Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Otomobili Ortak Girişim Grubu Tanıtım Toplantısı‘nda konuştu 0 37107

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen “Türkiye’nin Otomobili Ortak Girişim Grubu Tanıtım Toplantısı”nda konuştu.

Konuşmalar öncesinde salonda bulunanlara, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ve Başbakan Yıldırım’ın, yerli otomobilin üretimi için sanayicilere yönelik yaptıkları konuşmaların bulunduğu bir video izletildi.

Erdoğan konuşmasına, Hakkari ve Tunceli’de teröristlerle çıkan çatışmalar neticesinde 8 şehide Allah’tan rahmet dileyerek başladı.

Teröristlerden ise 17’si Hakkari, 5’i Tunceli’de olmak üzere 22’sinin bu çatışmalarda etkisiz hale getirildiğini bildiren Erdoğan, “Şu anda da çatışmalar yine aynı şiddetle devam ediyor. Hep söylediğimiz gibi biz, şehidimizin kanını yerde bırakmayacağız. Bunlarla da sonuna kadar, bu teröristleri tüketinceye, bitirinceye kadar bu mücadelemizi devam ettireceğiz. Zira bu ülkede terörün egemen olmadığını, bu zihniyetlere göstereceğiz. Onun için de ben şehitlerimize Allah’tan rahmet, gazilerimize şifalar diliyorum.” ifadelerini kullandı.

BU PROJEDE EN KÜÇÜK BİR GECİKME İSTEMİYORUZ

Erdoğan, Türkiye’nin otomobili için elini taşın altına koyan babayiğitlerin ilan edilecek bu toplantının ülkeye, millete, sektöre ve girişim grubunu oluşturan şirketlere hayırlı olmasını diledi.

Girişim grubunun oluşturulması safhasına gelene kadar projede emeği geçen herkese teşekkür eden Erdoğan, “Merhum Muhammed Ali, ‘hayal gücü olmayan insanının kanatları yoktur’ diyor. Bizim de bugün ortak girişim grubunun tanıtımı için bir araya geldiğimiz markası Türk, tasarımı Türk, mühendisliği Türk, teknolojisi Türk, üretimi Türk, pazarlaması Türk bir otomobile sahip olma hayalimiz vardı. Aslında bu bizimle birlikte milletimizin de hayalidir.” diye konuştu.

Erdoğan, bundan 20-30 yıl önce ülkede yerli otomobil üretilmesi konusundaki tereddütlerin anlaşıldığına işaret ederek, şöyle devam etti:

“Örneğin ülkemizde toplam 91 bin otomobilin satıldığı 2001 yılında böyle bir teşebbüsün ekonomik bulunmaması gayet tabii. Ama geçtiğimiz yıl itibarıyla yılda 757 bin otomobil satışına ulaşmış bir Türkiye’de bu konuda hala adım atılmıyor olması artık ülkemizin bir ayıbı haline gelmiştir. Hamdolsun bugün işte bu ayıptan kurtulma yolunda tarihi bir adım atıyoruz.

Türkiye’nin otomobili. Bu konuda yıllardır yaptığım çağrıların nihayet makes bulmuş olmasından dolayı büyük memnuniyet duyuyorum. Biraz sonra isimlerini tek tek açıklayacağım ortak girişim grubumuzdan beklentimiz, hazırlık sürecini hızla tamamlayarak, en geç 2019’da otomobilimizin prototipini tamamlaması, 2021’de de ticari satışına başlamasıdır. Türkiye’nin 2023 hedefleri arasında özel bir yere sahip olduğuna inandığım bu projede en küçük bir gecikme istemiyoruz.”

Salonda bulunan imzacılara ortaya çıkacak sorunların çözümü, engellerin aşılması noktasında, Cumhurbaşkanı olarak bizzat yanlarında yer alacağını belirten Erdoğan, hatta gerekiyorsa sırf bu projenin takibi ve sıkıntıların bertaraf edilmesi için Cumhurbaşkanlığında da bir ekibi görevlendireceğini açıkladı.

BEDELİNİ ÖDEMEK ŞARTIYLA TALİPLİSİ DE BENİM

Cumhurbaşkanı Erdoğan, zaman kaybına tahammülün bulunmadığının altını çizerek, “Mademki bu babayiğit arkadaşlarımız çıkıp ellerini taşın altına soktular, bize de onlara gereken her yerde omuz vermek, destek vermek düşer. Şimdiden ilan ediyorum, piyasaya süreceğiniz ilk otomobilin bedelini ödemek şartıyla taliplisi de benim.” dedi.

Dünyada genel olarak gelişme ve kalkınmada özellikle de otomobil piyasasında belirli sıçrama dönemlerinin bulunduğunu kaydeden Erdoğan, İkinci Dünya Savaşı’na kadar olan dönemi otomotiv sektörünün başlangıç yılları olarak ifade etmenin mümkün olduğunu söyledi.

Erdoğan, 1945’ten 1980’lere kadar geçen dönemin Amerika ve Avrupa merkezli olarak sektörün sıçrama dönemi olduğuna işaret etti. 1980’den bugüne kadar geçen süreçte bir yandan sektör küreselleşirken diğer yandan da yeni aktörlerin devreye girdiğini belirten Erdoğan, son yıllarda hibrit, elektrikli otomobiller ve sürücüsüz araçlar gibi gelişmelerle sektörün yeni bir döneme girişine şahit olunduğunu dile getirdi.

OTOMOBİLİN ÖNCÜ VE TAŞIYICI GÜCÜ, ORTAK GİRİŞİM GRUBU OLACAK

Erdoğan, Türkiye olarak otomotiv sektörünün ilk 3 döneminin kaçırıldığına dikkati çekerek, “Esasen ikinci dönemini yakalama şansımız belki olabilirdi. Ama ülkemizin içinde bulunduğu şartlar yani terör olayları, darbeler, siyasi istikrarsızlık, toplumsal huzursuzluklar gibi faktörler buna imkan vermedi. Aynı hatayı bir kez daha yapmayacak, sektörün dördüncü değişim ve yükseliş dönemini inşallah ıskalamayacağız.” değerlendirmesinde bulundu.

Bugün burada atılacak imzaların, bu dönüşümü yakalama kararlılığının nişanesi olacağına işaret eden Erdoğan, “Dolayısıyla üretilecek otomobilin de bugünün değil, geleceğin ihtiyaçlarına uygun olacağından şüphe duymuyoruz. Bu otomobilin öncü ve taşıyıcı gücü elbette ortak girişim grubu olacaktır.” dedi.

Erdoğan, ayrıca bu otomobilin tüm Türkiye’nin birikimi, katkısı ve desteğiyle ortaya çıkacağını kaydetti.

Ortaya doğru dürüst bir ürün konulduğunda milletin buna dört elle sarılacağını belirten Erdoğan, tercihini de bu araçtan yana kullanacağına inandığını vurguladı.

Erdoğan, bu otomobilin dünyaya pazarlanması konusunda da her türlü desteği vereceklerinin altını çizerek, “Dünya pazarlarında söz sahibi hemen tüm markaların ortaya çıkışlarında ve bugünlere gelişlerinde devlet desteği aldıklarını çok iyi biliyoruz. Bizim de kendi markamız için bu şekilde hareket etmemizden daha tabii bir şey olamaz. Türkiye’nin, dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri haline gelmesi ancak işte bu tür atılımlarla ve girişimlerle mümkündür.” diye konuştu.

Türkiye’nin otomobilinin sınıfına, tasarımına, motor teknolojisine, modeline, üretim yöntemine, pazar hedeflerine girişim grubunun karar vereceğini belirten Erdoğan, halen TÜBİTAK bünyesinde üzerinde çalışmalar yapılan platformun girişim grubunun emrine amade olduğunun altını çizdi.

Erdoğan, bunun yerine doğrudan hibrit ve elektrikli otomobile yönelmek istendiği zaman daha memnun olacaklarını ifade ederek, “Kararlar ne olursa olsun, biz kendilerine her türlü desteği vereceğiz. Yeter ki Türkiye’yi ve Türk milletini bu büyük hayaliyle buluştursunlar.” dedi.

Erdoğan, konuşmasında, Türkiye’nin otomobili konusundaki heyecan ve destek beyanlarının, ortak girişim grubuna özel olmadığını belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz ülkemizi geleceğe taşıyacak, hedeflerine yaklaştıracak adım atma niyetine, iradesine ve samimiyetine sahip herkes için aynı hissiyata, aynı düşüncelere sahibiz. Eğer bu proje için daha önceleri başkaları aynı iradeyi ve kararlılığı göstermiş olsalardı onların da yanında yer alacaktık.” ifadesini kullandı.

İlerleyen süreçte hangi alanda olursa olsun, projesi bulunan herkese kapılarının açık olduğunu anlatan Erdoğan, savunma sanayisinden iletişim sektörüne, sağlık teknolojilerinden tarım altyapısına hatta yapay zekaya kadar her alanda Türkiye’nin yeni yatırımlara, yaklaşımlara ve gelişimlere ihtiyacı bulunduğunu kaydetti.

Konvansiyonel yöntemlerle gelinen yerin önemli olduğunu, Türkiye’yi 15 yılda üç kat büyütme başarısını bu şekilde gerçekleştirdiklerini vurgulayan Erdoğan, orta gelir tuzağından kurtularak, yüksek gelirli ülkeler grubuna çıkabilmenin yolunun tasarımdan, yüksek teknolojiden, markalaşmadan geçtiğine işaret etti.

Teşvik politikalarının bu doğrultuda gözden geçirilmesi gerektiğini bildiren Erdoğan, şöyle konuştu:

“Ne pahasına olursa olsun üretime, yüksek teknolojiye ve yüksek katma değere sahip üretime, bu anlayışla yapılacak yatırımlara hep birlikte öncelik tanımalıyız. Çünkü bu işin aktörleri şu anda bu salonda. İhracatımızın niteliğini bu yönde geliştirmeden yılda 500 milyar dolar hedefine ulaşamayız. Bunun yolu örneğin madenlerimizi taş ve toprak karışımı olarak değil, mamul olarak ihraç etmekten geçer. Bunun yolu otomobilin sadece görünürdeki parçalarını üretmekten değil, yazılımını da kendimizin gerçekleştirmesinden geçiyor. Bu örnekleri olabildiği kadar çok artırmak mümkündür.”

DAHA ÖNCEKİ FIRSATLARI KAÇIRMIŞTIK

Ekonomi ve teknolojinin gittiği yönün belli olduğunu, Türkiye’nin de kendisini buna göre ayarlaması gerektiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Daha önceki fırsatları, girişimcilerimizin ayağına pranga vurarak, önlerine set çekerek, işlerini zorlaştırarak, kendi iç meselelerimizle uğraşmaktan, dünyanın nereye gittiğini görememekten dolayı kaçırmıştık.” dedi.

Erdoğan, milletin halen merhum Nuri Demirağ’ın uçak fabrikası projesinin neden neticeye ulaşmadığını anlamakta zorlandığını, görünürdeki sebebin, uçaklardan birinin deneme uçuşu sırasında düşmesi olsa da işin gerisinde başka tezgahların bulunduğunu ifade etti.

Kayseri’deki uçak fabrikası girişiminin akamete uğramasına gerekçe olarak “şirketin iflası”nın gösterilmesinin kimseyi ikna etmediğini anlatan Erdoğan, aynı şekilde Devrim otomobilinin deposuna yakıt konmadığı için deneme seferinde yolda kalmasının, bu çapta bir projenin rafa kaldırılmasının gerçek sebebi olamayacağını kaydetti.

Sütlüce’de dönemin en modern silah ve cephane fabrikasını kuran Nuri Killigil’in acı akıbetini, “Türkiye’de savunma sanayisinin başına gelen en büyük felaketlerden biri” olarak nitelendiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Aradan 60 yıla yakın bir süre geçti ve biz merhum Nuri Killigil’in silah ve cephane konusunda ulaştığı seviyeye daha yeni yeni geliyoruz. Bu soruyu kendimize sık sık sormamız lazım. Dünya standartlarında yerli piyade tüfeğimizi, yerli tabancalarımızı, yerli füzelerimizi, diğer savunma sanayi ürünlerimizi henüz yeni yeni ticari düzeye ulaştırabildik. İşte şurada Amerika’dan, polis teşkilatımız bin 500 tabanca alacak. Verilen cevap ne biliyor musunuz? ‘Kongreden geçmedi’. Biz tabancayı yapıyoruz aslında. Dedik ki ‘Bundan böyle gerek yok. Amerika’dan tabanca almayacaksınız, bizim kendi ürettiklerimizle artık bu süreci devam ettireceksiniz’. Ne gerek var? Bu kadar nazı çekmeye ne gerek var? Bunu artık ülkemizdeki silah fabrikalarından tedarik etmek suretiyle yola devam. Biz bu örnekleri asla unutmadık, unutmayacağız.”

BAŞKALARININ NE DEDİĞİNE, NE İSTEDİĞİNE BAKMAYACAĞIZ

“Hazıra dağ dayanmaz”, “El atına binen tez iner” atasözlerini hatırlatan Erdoğan, “Hep söylüyorum, biz kendi göbeğimizi kendimiz kesmek zorundayız. Çünkü Türkiye, öyle bir ülke ki kimse husumetini kazanmak istemez ama kimse büyümesini, güçlenmesini, kendi ayakları üzerinde durmasını da istemez.” ifadesini kullandı.

Türkiye’nin, başkalarının ne dediğine, ne istediğine bakmadan büyümeye devam edeceğine belirten Erdoğan, “Biz güçleneceğiz, biz sadece kendi ayaklarımız üzerinde durmakla kalmayacak, gönlünü ve gözünü bize yöneltmiş tüm kardeşlerimizin, tüm dostlarımızın güven kaynağı haline de geleceğiz. Başka türlü bize hayat hakkı tanımayacaklarını, yaşadığımız her hadiseyle bir kez daha görüyoruz. Türkiye’nin otomobili… İşte bu projeye, bu anlayışla çok büyük önem veriyoruz. Mesele sadece otomobil üretmek değil, buradan ortaya çıkacak teknoloji, birikim, tecrübeyle dünyaya meydan okuyacak yeni ve çok iddialı bir çıkış ortaya koymaktır.” değerlendirmesini yaptı.

TÜRKİYE’NİN OTOMOBİLİNİ YAPACAĞIZ

Efsanevi boksör Muhammed Ali’nin, “Hayal gücü olmayan insanın kanatları yoktur.” sözünü hatırlatan Erdoğan, konuşmasına şu sözlerle devam etti:

“Şimdi de diyorum ki iddianız yoksa kanatlarınız olsa da uçamazsınız. Biz ülke ve millet olarak işte burada iddiamızı ortaya koyuyor ve diyoruz ki Türkiye’nin otomobilini yapacağız. Hiç şüpheniz olmasın. Hem de en güzel tasarımla, en güzel teknolojiyle, en iyi organizasyonla bu otomobili ülkemize ve dünyaya kazandıracağız. Böyle babayiğitler bize destek olduğu sürece Allah’ın izniyle otomobille birlikte daha nice başarılara beraber imza atarız. Çünkü bu ülkenin arkasında 100 milyonlarca insanın duası, 80 milyon vatandaşımızın ümidi, bize güvenen milletimizin gereken her durumda en güçlü şekilde ortaya koyduğu iradesi vardır.”

Türkiye’ye yönelik saldırıların giderek artmasına rağmen devlet ve millet olarak dimdik ayakta olduklarına vurgu yapan Erdoğan, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Türkiye’yi darbelerle yıkamadılar. Türkiye’yi vesayet güçleri, hep birlikte gayret ettiler, durduramadılar. Türkiye’yi terör örgütlerini kullanarak hizaya sokamadılar. Türkiye’yi ekonomiyi silah gibi kullanarak sendeletemediler. Bölgemizdeki krizlerin yıkıcı etkilerini bize ciro edemediler. Küresel düzenin çarpıklıkları konusundaki itirazlarımızın haklılığının üzerini örtemediler. Kendilerini küresel düzenin sahipleri olarak gören ülkelerin, son dönemde ülkemizin üzerine bu kadar çok gelmelerinin sebebi işte bunlardır. Buradan onlara kötü bir haber vereyim, geçmişte attığı her adımı kontrol ettikleri, yaptığı her işi yönlendirebildikleri, geleceğiyle istedikleri zaman oynayabildikleri Türkiye artık yok.

Artık istiklali ve istikbaline tıpkı 15 Temmuz gecesi olduğu gibi, tıpkı terörle mücadelede olduğu gibi, tıpkı sınır ötesi operasyonlarında olduğu gibi hayatı pahasına sahip çıkan bir Türkiye var. Son nefesimize kadar Türkiye için çalışmaya, mücadele etmeye, hizmet etmeye devam edeceğiz. Gençlerimizle her bir araya gelişimde, onların 2023 hedeflerine, 2053 ve 2071 vizyonlarını sahiplenişlerine şahit oldukça bu ülkede hamd olsun bu nesil Allah’ın izniyle bu dönüşüm, değişimi taçlandıracaktır. Buna inanıyorum. Biz bir oldukça, iri oldukça, kardeş oldukça, hep birlikte Türkiye oldukça önümüze çıkan engelleri Allah’ın izniyle çiğner, aşar geçeriz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantıda Türkiye’nin otomobilini yapacak şirketlerin isimlerini açıkladı.

Ortak Girişim Grubu’nda yer alanların ilkinin Anadolu Grubu olduğunu aktaran Erdoğan, temelleri 1950’de atılan bu grubun, bünyesindeki 80’e yakın şirket ve 50 bin çalışanıyla Türk ekonomisine katkıda bulunduğunu ifade etti.

Erdoğan, otomotiv sektöründe de ciddi çalışmaları ve birikimi olan Anadolu Grubu’nun, Türkiye’nin otomobili projesinde yer almasını isabetli bulduğunu kaydetti.

İkinci şirketin BMC Grubu olduğunu açıklayan Erdoğan, Türkiye’nin en büyük ticari ve askeri araç üreticilerinden BMC’nin yarım asırlık bir geçmişinin bulunduğunu, mülkiyeti 2014’te değişen BMC’nin vizyonunu da değiştirerek, savunma sanayi yanında Türkiye’nin otomobili projesinde yer alma kararını memnuniyetle karşıladığını vurguladı.

Üçüncü şirketin Kıraça Holding olduğunu bildiren Erdoğan, Türkiye’de özel olarak otomotive odaklanan Kıraça Holding’in yenilikçiliğiyle sektörde hak ettiği yeri aldığını, bu birikimin Türkiye’nin otomobili projesinde yer almasını çok önemli gördüğünü belirtti.

Erdoğan, dördüncü grupta Turkcell’in bulunduğunu açıklayarak, yazılımın ve yüksek teknolojinin önemli bir unsur olduğu projede, dünya çapında başarılara imza atmış bir kuruluşun yer almasının önemine işaret etti.

Beşinci şirketin Zorlu Holding olduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, tekstilden elektroniğe, enerjiden madenciliğe kadar faaliyet yürüten şirketin, Türkiye’nin otomobili projesinde yer almasını “şans” olarak niteledi.

BU MESELEYİ YAKINDAN TAKİP EDECEĞİM

Erdoğan, projenin özel sektör koordinasyonunu sağlayan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile kamudaki koordinasyonundan sorumlu Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına da teşekkürlerini iletti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülke ve millet olarak bu büyük hayalimizi gerçekleştirme sorumluluğunu sizlerin sırtına yüklüyoruz. Bu yükün ağır olduğunu biliyorum. Bizler kamu temsilcileri olarak sonuna kadar sizin yanınızda yer alacak, önünüzü açacak, hükümetimiz sizlerle her an beraber olacak. Başarınız için her türlü çabayı göstereceğiz. Cumhurbaşkanı olarak şahsen ben de bu meseleyi yakından takip edeceğimi bir kez daha ifade etmek istiyorum.” diye konuştu.

Erdoğan, girişim grubunda yer alan şirketleri tebrik etti, çalışmalarında başarılar diledi.

Konuşmaların ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım’ın huzurunda Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Kıraça Holding Yönetim Kurulu Başkanı İnan Kıraç, Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Nazif Zorlu, Anadolu Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan, Turkcell Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Akça ile BMC Yönetim Kurulu Başkanı Ethem Sancak, “Türkiye’nin Otomobili Projesi Ortak Girişim Grubu İş birliği Protokolü”nü imzaladı.

Daha sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Yıldırım, katılımcılarla hatıra fotoğrafı çektirdi.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen “Türkiye’nin Otomobili Ortak Girişim Grubu Tanıtım Toplantısı”na Başbakan Binali Yıldırım, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ile projenin imzacıları Kıraça Holding Yönetim Kurulu Başkanı İnan Kıraç, Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Nazif Zorlu, Anadolu Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan, Turkcell Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Akça, BMC Yönetim Kurulu Başkanı Ethem Sancak ve çok sayıda davetli katıldı

Önceki HaberSonraki Haber

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Demokrasi ve Özgürlükler Adası Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katılımıyla açıldı 0 88004

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nın açılış töreninde yaptığı konuşmada, adadaki her bir tesise tarihî anlamına uygun isimler verildiğini belirterek, “Tüm bu sembolleriyle Demokrasi ve Özgürlükler Adası ülkemizin geçmişten bugüne verdiği istiklal ve istikbal mücadelesiyle gönüllerdeki hasbi sevginin nişanesi olacaktır” dedi.

1960’daki askerî darbenin ardından dönemin Başbakanı Adnan Menderes ve arkadaşlarının idam kararlarının alındığı Yassıada, yeniden düzenlenme çalışmalarının ardından kongre ve sergi alanlarının yer aldığı “Demokrasi ve Özgürlükler Adası” adıyla açıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nın açılış töreninde yaptığı konuşmada, Türkiye’nin 60 yıl önce tarihinin en kara günlerinden biri olan 27 Mayıs darbesine maruz kaldığını hatırlattı.

Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki bir grup cuntacının gerçekleştirdiği darbenin ardından yaşananların adalet ve insanlık adına utanç verici olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Üzerinde bulunduğumuz Yassıada’da, diğer bir ifadeyle ‘Yaslıada’da yapılan ve bizzat faillerinin itirafıyla önceden verilen emirlerin uygulanması şeklinde geçen yargılamaların sonu çok büyük bir faciayla bitmişti” dedi.

“YASSIADA’DA YAPILAN İŞ YARGILAMA DEĞİL, BİR HUKUK CİNAYETİYDİ”

Türkiye’ye yıllarca hizmet eden ve millî iradenin temsilcisi konumundaki Demokrat Parti’nin yöneticilerinin yargılamaları boyunca her türlü hakarete, işkenceye, iftiraya maruz kaldığı anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aslında burada yapılan iş yargılama değil, darbe yaparak anayasayı çiğneyenlerin ülkenin meşru yöneticilerini anayasayı ihlal ithamıyla giriştikleri bir hukuk cinayetiydi” ifadesini kullandı.

“Yassıada’da aylar boyunca tam anlamıyla bir zulüm makinesi işletilmiştir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, dönemin cumhurbaşkanı, başbakanı, bakanları, komutanları, milletvekilleri ve bürokratlarının hiçbir somut suçları olmadığı hâlde kin ve nefret ürünü insanlık dışı muamelelere maruz bırakıldıklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İstiklal Harbi’mizin kahramanlarından olan bu ülkenin cumhurbaşkanını intihara teşebbüs noktasına kadar getirdiler. Nezaketi, kibarlığı, insani hasletleri dillere destan olan bir başbakanı idama götürürken bile prostat muayenesi bahanesiyle aşağılamaya kalkacak kadar alçaldılar. Bu ülkenin yüreği vatan sevdasıyla dolu genelkurmay başkanını darbecilere katılmayı reddettiği için bir teğmene tokatlatarak tarihimizde görülmemiş rezillikler sergilediler” ifadelerini kullandı.

“MENDERES’İ VE ARKADAŞLARINI İDAM SEHPASINA ÇIKARTANLARIN ALINLARINDAKİ KARA LEKE HİÇBİR ZAMAN SİLİNMEYECEKTİR”

Yassıada’da idam kararları alınan dönemin Başbakanı Adnan Menderes ile bakanları Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu’nun idam sehpasına vakarla, gururla, inançla yürüdüğünün altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Darbeden yaklaşık 16 ay sonra, 16 ve 17 Eylül 1961 tarihinde gerçekleşen bu idamlar milletimizin yüreğine kor bir ateş gibi düşmüştür. Aslında o gün hukuk ve adalet ayaklar altına alınarak idam sehpasına gönderilen milletin bu üç adamı değil, bizatihi millî iradenin ta kendisi olmuştur. Darbe ile görevinden indirilen, Yassıada’da kurulan tiyatro mahkemelerde yargılanan rahmetli Menderes ve arkadaşları değil, tarihi, kültürü, değerleri ve inançlarıyla milletimizdi. Ama bilmiyorlardı ki Türk milletinin kalbindeki sevgiyi, yüreğindeki ateşi söndürmeye, onu hedeflerinden koparmaya bir avuç darbecinin gücü yetmezdi. Bu vesileyle sürgüne gönderildiği Hindistan’dan idam kararlarının hukuki ve meşru olmadığını, insanlık duygularıyla uyuşmadığını belirterek trajediyi engellemek için çırpınan merhum Alparslan Türkeş’i de rahmetle yâd ediyoruz. Menderes’i ve arkadaşlarını idam sehpasına çıkartanların ve onları destekleyenlerin alınlarındaki kara leke hiçbir zaman silinmeyecektir. Buna karşılık Menderes ve arkadaşlarının milletimizin kalbindeki mümtaz yeri her geçen yıl daha da güçlenerek hep devam edecektir.”

Yassıada zindanlarında uzun süre hapis kalan şair Faruk Nafiz Çamlıbel’in “Zindan Duvarları” isimli şiirinden bölümler okuyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Evet, idam sehpasındaki son sözü ‘Devletime ve milletime ebedi saadetler dilerim’ olan rahmetli Menderes’in aziz hatırasına sahip çıkmak hepimizin boynunun borcudur. İdama götürülürken önce -burası da çok önemli- abdestimi alıp iki rekât namaz kılıp ardından altındaki sandalyeyi kendisi iterek düşüren ve celladına da sen çekil, o sandalyeyi ben iterim diyen Fatin Rüştü Zorlu’nun hatırasına sahip çıkmak hepimizin boynunun borcudur. Kişilik bu, kimlik bu, şahsiyet bu, mesele bu. Başarılı bir Maliye Bakanı olduğu hâlde sırf geçmişte darbecilere istedikleri imtiyazları sağlamadığı için kendisine kin beslenen Hasan Polatkan’ın hatırasına sahip çıkmak hepimizin boynunun borcudur” dedi.

8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın gayretleriyle Menderes, Zorlu ve Polatkan’ın kabirlerinin İstanbul’a taşınmasının da 30 yıl sonra gelen bir vefa örneği olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün burada, şehitlerin bize emaneti olan bu adada 60 yıl sonra yeni bir dönemi başlatarak gönülleri tekrar tamir etmek üzere işte bir aradayız. Milletimiz buranın adını Yassıada’dan Yaslıada’ya dönüştürmüştü. Üzerinde durduğumuz toprakların ıstırabını dindirmek için Yassıada’yı da, Yaslıada’yı tarihe gömüp burasını Demokrasi ve Özgürlükler Adası hâline getirmeyi kararlaştırdık, bu da bize nasip oldu” değerlendirmesinde bulundu.

“GENÇLERİN TÜRKİYE’NİN ÇOK PARTİLİ SİYASİ HAYATA GEÇİŞ SÜRECİNİ ÇOK İYİ BİLMESİ GEREK”

Adadaki her bir tesise de tarihî anlamına uygun isimler verildiğini, Subay Gazinosu’nun isminin de Adnan Menderes Müzesi olarak devam edeceğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, konferans salonunun da Adnan Menderes ismini taşıyacağını, dönemin Genelkurmay Başkanı Rüştü Erdelhun’un isminin Cam Meydan’a, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Sadık Altıncan’ın isminin de kütüphaneye verildiğini, Hasan Polatkan’ın isminin spor salonunda, Fatin Rüştü Zorlu’nun isminin de camide yaşatılacağını aktardı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tüm bu sembolleriyle Demokrasi ve Özgürlükler Adası ülkemizin geçmişten bugüne verdiği istiklal ve istikbal mücadelesiyle gönüllerdeki hasbi sevginin inşallah nişanesi olacaktır” diye konuştu.

Milletin her bir ferdinin, özellikle de gençlerin Türkiye’nin çok partili siyasi hayata geçiş sürecini çok iyi bilmesi gerektiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal hastalığının ve ölümünün ardından tek parti CHP yönetimi ülkenin üzerine adeta bir kâbus gibi çökmüştü. Kurtuluş Savaşı’mızdan sonra başlatılan kalkınma hamlesinin önü tek parti zihniyeti tarafından bilinçli bir şekilde kesilmiş, mesafe kat edilen çalışmalar birer birer akamete uğratılmıştır” dedi.

“TÜM DARBELERİN VE CUNTA HAREKETLERİNİN TEMEL KARAKTERİ MİLLETİMİZİN DEĞERLERİNE VE TARİHİNE DÜŞMANLIKTIR”

Adnan Menderes’in milleti memnun eden yatırım ve hamlelerinin birilerini rahatsız ettiğini, “yerli ve millî olan her şeye husumeti hayatlarının merkezine koyanların” daha sonra sık sık başvuracakları bir yönteme sarılarak darbe yaptığını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sadece darbe yapanları değil, daha ne bekliyorsunuz kışkırtmasıyla ordumuzun içine darbe virüsünü sokanları da bu millet asla af etmeyecektir. Ülkemizdeki tüm darbelerin ve cunta hareketlerinin temel karakteri milletimizin değerlerine ve tarihine düşmanlıktır. Emperyalistlerin uç beyliğini yapan darbeciler aynı zamanda ülkemizdeki bölücülük cereyanlarının değirmenine de su taşımışlardır” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Demokrat Parti’nin milletimizin güçlü desteğiyle iktidara gelmesi oyunlarını bozunca üstüne birde millî iradenin desteğini almaktan ümitleri kesilince bunlar için her yol darbeye çıkmaya başladı. Sokakları karıştırmaktan, terör örgütlerinden medet ummaya, emperyalistlerin senaryolarında figüranlıktan yalana ve iftiraya kadar her yolu mübah sayan kirli bir siyaset anlayışına sarıldılar. Sırf kendi çıkarları için Meclis’i itibarsız hâle getirmekten provokasyonlara, bunlara çanak tutmaktan, darbe çığırtkanlığı yapmaktan bile asla çekinmediler. Ülkenin ve milletin başına gelen her felaketi kendilerine iktidar alanı açacak bir fırsat olarak görerek, çoğu defada gizleyemedikleri bir sevinçle karşıladılar. Yapılan her hizmete, ülkeye kazandırılan her esere, her yatırıma, yükselen her inşaata, elde edilen her başarıya karşı çıktılar. Menderes’e hangi inançla saldırdılarsa, rahmetli Özal’a şimdi de Cumhur ittifakı’na aynı nefret duygularıyla yöneldiler. Hükûmetlerimiz döneminde bunun sayısız tezahürüyle karşılaştık.”

“DÜN EZANDAN, İSTİKLAL MARŞI’NDAN, BAYRAKTAN VE BİRLİĞİMİZDEN RAHATSIZDILAR, BUGÜN DE RAHATSIZLAR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, iktidarları boyunca darbeci zihniyetin engellemesiyle karşılaştıklarını anlatarak, “Türk milleti 15 Temmuz darbe girişiminde sokaklarda hainlere karşı canı pahasına mücadele verirken tankları alkışlayan, televizyon başında sonucu bekleyenler işte yine bunlardı. AK Parti ve MHP olarak ülkemizin en büyük yönetim reformunu hayata geçirirken de karşımızda yine bunlar vardı. Dün ezandan, İstiklal Marşı’ndan, bayraktan, birliğimizden ve beraberliğimizden rahatsızdılar, bugün de rahatsızlar. Dün millî iradeye rağmen iktidar rüyası görüyorlardı, bugünde aynı rüya ile avunuyorlar. Dün darbeden, emperyalistlerin desteğinden, felaketlerden medet umuyorlardı, bugün de aynı beklentiye özellikle sarıldılar. Hamdolsun milletimiz adeta kılcal damarlarına kadar ezbere bildiği bu habis zihniyete 1950’den beri ülkeyi teslim etmemiştir” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “Ülkemizde bugün demokrasimize gölge düşürmeye çalışanlara dikkat edin hepsi de 27 Mayıs hayranıdır. Hepsi de zahirde 12 Eylül’e karşı gibi gözükse de o darbeden en çok faydayı görendir. Hepsi de 28 Şubat meftunudur. Hepsi de 15 Temmuz’a ‘tiyatro’ diyerek milletimizin destansı mücadelesini küçümsemeye çalışır. Hepsi de ülkesini yurt dışında bulduğu her mahfilde şikâyet eder. Hepsi de geçmişten bugüne teröristlere karşı derin muhabbet besler. Hepsi de yerli ve millî olan her şeye düşmandır. Hepsi de millî iradeden umudunu kestiği için darbecilerden, yabancılardan, terör örgütlerinden medet umar. Dünyanın tamamıyla birlikte ülkemizi de etkileyen Koronavirüs salgını dahi bu amaçla kullanmaya kalkacak kadar sefil bir zihniyetle karşı karşıyayız. Sadece bu tablo bile bize ‘tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet’ diye ifade ettiğimiz millî çağrımıza ne kadar sık sıkıya sarılmamız gerektiğinin ispatıdır. Yurt içinde terör örgütlerinden ekonomimize kurulan tuzaklara, sınırlarımız dışında bekamız için gerçekleştirdiğimiz harekâtlara kadar tüm mücadelemizi bu anlayışla yürütüyoruz. Bize ne diyorlar? ‘Suriye’de ne işiniz var? İdlib’de ne işiniz var? Libya’da ne işiniz var?’ Buralarda ne işimiz olduğunu çok kısa zamanda çok çok iyi anlayacaksınız. Hamdolsun milletimizin desteği ve duası her zaman olduğu gibi bugün de en güçlü şekilde yanımızdadır.”

“DEMOKRASİ VE ÖZGÜRLÜKLER ADASI, TÜRKİYE’NİN GELECEKTEKİ HEDEFLERİNİN DE SEMBOLÜ OLACAK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nın Türkiye’nin 60 yıllık demokrasi mücadelesi yanında gelecekteki hedeflerinin de sembolü olacağına inandığını vurgulayarak, Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nın meşhur Camp David gibi uluslararası toplantıların yapıldığı bir ada olacağına inandığını söyledi.

Adnan Menderes başta olmak üzere Türkiye’nin kalkınması, gelişmesinde istiklali ve istikbali için mücadele eden tüm kahramanlara Allah’tan rahmet dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Cumhur İttifakı olarak kararlı bir şekilde emin adımlarla bu yolda devam ediyoruz. Rabbim hepimizi milletçe inşallah diyorum ki bütün olabilecek belalardan korusun, esirgesin ve zafere ulaştırsın. Genel Başkan Sayın Bahçeli’ye, ekibindeki tüm MHP’li kardeşlerime Türkiye tarihinin en zorlu mücadelelerinden birini yürüttüğümüz bu dönemde sergiledikleri dirayet ve verdikleri destek için şükranlarımı sunuyorum” dedi.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’ne, Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nın düzenlenmesindeki katkılarından dolayı teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, eski Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, AK Parti Ankara Milletvekili Ali İhsan Arslan ve AK Parti Samsun Milletvekili Çiğdem Karaaslan’ı da gayretleri dolayısıyla tebrik etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından TBMM Başkanı Mustafa Şentop, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan, kabine üyeleri, kuvvet komutanları, TBMM Başkanvekili Celal Adan, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, AK Parti İzmir Milletvekili Binali Yıldırım, eski TBMM Başkanları, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, AK Parti Genel Başkan Yardımcıları, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu ile birlikte Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nın açılış kurdelesini kesti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, açılış öncesinde de MHP Genel Başkanı Bahçeli ile adayı gezdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan“Türkiye’nin gücünü, zenginliğini, refahını çok daha yükseklere taşıyacağız” 0 88006

Ramazan Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajda vatandaşların bayramını tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan; “Salgın sonrası siyasi ve ekonomik olarak yeniden yapılanacak dünyada, Türkiye’nin gücünü, zenginliğini, refahını çok daha yükseklere taşıyacağız” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ramazan Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajında vatandaşların mübarek Ramazan Bayramı’nı tebrik ederek, “Gönül, geçmiş bayramlarda olduğu gibi sevdiklerimizle bir arada olmayı isterdi. Fakat tüm dünya ile birlikte ülkemizi de etkileyen Koronavirüs salgını sebebiyle, bu bayramı her birimiz evimizde geçirmek durumundayız. Bu salgın sürecinde insanlık ailesi olarak zorlu bir imtihandan geçiyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin devleti ve milletiyle bu sınavı çok iyi verdiğine vurgu yaptı.

“DİKKATLİ DAVRANIR, KURALLARA UYARSAK BU SÜREÇTEN ALNIMIZIN AKIYLA ÇIKACAĞIMIZ MUHAKKAKTIR”

Ekonomiden sosyal hayata birçok alanın, salgınla mücadele kapsamında uygulanan tedbirlerden ciddi şekilde etkilendiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mart ve Nisan ayları sıkıntılı geçerken, Mayıs ayında yavaş yavaş, diğer ülkelerle birlikte normalleşme adımlarının atılmaya başlandığını kaydetti.

“Hep birlikte dikkatli davranır, kurallara uyar, maske-mesafe-temizlik hassasiyetine riayet edersek, Allah’ın izniyle, bu süreçten de alnımızın akıyla çıkacağımız muhakkaktır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, salgın döneminde ülkelerin çoğunun içe kapanıp ellerindeki sınırlı imkânlara sıkı sıkıya sarıldıklarını, Türkiye’nin ise kendi ihtiyaçlarını karşılamanın ötesinde, pek çok dost ve kardeş halka da yardımda bulunduğuna dikkati çekti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Küresel dayanışmanın bolca sözünün edilip fiiliyata dönüştürülmediği bir dünyada, millet olarak insanlığımızı gösterdik. Salgın sürecinde özverili bir şekilde görev yapan, sağlık çalışanları başta olmak üzere tüm kamu ve özel sektör personeline, milletim adına şükranlarımı sunuyorum” diye konuştu.

“MİLLETİMİZE, BU SIKINTILI GÜNLERDE DE EN GÜZEL ŞEKİLDE HİZMET ETMENİN ÇABASI İÇİNDE OLDUK”

Alınan tedbirler sebebiyle hiçbir vatandaşın mağduriyet yaşamaması, zorluğa, yokluğa, yoksulluğa düşmemesi için devletin tüm kaynaklarını harekete geçirdiklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Sosyal Koruma Kalkanı programlarıyla, hem ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza, hem de istihdamdaki kayıptan dolayı sıkıntıya düşen çalışanlarımıza destek sağladık. Bu kapsamda, ‘insanı yaşat ki devlet yaşasın’ anlayışıyla, yaklaşık 10 milyon vatandaşımıza 12 milyar lirayı bulan karşılıksız kaynak aktardık. Vergi, prim, taksit ertelemeleri ve finans kolaylıkları gibi desteklerle, salgın sürecinde devletimizin tüm imkânlarını milletimizin emrine sunduk. Milletimize, her zaman olduğu gibi, bu sıkıntılı günlerde de en güzel şekilde hizmet etmenin, hizmet götürmenin çabası içinde olduk.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnşallah salgın sonrası siyasi ve ekonomik olarak yeniden yapılanacak dünyada, Türkiye’nin gücünü, zenginliğini, refahını çok daha yükseklere taşıyacağız” diyerek, vatandaşların bu bayramda yanlarında olamadıkları sevdiklerine iletişim araçlarıyla da olsa ulaşarak, mutluluklarını paylaşacağına inandığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Rabbimden hepimizi bir sonraki Ramazan ayına sağlıkla, esenlikle, huzurla kavuşturmasını diliyorum. Bir kez daha Ramazan Bayramı’nızı tebrik ediyorum” diyerek mesajını tamamladı.

HABER BURDA

TAKVİM

Kasım 2017
P S Ç P C C P
« Eki   Ara »
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930