Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Otomobili Ortak Girişim Grubu Tanıtım Toplantısı‘nda konuştu 0 37175

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen “Türkiye’nin Otomobili Ortak Girişim Grubu Tanıtım Toplantısı”nda konuştu.

Konuşmalar öncesinde salonda bulunanlara, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ve Başbakan Yıldırım’ın, yerli otomobilin üretimi için sanayicilere yönelik yaptıkları konuşmaların bulunduğu bir video izletildi.

Erdoğan konuşmasına, Hakkari ve Tunceli’de teröristlerle çıkan çatışmalar neticesinde 8 şehide Allah’tan rahmet dileyerek başladı.

Teröristlerden ise 17’si Hakkari, 5’i Tunceli’de olmak üzere 22’sinin bu çatışmalarda etkisiz hale getirildiğini bildiren Erdoğan, “Şu anda da çatışmalar yine aynı şiddetle devam ediyor. Hep söylediğimiz gibi biz, şehidimizin kanını yerde bırakmayacağız. Bunlarla da sonuna kadar, bu teröristleri tüketinceye, bitirinceye kadar bu mücadelemizi devam ettireceğiz. Zira bu ülkede terörün egemen olmadığını, bu zihniyetlere göstereceğiz. Onun için de ben şehitlerimize Allah’tan rahmet, gazilerimize şifalar diliyorum.” ifadelerini kullandı.

BU PROJEDE EN KÜÇÜK BİR GECİKME İSTEMİYORUZ

Erdoğan, Türkiye’nin otomobili için elini taşın altına koyan babayiğitlerin ilan edilecek bu toplantının ülkeye, millete, sektöre ve girişim grubunu oluşturan şirketlere hayırlı olmasını diledi.

Girişim grubunun oluşturulması safhasına gelene kadar projede emeği geçen herkese teşekkür eden Erdoğan, “Merhum Muhammed Ali, ‘hayal gücü olmayan insanının kanatları yoktur’ diyor. Bizim de bugün ortak girişim grubunun tanıtımı için bir araya geldiğimiz markası Türk, tasarımı Türk, mühendisliği Türk, teknolojisi Türk, üretimi Türk, pazarlaması Türk bir otomobile sahip olma hayalimiz vardı. Aslında bu bizimle birlikte milletimizin de hayalidir.” diye konuştu.

Erdoğan, bundan 20-30 yıl önce ülkede yerli otomobil üretilmesi konusundaki tereddütlerin anlaşıldığına işaret ederek, şöyle devam etti:

“Örneğin ülkemizde toplam 91 bin otomobilin satıldığı 2001 yılında böyle bir teşebbüsün ekonomik bulunmaması gayet tabii. Ama geçtiğimiz yıl itibarıyla yılda 757 bin otomobil satışına ulaşmış bir Türkiye’de bu konuda hala adım atılmıyor olması artık ülkemizin bir ayıbı haline gelmiştir. Hamdolsun bugün işte bu ayıptan kurtulma yolunda tarihi bir adım atıyoruz.

Türkiye’nin otomobili. Bu konuda yıllardır yaptığım çağrıların nihayet makes bulmuş olmasından dolayı büyük memnuniyet duyuyorum. Biraz sonra isimlerini tek tek açıklayacağım ortak girişim grubumuzdan beklentimiz, hazırlık sürecini hızla tamamlayarak, en geç 2019’da otomobilimizin prototipini tamamlaması, 2021’de de ticari satışına başlamasıdır. Türkiye’nin 2023 hedefleri arasında özel bir yere sahip olduğuna inandığım bu projede en küçük bir gecikme istemiyoruz.”

Salonda bulunan imzacılara ortaya çıkacak sorunların çözümü, engellerin aşılması noktasında, Cumhurbaşkanı olarak bizzat yanlarında yer alacağını belirten Erdoğan, hatta gerekiyorsa sırf bu projenin takibi ve sıkıntıların bertaraf edilmesi için Cumhurbaşkanlığında da bir ekibi görevlendireceğini açıkladı.

BEDELİNİ ÖDEMEK ŞARTIYLA TALİPLİSİ DE BENİM

Cumhurbaşkanı Erdoğan, zaman kaybına tahammülün bulunmadığının altını çizerek, “Mademki bu babayiğit arkadaşlarımız çıkıp ellerini taşın altına soktular, bize de onlara gereken her yerde omuz vermek, destek vermek düşer. Şimdiden ilan ediyorum, piyasaya süreceğiniz ilk otomobilin bedelini ödemek şartıyla taliplisi de benim.” dedi.

Dünyada genel olarak gelişme ve kalkınmada özellikle de otomobil piyasasında belirli sıçrama dönemlerinin bulunduğunu kaydeden Erdoğan, İkinci Dünya Savaşı’na kadar olan dönemi otomotiv sektörünün başlangıç yılları olarak ifade etmenin mümkün olduğunu söyledi.

Erdoğan, 1945’ten 1980’lere kadar geçen dönemin Amerika ve Avrupa merkezli olarak sektörün sıçrama dönemi olduğuna işaret etti. 1980’den bugüne kadar geçen süreçte bir yandan sektör küreselleşirken diğer yandan da yeni aktörlerin devreye girdiğini belirten Erdoğan, son yıllarda hibrit, elektrikli otomobiller ve sürücüsüz araçlar gibi gelişmelerle sektörün yeni bir döneme girişine şahit olunduğunu dile getirdi.

OTOMOBİLİN ÖNCÜ VE TAŞIYICI GÜCÜ, ORTAK GİRİŞİM GRUBU OLACAK

Erdoğan, Türkiye olarak otomotiv sektörünün ilk 3 döneminin kaçırıldığına dikkati çekerek, “Esasen ikinci dönemini yakalama şansımız belki olabilirdi. Ama ülkemizin içinde bulunduğu şartlar yani terör olayları, darbeler, siyasi istikrarsızlık, toplumsal huzursuzluklar gibi faktörler buna imkan vermedi. Aynı hatayı bir kez daha yapmayacak, sektörün dördüncü değişim ve yükseliş dönemini inşallah ıskalamayacağız.” değerlendirmesinde bulundu.

Bugün burada atılacak imzaların, bu dönüşümü yakalama kararlılığının nişanesi olacağına işaret eden Erdoğan, “Dolayısıyla üretilecek otomobilin de bugünün değil, geleceğin ihtiyaçlarına uygun olacağından şüphe duymuyoruz. Bu otomobilin öncü ve taşıyıcı gücü elbette ortak girişim grubu olacaktır.” dedi.

Erdoğan, ayrıca bu otomobilin tüm Türkiye’nin birikimi, katkısı ve desteğiyle ortaya çıkacağını kaydetti.

Ortaya doğru dürüst bir ürün konulduğunda milletin buna dört elle sarılacağını belirten Erdoğan, tercihini de bu araçtan yana kullanacağına inandığını vurguladı.

Erdoğan, bu otomobilin dünyaya pazarlanması konusunda da her türlü desteği vereceklerinin altını çizerek, “Dünya pazarlarında söz sahibi hemen tüm markaların ortaya çıkışlarında ve bugünlere gelişlerinde devlet desteği aldıklarını çok iyi biliyoruz. Bizim de kendi markamız için bu şekilde hareket etmemizden daha tabii bir şey olamaz. Türkiye’nin, dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri haline gelmesi ancak işte bu tür atılımlarla ve girişimlerle mümkündür.” diye konuştu.

Türkiye’nin otomobilinin sınıfına, tasarımına, motor teknolojisine, modeline, üretim yöntemine, pazar hedeflerine girişim grubunun karar vereceğini belirten Erdoğan, halen TÜBİTAK bünyesinde üzerinde çalışmalar yapılan platformun girişim grubunun emrine amade olduğunun altını çizdi.

Erdoğan, bunun yerine doğrudan hibrit ve elektrikli otomobile yönelmek istendiği zaman daha memnun olacaklarını ifade ederek, “Kararlar ne olursa olsun, biz kendilerine her türlü desteği vereceğiz. Yeter ki Türkiye’yi ve Türk milletini bu büyük hayaliyle buluştursunlar.” dedi.

Erdoğan, konuşmasında, Türkiye’nin otomobili konusundaki heyecan ve destek beyanlarının, ortak girişim grubuna özel olmadığını belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz ülkemizi geleceğe taşıyacak, hedeflerine yaklaştıracak adım atma niyetine, iradesine ve samimiyetine sahip herkes için aynı hissiyata, aynı düşüncelere sahibiz. Eğer bu proje için daha önceleri başkaları aynı iradeyi ve kararlılığı göstermiş olsalardı onların da yanında yer alacaktık.” ifadesini kullandı.

İlerleyen süreçte hangi alanda olursa olsun, projesi bulunan herkese kapılarının açık olduğunu anlatan Erdoğan, savunma sanayisinden iletişim sektörüne, sağlık teknolojilerinden tarım altyapısına hatta yapay zekaya kadar her alanda Türkiye’nin yeni yatırımlara, yaklaşımlara ve gelişimlere ihtiyacı bulunduğunu kaydetti.

Konvansiyonel yöntemlerle gelinen yerin önemli olduğunu, Türkiye’yi 15 yılda üç kat büyütme başarısını bu şekilde gerçekleştirdiklerini vurgulayan Erdoğan, orta gelir tuzağından kurtularak, yüksek gelirli ülkeler grubuna çıkabilmenin yolunun tasarımdan, yüksek teknolojiden, markalaşmadan geçtiğine işaret etti.

Teşvik politikalarının bu doğrultuda gözden geçirilmesi gerektiğini bildiren Erdoğan, şöyle konuştu:

“Ne pahasına olursa olsun üretime, yüksek teknolojiye ve yüksek katma değere sahip üretime, bu anlayışla yapılacak yatırımlara hep birlikte öncelik tanımalıyız. Çünkü bu işin aktörleri şu anda bu salonda. İhracatımızın niteliğini bu yönde geliştirmeden yılda 500 milyar dolar hedefine ulaşamayız. Bunun yolu örneğin madenlerimizi taş ve toprak karışımı olarak değil, mamul olarak ihraç etmekten geçer. Bunun yolu otomobilin sadece görünürdeki parçalarını üretmekten değil, yazılımını da kendimizin gerçekleştirmesinden geçiyor. Bu örnekleri olabildiği kadar çok artırmak mümkündür.”

DAHA ÖNCEKİ FIRSATLARI KAÇIRMIŞTIK

Ekonomi ve teknolojinin gittiği yönün belli olduğunu, Türkiye’nin de kendisini buna göre ayarlaması gerektiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Daha önceki fırsatları, girişimcilerimizin ayağına pranga vurarak, önlerine set çekerek, işlerini zorlaştırarak, kendi iç meselelerimizle uğraşmaktan, dünyanın nereye gittiğini görememekten dolayı kaçırmıştık.” dedi.

Erdoğan, milletin halen merhum Nuri Demirağ’ın uçak fabrikası projesinin neden neticeye ulaşmadığını anlamakta zorlandığını, görünürdeki sebebin, uçaklardan birinin deneme uçuşu sırasında düşmesi olsa da işin gerisinde başka tezgahların bulunduğunu ifade etti.

Kayseri’deki uçak fabrikası girişiminin akamete uğramasına gerekçe olarak “şirketin iflası”nın gösterilmesinin kimseyi ikna etmediğini anlatan Erdoğan, aynı şekilde Devrim otomobilinin deposuna yakıt konmadığı için deneme seferinde yolda kalmasının, bu çapta bir projenin rafa kaldırılmasının gerçek sebebi olamayacağını kaydetti.

Sütlüce’de dönemin en modern silah ve cephane fabrikasını kuran Nuri Killigil’in acı akıbetini, “Türkiye’de savunma sanayisinin başına gelen en büyük felaketlerden biri” olarak nitelendiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Aradan 60 yıla yakın bir süre geçti ve biz merhum Nuri Killigil’in silah ve cephane konusunda ulaştığı seviyeye daha yeni yeni geliyoruz. Bu soruyu kendimize sık sık sormamız lazım. Dünya standartlarında yerli piyade tüfeğimizi, yerli tabancalarımızı, yerli füzelerimizi, diğer savunma sanayi ürünlerimizi henüz yeni yeni ticari düzeye ulaştırabildik. İşte şurada Amerika’dan, polis teşkilatımız bin 500 tabanca alacak. Verilen cevap ne biliyor musunuz? ‘Kongreden geçmedi’. Biz tabancayı yapıyoruz aslında. Dedik ki ‘Bundan böyle gerek yok. Amerika’dan tabanca almayacaksınız, bizim kendi ürettiklerimizle artık bu süreci devam ettireceksiniz’. Ne gerek var? Bu kadar nazı çekmeye ne gerek var? Bunu artık ülkemizdeki silah fabrikalarından tedarik etmek suretiyle yola devam. Biz bu örnekleri asla unutmadık, unutmayacağız.”

BAŞKALARININ NE DEDİĞİNE, NE İSTEDİĞİNE BAKMAYACAĞIZ

“Hazıra dağ dayanmaz”, “El atına binen tez iner” atasözlerini hatırlatan Erdoğan, “Hep söylüyorum, biz kendi göbeğimizi kendimiz kesmek zorundayız. Çünkü Türkiye, öyle bir ülke ki kimse husumetini kazanmak istemez ama kimse büyümesini, güçlenmesini, kendi ayakları üzerinde durmasını da istemez.” ifadesini kullandı.

Türkiye’nin, başkalarının ne dediğine, ne istediğine bakmadan büyümeye devam edeceğine belirten Erdoğan, “Biz güçleneceğiz, biz sadece kendi ayaklarımız üzerinde durmakla kalmayacak, gönlünü ve gözünü bize yöneltmiş tüm kardeşlerimizin, tüm dostlarımızın güven kaynağı haline de geleceğiz. Başka türlü bize hayat hakkı tanımayacaklarını, yaşadığımız her hadiseyle bir kez daha görüyoruz. Türkiye’nin otomobili… İşte bu projeye, bu anlayışla çok büyük önem veriyoruz. Mesele sadece otomobil üretmek değil, buradan ortaya çıkacak teknoloji, birikim, tecrübeyle dünyaya meydan okuyacak yeni ve çok iddialı bir çıkış ortaya koymaktır.” değerlendirmesini yaptı.

TÜRKİYE’NİN OTOMOBİLİNİ YAPACAĞIZ

Efsanevi boksör Muhammed Ali’nin, “Hayal gücü olmayan insanın kanatları yoktur.” sözünü hatırlatan Erdoğan, konuşmasına şu sözlerle devam etti:

“Şimdi de diyorum ki iddianız yoksa kanatlarınız olsa da uçamazsınız. Biz ülke ve millet olarak işte burada iddiamızı ortaya koyuyor ve diyoruz ki Türkiye’nin otomobilini yapacağız. Hiç şüpheniz olmasın. Hem de en güzel tasarımla, en güzel teknolojiyle, en iyi organizasyonla bu otomobili ülkemize ve dünyaya kazandıracağız. Böyle babayiğitler bize destek olduğu sürece Allah’ın izniyle otomobille birlikte daha nice başarılara beraber imza atarız. Çünkü bu ülkenin arkasında 100 milyonlarca insanın duası, 80 milyon vatandaşımızın ümidi, bize güvenen milletimizin gereken her durumda en güçlü şekilde ortaya koyduğu iradesi vardır.”

Türkiye’ye yönelik saldırıların giderek artmasına rağmen devlet ve millet olarak dimdik ayakta olduklarına vurgu yapan Erdoğan, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Türkiye’yi darbelerle yıkamadılar. Türkiye’yi vesayet güçleri, hep birlikte gayret ettiler, durduramadılar. Türkiye’yi terör örgütlerini kullanarak hizaya sokamadılar. Türkiye’yi ekonomiyi silah gibi kullanarak sendeletemediler. Bölgemizdeki krizlerin yıkıcı etkilerini bize ciro edemediler. Küresel düzenin çarpıklıkları konusundaki itirazlarımızın haklılığının üzerini örtemediler. Kendilerini küresel düzenin sahipleri olarak gören ülkelerin, son dönemde ülkemizin üzerine bu kadar çok gelmelerinin sebebi işte bunlardır. Buradan onlara kötü bir haber vereyim, geçmişte attığı her adımı kontrol ettikleri, yaptığı her işi yönlendirebildikleri, geleceğiyle istedikleri zaman oynayabildikleri Türkiye artık yok.

Artık istiklali ve istikbaline tıpkı 15 Temmuz gecesi olduğu gibi, tıpkı terörle mücadelede olduğu gibi, tıpkı sınır ötesi operasyonlarında olduğu gibi hayatı pahasına sahip çıkan bir Türkiye var. Son nefesimize kadar Türkiye için çalışmaya, mücadele etmeye, hizmet etmeye devam edeceğiz. Gençlerimizle her bir araya gelişimde, onların 2023 hedeflerine, 2053 ve 2071 vizyonlarını sahiplenişlerine şahit oldukça bu ülkede hamd olsun bu nesil Allah’ın izniyle bu dönüşüm, değişimi taçlandıracaktır. Buna inanıyorum. Biz bir oldukça, iri oldukça, kardeş oldukça, hep birlikte Türkiye oldukça önümüze çıkan engelleri Allah’ın izniyle çiğner, aşar geçeriz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantıda Türkiye’nin otomobilini yapacak şirketlerin isimlerini açıkladı.

Ortak Girişim Grubu’nda yer alanların ilkinin Anadolu Grubu olduğunu aktaran Erdoğan, temelleri 1950’de atılan bu grubun, bünyesindeki 80’e yakın şirket ve 50 bin çalışanıyla Türk ekonomisine katkıda bulunduğunu ifade etti.

Erdoğan, otomotiv sektöründe de ciddi çalışmaları ve birikimi olan Anadolu Grubu’nun, Türkiye’nin otomobili projesinde yer almasını isabetli bulduğunu kaydetti.

İkinci şirketin BMC Grubu olduğunu açıklayan Erdoğan, Türkiye’nin en büyük ticari ve askeri araç üreticilerinden BMC’nin yarım asırlık bir geçmişinin bulunduğunu, mülkiyeti 2014’te değişen BMC’nin vizyonunu da değiştirerek, savunma sanayi yanında Türkiye’nin otomobili projesinde yer alma kararını memnuniyetle karşıladığını vurguladı.

Üçüncü şirketin Kıraça Holding olduğunu bildiren Erdoğan, Türkiye’de özel olarak otomotive odaklanan Kıraça Holding’in yenilikçiliğiyle sektörde hak ettiği yeri aldığını, bu birikimin Türkiye’nin otomobili projesinde yer almasını çok önemli gördüğünü belirtti.

Erdoğan, dördüncü grupta Turkcell’in bulunduğunu açıklayarak, yazılımın ve yüksek teknolojinin önemli bir unsur olduğu projede, dünya çapında başarılara imza atmış bir kuruluşun yer almasının önemine işaret etti.

Beşinci şirketin Zorlu Holding olduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, tekstilden elektroniğe, enerjiden madenciliğe kadar faaliyet yürüten şirketin, Türkiye’nin otomobili projesinde yer almasını “şans” olarak niteledi.

BU MESELEYİ YAKINDAN TAKİP EDECEĞİM

Erdoğan, projenin özel sektör koordinasyonunu sağlayan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile kamudaki koordinasyonundan sorumlu Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına da teşekkürlerini iletti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülke ve millet olarak bu büyük hayalimizi gerçekleştirme sorumluluğunu sizlerin sırtına yüklüyoruz. Bu yükün ağır olduğunu biliyorum. Bizler kamu temsilcileri olarak sonuna kadar sizin yanınızda yer alacak, önünüzü açacak, hükümetimiz sizlerle her an beraber olacak. Başarınız için her türlü çabayı göstereceğiz. Cumhurbaşkanı olarak şahsen ben de bu meseleyi yakından takip edeceğimi bir kez daha ifade etmek istiyorum.” diye konuştu.

Erdoğan, girişim grubunda yer alan şirketleri tebrik etti, çalışmalarında başarılar diledi.

Konuşmaların ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım’ın huzurunda Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Kıraça Holding Yönetim Kurulu Başkanı İnan Kıraç, Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Nazif Zorlu, Anadolu Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan, Turkcell Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Akça ile BMC Yönetim Kurulu Başkanı Ethem Sancak, “Türkiye’nin Otomobili Projesi Ortak Girişim Grubu İş birliği Protokolü”nü imzaladı.

Daha sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Yıldırım, katılımcılarla hatıra fotoğrafı çektirdi.

Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde düzenlenen “Türkiye’nin Otomobili Ortak Girişim Grubu Tanıtım Toplantısı”na Başbakan Binali Yıldırım, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ile projenin imzacıları Kıraça Holding Yönetim Kurulu Başkanı İnan Kıraç, Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Nazif Zorlu, Anadolu Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Özilhan, Turkcell Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Akça, BMC Yönetim Kurulu Başkanı Ethem Sancak ve çok sayıda davetli katıldı

Önceki HaberSonraki Haber

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Cumhurbaşkanı Erdoğan, KKTC’de Kapalı Maraş bölgesinde incelemelerde bulundu 0 88010

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ziyareti kapsamında, KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ile birlikte 46 yıldır kapalı tutulan ve alınan kararla kademeli olarak açılmaya başlanan Kapalı Maraş bölgesini ziyaret etti.

Ziyareti sırasında gazetecilere açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, KKTC’nin 37’nci kuruluş yıl dönümünde Ada’da bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Kapalı Maraş’ı gördükten sonra “Niçin acaba Güney ve Kuzey olarak bu kapalı Maraş bölgesi bütün bu güzelliğiyle buraların halkından uzak tutulmuş” diye düşündüğünü ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şimdi Taşınmaz Mal Komisyonu’n da devreye girmesiyle Güney’de kimler varsa Taşınmaz Mal Komisyonu’na müracaat etmek suretiyle buradaki malları neredeyse, nasılsa bunların hepsinin bedeli ödenmek suretiyle bir defa buralar sahiplerini bulur ve sahiplerini bulduktan sonra da bu iş çözüme kavuşur” açıklamasında bulundu.

“KUZEY KIBRIS’A YAPILAN ADALETSİZLİĞİ HAZMETMEK MÜMKÜN DEĞİL”

“Uluslararası bakış, hiçbir zaman Kuzey Kıbrıs’ı adil paylaşımda muhatap almamıştır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Güney’e Bürgenstock’ta ki yaptığımız görüşmelerde alınan karara uymamalarına rağmen referanduma uymamalarına rağmen, Kuzey’i ne yazık ki adeta mahkûm etmişler, Güney’i ise Avrupa Birliği’nin üyesi yapmışlardır. O çalışmaların, o görüşmelerin bizzat içinde olan bir insan olarak o görüşmelerdeki, o müzakerelerdeki bir insan olarak yani Kuzey Kıbrıs’a yapılan bu adaletsizliği hiçbir zaman hazmetmek mümkün değil. Artık kendi göbeğimizi kendimiz kesmek durumundayız. Onun için de bugünkü Kapalı Maraş bölgesine attığımız bu adım 15 gün önce Kapalı Maraş bölgesiyle ilgili buraya atılan adım ve süratle buradaki şöyle yapılan çalışmalarla yeni bir süreç başlamıştır. Buranın gerçek sahipleri aslında bellidir ve şimdi de gerçek sahiplerine burası kavuşacağı günü beklemektedir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ı da Kapalı Maraş bölgesini açma kararından dolayı tebrik ederek, atılacak her adımda Türkiye olarak KKTC ile beraber hareket edeceklerinin altını çizdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ziyaretinde eşi Emine Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de eşlik etti.

“Doğu Akdeniz’de ülkemizin ve KKTC’nin adil bir şekilde yer almadığı hiçbir denklem barış ve istikrar üretemez” 0 88783

Cumhurbaşkanı Erdoğan, KKTC’de 15 Kasım Cumhuriyet Bayramı Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Doğu Akdeniz’de ülkemizin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin adil bir şekilde yer almadığı hiçbir denklem barış ve istikrar üretemez. Doğu Akdeniz’deki haklarımızı korumakta kararlıyız. Geride bıraktığımız dönemde yaşananlar, bu konudaki güçlü irademizin nişanesidir” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) başkenti Lefkoşa’da düzenlenen 15 Kasım Cumhuriyet Bayramı Töreni’ne katıldı.

Törende konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, KKTC’nin 37’nci kuruluş yıl dönümünde bulunmaktan duyduğu bahtiyarlığı dile getirerek Türkiye’den KKTC’lilere selamlar getirdiğini söyledi.

“KIBRIS TÜRK’Ü KARDEŞLERİMİZ ARTIK GELECEKLERİNE DAHA BÜYÜK BİR UMUTLA, GÜVENLE BAKIYOR”

“Türk milletinin, Türkiye Cumhuriyeti’nden sonraki ikinci bağımsız devleti Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, hepimiz için iftihar kaynağıdır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Anadolu’dan Akdeniz’deki ufka, buradan Anadolu’ya bakarak nazlı nazlı dalgalanan ay yıldızlı bayraklarımız, millî davamızın ulaştığı noktayı gösteriyor. Varlıklarına yönelik sayısız saldırıya rağmen Kıbrıs Türkleri, hamdolsun kendi topraklarında başı dik, onurlu ve özgür bir şekilde yaşıyor. Kıbrıs Türk’ü kardeşlerimiz, artık geleceklerine daha büyük bir umutla, güvenle bakıyor” ifadesini kullandı.

KKTC’nin bugünlere kolay gelmediğini, nice şehitler vererek istiklalini kazandığını, onca zulme, işkenceye, ihanete rağmen mücadele sancağını asla yere düşürmediğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Mücahitlerimizin ve Mehmetçiğin destansı mücadeleleri sayesinde, hamdolsun zafere ulaştık. Bu vesileyle, Kıbrıs Türkü’nün özgürlük mücadelesinin lideri Dr. Fazıl Küçük ve Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş başta olmak üzere, Kıbrıs Türk halkının kıyamında emeği geçen herkese Allah’tan rahmet diliyorum” dedi.

“KIBRIS’LA İLGİLİ SİYASİ SORUNLAR HÂLÂ DEVAM EDİYOR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kıbrıs’ın tarihin her döneminde cazibesini korumuş, her toplumun rüyalarını süslemiş kadim bir coğrafya olduğuna işaret ederek şöyle konuştu: “Medeniyetimizin bin 400 yıla, Osmanlının 450 yıla yakındır mührünü taşıyan Kıbrıs, maalesef son 1,5 asırdır belirsizliğin hâkim olduğu çalkantılı bir süreç yaşamıştır. Rumların artan katliam ve saldırılarının ardından gerçekleştirdiğimiz 1974 Barış Harekâtı ile fiilen istikrara kavuşan Kıbrıs’la ilgili siyasi sorunlar hâlâ devam ediyor. Kıbrıs meselesinin, Kıbrıs Türk halkının meşru haklarını ve güvenliğini temin edecek şekilde; adil, kalıcı, sürdürülebilir bir çözüme kavuşturulması önceliğimizdir. Türk tarafı olarak en başından beri bu doğrultuda çok güçlü irade ortaya koyduk; yapıcı fikirler sunduk; iyi niyetle çaba gösterdik. Ancak, sadece bir tarafın çabası çözümün kilidini açmaya yetmiyor. Kıbrıs Türk’ü 2004 yılında çözüm için, barış ve demokrasi uğruna, dünyayla bütünleşmek adına Annan Planı’na ‘evet’ dedi. Rum tarafı ise, masada planı kabul eden liderlerinin bizzat yürüttüğü ‘hayır’ kampanyası sonucunda Kıbrıs Türkü’yle ortak bir gelecek kurmayı reddetti. 2017’de İsviçre’de Rum tarafı, ‘Kıbrıs Türkü’yle bırakın siyasi gücü, refahı, hastaneleri bile paylaşmam’ diyerek yine masadan kaçtı.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk tarafının attığı adımlara rağmen Avrupa Birliği’nin verdiği sözleri yerine getirmediğini, idari ve mali noktada vermesi gereken desteği KKTC’ye vermediğini vurguladı.

“KIBRIS’TA İKİ AYRI DEMOKRATİK DÜZEN VE İKİ AYRI DEVLET VARDIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kıbrıs’ta, 1963’te silah zoruyla bozulan, 1974’te ise Yunan cuntasının düzenlediği darbeyle tamamen ortadan kalkan ortaklığı, Rumlarla birlikte yeniden tesis etmek mümkün değildir. Eskilerin dediği gibi, ‘dünün güneşiyle, bugünün çamaşırı kurutulmaz’. Bugün Kıbrıs’ta iki ayrı halk, iki ayrı demokratik düzen ve iki ayrı devlet vardır. Çözüm çabaları da bu gerçeklere dayanmalıdır” değerlendirmesinde bulundu.

Rumların, iktidarı ve refahı, adanın ortak sahibi Kıbrıs Türkleriyle eşit olarak paylaşmak istemediklerini ve bunu da açıkça söylediklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hidrokarbon kaynakları konusunda Kıbrıs Türkleriyle masaya oturmaktan sürekli kaçmalarının sebebi de budur. Garantör ülke olarak bizim de, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin de, bu diplomasi oyunlarına artık tahammülümüz kalmamıştır” açıklamasında bulundu.

KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ı ve KKTC Hükûmetini 46 yıldır kapalı olan Maraş’ın kullanıma açılması yönünde aldıkları cesur karardan dolayı bir kez daha tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Maraş kısa sürede yeniden hayat bularak çözümsüzlüğün sembolü olmaktan kurtulacağına inandığını söyledi.

Bu adımdan rahatsız olanların şimdi mağduriyet edebiyatı yaptığını, oysa Kıbrıs meselesinde tek mağdur tarafın yıllardır yok sayılan, hakları sürekli gasp edilen Kıbrıs Türk’ü olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Maraş’ta atılan adımın amacı, yeni mağduriyetler oluşturmak değil, bilakis mevcut mağduriyetlerin giderilmesini sağlamaktır. Mülkiyet haklarına riayet edilerek yürütülecek çalışmalar sonucunda, Maraş’ta herkesin yararına olacak yeni bir dönem başlayacaktır” diye konuştu.

“DİPLOMASİ VE MÜZAKERE, BİZLERİ ORTAK FAYDAYA ULAŞTIRACAK EN KISA YOLDUR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yıllardır Doğu Akdeniz’deki enerji kaynaklarının iş birliği için fırsat olması gerektiğini söylediklerini anımsatarak iyi niyetli çabalarının karşılığını bir türlü alamadıklarını, Avrupa ülkelerinin diplomasi fırsatlarını değerlendirmediği gibi Yunanistan’ın ve Kıbrıs Rum kesiminin şımarıklıklarına boyun eğdiğini kaydetti.

Verilen sözlerin hilafına, Kıbrıs meselesi çözülmeden Avrupa Birliği’ne üye yapılan Rum tarafının, Kıbrıs Türklerini yok sayarak 2003’te Mısır’la, 2007’de Lübnan’la ve 2010’da İsrail’le deniz yetki alanlarının belirlenmesi için anlaşmalar imzaladığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rum tarafının bununla da yetinmeyip, 2007 yılında sözde ruhsat sahaları belirleyerek, uluslararası ihaleler açtığını, 2011 yılında da ilk sondajı gerçekleştirdiğini anlattı.

“Doğu Akdeniz’de ülkemizin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin adil bir şekilde yer almadığı hiçbir denklem barış ve istikrar üretemez” uyarısını yineleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “Doğu Akdeniz’deki haklarımızı korumakta kararlıyız. Geride bıraktığımız dönemde yaşananlar, bu konudaki güçlü irademizin nişanesidir. Elbette anlaşmazlıkların diyalogla, uluslararası hukuk temelinde ve hakkaniyete uygun biçimde çözümü öncelikli tercihimizdir. Biz kimsenin hakkına, hukukuna el uzatmıyoruz, sadece Rum-Yunan ikilisinin haklarımızı gasp etmesine engel olmaya çalışıyoruz. Sorunun çözümünün gerilimi daha da tırmandırmaktan değil, müzakere masasından geçtiğine inanıyoruz. Diplomasi ve müzakere, bizleri ortak faydaya ulaştıracak en kısa yoldur. Kıbrıs Türklerinin de yer alacağı Doğu Akdeniz Konferansı önerimiz, bu irademizin samimi bir ifadesidir. Arzumuz, Avrupa Birliği’nin uzattığımız eli havada bırakmaması, Avrupa dayanışması adına çözümü zorlaştıracak adımlardan imtina etmesidir. Karadeniz’de keşfettiğimiz 405 milyar metreküplük doğal gaz rezervi, enerjiyi iş birliği vesilesine dönüştürme irademizi daha kuvvetlendirmiştir. Karadeniz’de olduğu gibi inşallah Doğu Akdeniz’deki araştırma faaliyetlerimizden de müjdeli haberler alacağımıza inanıyoruz. Doğu Akdeniz’deki sismik araştırma ve sondaj faaliyetlerimize, belirlediğimiz çerçevede adil bir anlaşma sağlanana kadar kararlılıkla devam edeceğiz.”

“HİÇBİR ZAMAN BİZ KUZEY KIBRISIMIZI YALNIZ BIRAKMAYACAĞIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, KKTC’yi daha da güçlendirecek çalışmaları, büyük çaplı projeleri hayata geçirmeye devam edeceklerini belirterek 2015 yılında KKTC’nin içme suyu sorununu çözdüklerini, Su Temin Projesi’nin tarımsal sulama kısmının çalışmalarının da devam ettiğini açıkladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şimdi de denizin altından doğal gaz hattı çalışması ve yine deniz altından kabloyla elektrik enerjisi getirme çalışmalarının sürdüğü müjdesini verdi.

“Hiçbir zaman biz Kuzey Kıbrısımızı yalnız bırakmayacağız, desteksiz bırakmayacağız” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, tarımdan turizme, küçük esnaftan sosyal yardımlara kadar farklı alanlarda finansman desteği içeren 2,3 milyar liralık mali iş birliği anlaşmasının imzalandığını da bildirdi.

“KIBRIS TÜRKLERİYLE, GÜÇLÜ VE MÜREFFEH BİR ORTAK GELECEK KURMAK İÇİN DAHA ÇOK ÇALIŞACAĞIZ”

Kovid-19’la mücadele çalışmaları için KKTC’ye 149 milyon lira ayni ve nakdi destek sağladıklarını, çok kısa bir zamanda inşa edilen Lefkoşa Acil Durum Hastanesinin açılışının da bugün gerçekleştirileceğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, Millî Eğitim Bakanlığının Eğitim Bilişim Ağı uygulamasını, kademeli olarak KKTC’deki öğrencilerin kullanımına açtıklarını, “ARMA” olarak adlandırılan iş birliği modeli ile de 18 sanayi altyapı projesini hayata geçirdiklerini söyledi.

KKTC’nin altyapı projelerine bu yıl 162 milyon lira aktardıklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sürdürülebilir bir ekonomik yapının inşası yönündeki gayretlerimizi artırarak devam ettiriyoruz. Önümüzdeki zorluklara rağmen, Kıbrıs Türk halkının hayat kalitesini daha da üst düzeye çıkaracak imkâna ve iradeye sahibiz. Anavatan ve Garantör Türkiye, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ve Kıbrıs Türk halkının yanında olacaktır. Kendi canımızdan bir parça olarak gördüğümüz Kıbrıs Türkleriyle, güçlü ve müreffeh bir ortak gelecek kurmak için daha çok çalışacağız” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Azerbaycan’ın Ermenistan’ın 28 yıldır işgal ettiği topraklarını 44 günde kurtardığını hatırlatarak, “Buradan Azerbaycanlı kardeşlerime, kardeş Kuzey Kıbrıs’tan selam gönderiyoruz. İnşallah en yakın zamanda Sayın Cumhurbaşkanımız buradan Azerbaycan’a bir ziyaret yapmak suretiyle inşallah bu adımı çok daha farklı bir duruma getirecektir” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizler tek yürek, tek bilek olduğumuz müddetçe, Allah’ın izniyle üstesinden gelemeyeceğimiz zorluk, aşamayacağımız engel yoktur. Bu düşüncelerle sözlerime son verirken, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni bugünlere ulaştıran aziz şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyor, kahraman mücahit ve gazilerimizi şükranla anıyorum. Daha nice yıl dönümlerini birlikte kutlamayı Rabbimden niyaz ediyorum. Cumhuriyet Bayramınız Kutlu Olsun” sözleriyle konuşmasını tamamladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tören öncesinde, KKTC’de Atatürk Anıtı’nı ziyaret ederek çelenk bıraktı. Atatürk Anıtı’nda saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, anıt özel defterinin imzaladı.

Törenlerde; Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de eşlik etti.

HABER BURDA

TAKVİM

Kasım 2017
P S Ç P C C P
« Eki   Ara »
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930