan, “Hep söylüyorum, biz kendi göbeğimizi kendimiz kesmek zorundayız. Çünkü Türkiye, öyle bir ülke ki kimse husumetini kazanmak istemez ama kimse büyümesini, güçlenmesini, kendi ayakları üzerinde durmasını da istemez.” ifadesini kullandı.
Türkiye’nin, başkalarının ne dediğine, ne istediğine bakmadan büyümeye devam edeceğine belirten Erdoğan, “Biz güçleneceğiz, biz sadece kendi ayaklarımız üzerinde durmakla kalmayacak, gönlünü ve gözünü bize yöneltmiş tüm kardeşlerimizin, tüm dostlarımızın güven kaynağı haline de geleceğiz. Başka türlü bize hayat hakkı tanımayacaklarını, yaşadığımız her hadiseyle bir kez daha görüyoruz. Türkiye’nin otomobili… İşte bu projeye, bu anlayışla çok büyük önem veriyoruz. Mesele sadece otomobil üretmek değil, buradan ortaya çıkacak teknoloji, birikim, tecrübeyle dünyaya meydan okuyacak yeni ve çok iddialı bir çıkış ortaya koymaktır.” değerlendirmesini yaptı.
TÜRKİYE’NİN OTOMOBİLİNİ YAPACAĞIZ
Efsanevi boksör Muhammed Ali’nin, “Hayal gücü olmayan insanın kanatları yoktur.” sözünü hatırlatan Erdoğan, konuşmasına şu sözlerle devam etti:
“Şimdi de diyorum ki iddianız yoksa kanatlarınız olsa da uçamazsınız. Biz ülke ve millet olarak işte burada iddiamızı ortaya koyuyor ve diyoruz ki Türkiye’nin otomobilini yapacağız. Hiç şüpheniz olmasın. Hem de en güzel tasarımla, en güzel teknolojiyle, en iyi organizasyonla bu otomobili ülkemize ve dünyaya kazandıracağız. Böyle babayiğitler bize destek olduğu sürece Allah’ın izniyle otomobille birlikte daha nice başarılara beraber imza atarız. Çünkü bu ülkenin arkasında 100 milyonlarca insanın duası, 80 milyon vatandaşımızın ümidi, bize güvenen milletimizin gereken her durumda en güçlü şekilde ortaya koyduğu iradesi vardır.”
Türkiye’ye yönelik saldırıların giderek artmasına rağmen devlet ve millet olarak dimdik ayakta olduklarına vurgu yapan Erdoğan, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Türkiye’yi darbelerle yıkamadılar. Türkiye’yi vesayet güçleri, hep birlikte gayret ettiler, durduramadılar. Türkiye’yi terör örgütlerini kullanarak hizaya sokamadılar. Türkiye’yi ekonomiyi silah gibi kullanarak sendeletemediler. Bölgemizdeki krizlerin yıkıcı etkilerini bize ciro edemediler. Küresel düzenin çarpıklıkları konusundaki itirazlarımızın haklılığının üzerini örtemediler. Kendilerini küresel düzenin sahipleri olarak gören ülkelerin, son dönemde ülkemizin üzerine bu kadar çok gelmelerinin sebebi işte bunlardır. Buradan onlara kötü bir haber vereyim, geçmişte attığı her adımı kontrol ettikleri, yaptığı her işi yönlendirebildikleri, geleceğiyle istedikleri zaman oynayabildikleri Türkiye artık yok.
Artık istiklali ve istikbaline tıpkı 15 Temmuz gecesi olduğu gibi, tıpkı terörle mücadelede olduğu gibi, tıpkı sınır ötesi operasyonlarında olduğu gibi hayatı pahasına sahip çıkan bir Türkiye var. Son nefesimize kadar Türkiye için çalışmaya, mücadele etmeye, hizmet etmeye devam edeceğiz. Gençlerimizle her bir araya gelişimde, onların 2023 hedeflerine, 2053 ve 2071 vizyonlarını sahiplenişlerine şahit oldukça bu ülkede hamd olsun bu nesil Allah’ın izniyle bu dönüşüm, değişimi taçlandıracaktır. Buna inanıyorum. Biz bir oldukça, iri oldukça, kardeş oldukça, hep birlikte Türkiye oldukça önümüze çıkan engelleri Allah’ın izniyle çiğner, aşar geçeriz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantıda Türkiye’nin otomobilini yapacak şirketlerin isimlerini açıkladı.
Ortak Girişim Grubu’nda yer alanların ilkinin Anadolu Grubu olduğunu aktaran Erdoğan, temelleri 1950’de atılan bu grubun, bünyesindeki 80’e yakın şirket ve 50 bin çalışanıyla Türk ekonomisine katkıda bulunduğunu ifade etti.
Erdoğan, otomotiv sektöründe de ciddi çalışmaları ve birikimi olan Anadolu Grubu’nun, Türkiye’nin otomobili projesinde yer almasını isabetli bulduğunu kaydetti.
İkinci şirketin BMC Grubu olduğunu açıklayan Erdoğan, Türkiye’nin en büyük ticari ve askeri araç üreticilerinden BMC’nin yarım asırlık bir geçmişinin bulunduğunu, mülkiyeti 2014’te değişen BMC’nin vizyonunu da değiştirerek, savunma sanayi yanında Türkiye’nin otomobili projesinde yer alma kararını memnuniyetle karşıladığını vurguladı.
Üçüncü şirketin Kıraça Holding olduğunu bildiren Erdoğan, Türkiye’de özel olarak otomotive odaklanan Kıraça Holding’in yenilikçiliğiyle sektörde hak ettiği yeri aldığını, bu birikimin Türkiye’nin otomobili projesinde yer almasını çok önemli gördüğünü belirtti.
Erdoğan, dördüncü grupta Turkcell’in bulunduğunu açıklayarak, yazılımın ve yüksek teknolojinin önemli bir unsur olduğu projede, dünya çapında başarılara imza atmış bir kuruluşun yer almasının önemine işaret etti.
Beşinci şirketin Zorlu Holding olduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, tekstilden elektroniğe, enerjiden madenciliğe kadar faaliyet yürüten şirketin, Türkiye’nin otomobili projesinde yer almasını “şans” olarak niteledi.
BU MESELEYİ YAKINDAN TAKİP EDECEĞİM
Erdoğan, projenin özel sektör koordinasyonunu sağlayan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile kamudaki koordinasyonundan sorumlu Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına da teşekkürlerini iletti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülke ve millet olarak bu büyük hayalimizi gerçekleştirme sorumluluğunu sizlerin sırtına yüklüyoruz. Bu yükün ağır olduğunu biliyorum. Bizler kamu temsilcileri olarak sonuna kadar sizin yanınızda yer alacak, önünüzü açacak, hükümetimiz sizlerle her an beraber olacak. Başarınız için her türlü çabayı göstereceğiz. Cumhurbaşkanı olarak şahsen ben de bu meseleyi yakından takip edeceğimi bir kez daha ifade etmek istiyorum.” diye konuştu.
Erdoğan, girişim grubunda yer alan şirketleri tebrik etti, çalışmalarında başarılar diledi.
Konuşmaların ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım’ın huzurunda Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Kıraça Holding Yönetim Kurulu Başkanı İnan Kıraç, Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Nazif Zorlu, Anadolu Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan, Turkcell Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Akça ile BMC Yönetim Kurulu Başkanı Ethem Sancak, “Türkiye’nin Otomobili Projesi Ortak Girişim Grubu İş birliği Protokolü”nü imzaladı.
Daha sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Yıldırım, katılımcılarla hatıra fotoğrafı çektirdi.
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen “Türkiye’nin Otomobili Ortak Girişim Grubu Tanıtım Toplantısı”na Başbakan Binali Yıldırım, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ile projenin imzacıları Kıraça Holding Yönetim Kurulu Başkanı İnan Kıraç, Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Nazif Zorlu, Anadolu Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan, Turkcell Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Akça, BMC Yönetim Kurulu Başkanı Ethem Sancak ve çok sayıda davetli katıldı
Yeni Audi A5 Sportback
Yeni A5 Sportback, Coupé’nin tasarımıyla Avant’ın işlevselliğini birleştirir. Omuz çizgisinin karakteristik dalga formuyla birlikte güçlü bir şekilde akan dış çizgileri, araca tam anlamıyla estetik bir zarafet kazandırır. Beş kapılı model, dış gövdenin altında yatan, yeni geliştirilen şasisi, güçlü aktarma organlarının yanı sıra, yenilikçi bilgi-eğlence çözümleriyle de hayran bırakıyor.