İyi ki varsın Hüseyin ÇALIŞKAN 0 6569

Tarihi MÖ 4000 yıllara kadar uzanan ,geçmiş dönemde İpek yolunun önemli bir geçiş noktası olması nedeni zengin tarihi kültürel mirasa ev sahipliği yapmış,Tarihin en şanlı direnişi ile Gazilik unvanını altın harflerle isminin baş harflerine yazdıran, yöresel mutfağı ile lezzetli ürünleri,tarihi kalesi,bakırcılar çarşısı,Zeugma Müzesi,tarihi evleri ve onu süsleyen cumbalı sokakları,Fırat nehrinin esrarengiz güzellikleri altında bereketli toprakları,tarım turizm sanayisi ile ülkemiz ekonomisine ismini altın harflerle yazdıran Şehrimiz GAZİANTEP ..

Gaziantep ilinin kuzeydoğusunda 250 km² lik genişlikteki Araban Ovası’nda yer alması ile ismini de bu ovadan alan tarımın en önemli geçim kaynağı olan İlçemiz ARABAN.. Hüseyin ÇALIŞKAN Araban İlçemize bağlı FAKILI Köyünde 1955 yılında dünyaya geldi.Evli ve 6 Çocuk babası olan Hüseyin ÇALIŞKAN doğduğu köyü anlatırken şu ifadeleri söylemeden geçemedi..:
O dönemlerde köyde araç vs. kısıtlı idi.Ailemiz kalabalık bir aile idi. BABAM kardeşlerim ve beni Arabana veya Gaziantep e götürünce duygu dolu anlar yaşardım. Köy çocuğuyum, nereden bileyim. Çocukken bırakın bir arabanın hayalini, lastik ayakkabının hayalini kuramıyordum” diye anlatıyor o günleri.

Hüseyin Çalışkan, önderliğinde Temelleri 1975 yılında Gaziantep de atılmış olan ÇAAŞ GROUP;2005 yılında yönetim kurulu başkanlığına seçilen MURAT ÇALIŞKAN ile akaryakıt , gıda, lojistik,turizm,ihracat, ithalat,sigorta gibi bir çok iş kolunda faaliyet göstermektedir.
2003 yılında 1. Akaryakıt istasyonu ile perakende sektörüne ilk adımlarını atan GROUP Başkanı Hüseyin ÇALIŞKAN “ .RAN – PET Akaryakıt İstasyonları ile bugün 28 adet akaryakıt istasyonu bulunan bir İş adamıdır.. 2016 yılı sonunda bu sayıyı 40 a yükseltmeyi hedeflemekteler.. Bu akaryakıt istasyonlarının 18 adeti Mersin ilinde bulunmaktadır. Türkiye’nin Akaryakıt sektöründeki en büyük perakende ağına sahip ve akaryakıt istasyonları içerisinde başka sektörlerle hizmet ağını geliştiren firmaları bu konuda sürekli istihdam yaratarak sektör de lider konumdadır. Hedefleri 50 adet istasyona ulaştığında dağıtım şirketi kurmaktır.Günün şartları ve dinamik çalışma konseptleri ile toptan akaryakıt sektöründe dönen sermayesi ile kalıcı bir yatırım olan perakende akaryakıt sektörüne aktarmayı başarmışlardır.

ÇAAŞ GROUP bünyesinde;
2005 yılında akaryakıt taşıması için kurulan RAN – NAK Nakliyat firması
2009 yılında Turizm alanında Mersin Ayaş beldesinde Turizm ALANI .. Mersin Kızkalesi Beldesinde BARBAROSSA CLUB & HOTEL’ Ve sonrasında BERRAK SU ve dünyanın en büyük ve geniş bir fast food zincirine sahip olan SUBWAY bulunmaktadır.

Hüseyin ÇALIŞKAN ;
Çaaş GROUP Onursal Başkanı ve KIZKALESİ TURİZM DERNEK Başkanlığı görevlerinde de yer almaktadır.

Sayın HÜSEYİN ÇALIŞKAN “Başarılarımızı gelecek nesillere taşıyarak, oluşturduğumuz kurum kültürü ile, içinde bulunduğumuz sektörlerde ilklerin içinde anılacak ve önümüzdeki yıllar içinde ülke genelinde en başarılı firmaların içinde yer almayı hedefliyoruz “ Vizyonu ile prensipleri olan,literatör ve oldukça disiplinli bir çalışma ortamını seven bir İş İnsanı olduğunu kanıtlamıştır.
Kızkalesi Turizm Derneği Başkanı ve Barbarossa Otel Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Çalışkan, Mersin’in turizm konusunda büyük gelişim göstereceğini belirterek ‘Mersin gelecekte Türkiye’nin en önemli turizm merkezlerinden birisi olacaktır’ ifadesini kullanmıştır. Kendisi Turizme,enerjiye ,sağlığa,eğitime,spora ve Mersinin Ekonomisine büyük destek sağlayan lider bir İş İnsanıdır.

Hüseyin ÇALIŞKAN ;
Ülkesine olan sevdası ,Gaziantep e duyduğu hasleti ve özlemi ve en önemlisi , günümüz Türkiyesinde insanların ihtiyaçlarına yönelik yardımsever kimliği ile ,ülkemizin sevilen aynı zamanda saygı duyulan bir iş insanı .topluma insanlara yardım etmeyi, Babadan gelen bir kültür sayıyor.Ülkemiz de Hüseyin ÇALIŞKAN gibi iş adamlarının varlığı; istihdamın, kaynakların, iş gücünün ve enerjinin önünü açıyor. Enerji grubunda özellikle Akaryakıt istasyon işletmeciliği ve Bayilik sisteminde getirdiği hizmet kalitesi ile tartışmasız lider konumunda .

Hüseyin ÇALIŞKAN ; muhteşem dehası,yardımsever ve hoşgörü ye her daim iyimser bakışı , Ülkemizde bir çok istihdamlara da ışık olması istihdamın, kaynakların, iş gücünün ve enerjinin önünü açıyor ..Bizler de bu başarılarının devamlılığını dileyerek enerji medyası olarak ;

İyi ki varsın Hüseyin ÇALIŞKAN diyoruz.

Levent KANDEMİR

Önceki HaberSonraki Haber

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Demokrasi ve Özgürlükler Adası Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katılımıyla açıldı 0 88005

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nın açılış töreninde yaptığı konuşmada, adadaki her bir tesise tarihî anlamına uygun isimler verildiğini belirterek, “Tüm bu sembolleriyle Demokrasi ve Özgürlükler Adası ülkemizin geçmişten bugüne verdiği istiklal ve istikbal mücadelesiyle gönüllerdeki hasbi sevginin nişanesi olacaktır” dedi.

1960’daki askerî darbenin ardından dönemin Başbakanı Adnan Menderes ve arkadaşlarının idam kararlarının alındığı Yassıada, yeniden düzenlenme çalışmalarının ardından kongre ve sergi alanlarının yer aldığı “Demokrasi ve Özgürlükler Adası” adıyla açıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nın açılış töreninde yaptığı konuşmada, Türkiye’nin 60 yıl önce tarihinin en kara günlerinden biri olan 27 Mayıs darbesine maruz kaldığını hatırlattı.

Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki bir grup cuntacının gerçekleştirdiği darbenin ardından yaşananların adalet ve insanlık adına utanç verici olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Üzerinde bulunduğumuz Yassıada’da, diğer bir ifadeyle ‘Yaslıada’da yapılan ve bizzat faillerinin itirafıyla önceden verilen emirlerin uygulanması şeklinde geçen yargılamaların sonu çok büyük bir faciayla bitmişti” dedi.

“YASSIADA’DA YAPILAN İŞ YARGILAMA DEĞİL, BİR HUKUK CİNAYETİYDİ”

Türkiye’ye yıllarca hizmet eden ve millî iradenin temsilcisi konumundaki Demokrat Parti’nin yöneticilerinin yargılamaları boyunca her türlü hakarete, işkenceye, iftiraya maruz kaldığı anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aslında burada yapılan iş yargılama değil, darbe yaparak anayasayı çiğneyenlerin ülkenin meşru yöneticilerini anayasayı ihlal ithamıyla giriştikleri bir hukuk cinayetiydi” ifadesini kullandı.

“Yassıada’da aylar boyunca tam anlamıyla bir zulüm makinesi işletilmiştir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, dönemin cumhurbaşkanı, başbakanı, bakanları, komutanları, milletvekilleri ve bürokratlarının hiçbir somut suçları olmadığı hâlde kin ve nefret ürünü insanlık dışı muamelelere maruz bırakıldıklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İstiklal Harbi’mizin kahramanlarından olan bu ülkenin cumhurbaşkanını intihara teşebbüs noktasına kadar getirdiler. Nezaketi, kibarlığı, insani hasletleri dillere destan olan bir başbakanı idama götürürken bile prostat muayenesi bahanesiyle aşağılamaya kalkacak kadar alçaldılar. Bu ülkenin yüreği vatan sevdasıyla dolu genelkurmay başkanını darbecilere katılmayı reddettiği için bir teğmene tokatlatarak tarihimizde görülmemiş rezillikler sergilediler” ifadelerini kullandı.

“MENDERES’İ VE ARKADAŞLARINI İDAM SEHPASINA ÇIKARTANLARIN ALINLARINDAKİ KARA LEKE HİÇBİR ZAMAN SİLİNMEYECEKTİR”

Yassıada’da idam kararları alınan dönemin Başbakanı Adnan Menderes ile bakanları Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu’nun idam sehpasına vakarla, gururla, inançla yürüdüğünün altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Darbeden yaklaşık 16 ay sonra, 16 ve 17 Eylül 1961 tarihinde gerçekleşen bu idamlar milletimizin yüreğine kor bir ateş gibi düşmüştür. Aslında o gün hukuk ve adalet ayaklar altına alınarak idam sehpasına gönderilen milletin bu üç adamı değil, bizatihi millî iradenin ta kendisi olmuştur. Darbe ile görevinden indirilen, Yassıada’da kurulan tiyatro mahkemelerde yargılanan rahmetli Menderes ve arkadaşları değil, tarihi, kültürü, değerleri ve inançlarıyla milletimizdi. Ama bilmiyorlardı ki Türk milletinin kalbindeki sevgiyi, yüreğindeki ateşi söndürmeye, onu hedeflerinden koparmaya bir avuç darbecinin gücü yetmezdi. Bu vesileyle sürgüne gönderildiği Hindistan’dan idam kararlarının hukuki ve meşru olmadığını, insanlık duygularıyla uyuşmadığını belirterek trajediyi engellemek için çırpınan merhum Alparslan Türkeş’i de rahmetle yâd ediyoruz. Menderes’i ve arkadaşlarını idam sehpasına çıkartanların ve onları destekleyenlerin alınlarındaki kara leke hiçbir zaman silinmeyecektir. Buna karşılık Menderes ve arkadaşlarının milletimizin kalbindeki mümtaz yeri her geçen yıl daha da güçlenerek hep devam edecektir.”

Yassıada zindanlarında uzun süre hapis kalan şair Faruk Nafiz Çamlıbel’in “Zindan Duvarları” isimli şiirinden bölümler okuyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Evet, idam sehpasındaki son sözü ‘Devletime ve milletime ebedi saadetler dilerim’ olan rahmetli Menderes’in aziz hatırasına sahip çıkmak hepimizin boynunun borcudur. İdama götürülürken önce -burası da çok önemli- abdestimi alıp iki rekât namaz kılıp ardından altındaki sandalyeyi kendisi iterek düşüren ve celladına da sen çekil, o sandalyeyi ben iterim diyen Fatin Rüştü Zorlu’nun hatırasına sahip çıkmak hepimizin boynunun borcudur. Kişilik bu, kimlik bu, şahsiyet bu, mesele bu. Başarılı bir Maliye Bakanı olduğu hâlde sırf geçmişte darbecilere istedikleri imtiyazları sağlamadığı için kendisine kin beslenen Hasan Polatkan’ın hatırasına sahip çıkmak hepimizin boynunun borcudur” dedi.

8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın gayretleriyle Menderes, Zorlu ve Polatkan’ın kabirlerinin İstanbul’a taşınmasının da 30 yıl sonra gelen bir vefa örneği olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün burada, şehitlerin bize emaneti olan bu adada 60 yıl sonra yeni bir dönemi başlatarak gönülleri tekrar tamir etmek üzere işte bir aradayız. Milletimiz buranın adını Yassıada’dan Yaslıada’ya dönüştürmüştü. Üzerinde durduğumuz toprakların ıstırabını dindirmek için Yassıada’yı da, Yaslıada’yı tarihe gömüp burasını Demokrasi ve Özgürlükler Adası hâline getirmeyi kararlaştırdık, bu da bize nasip oldu” değerlendirmesinde bulundu.

“GENÇLERİN TÜRKİYE’NİN ÇOK PARTİLİ SİYASİ HAYATA GEÇİŞ SÜRECİNİ ÇOK İYİ BİLMESİ GEREK”

Adadaki her bir tesise de tarihî anlamına uygun isimler verildiğini, Subay Gazinosu’nun isminin de Adnan Menderes Müzesi olarak devam edeceğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, konferans salonunun da Adnan Menderes ismini taşıyacağını, dönemin Genelkurmay Başkanı Rüştü Erdelhun’un isminin Cam Meydan’a, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Sadık Altıncan’ın isminin de kütüphaneye verildiğini, Hasan Polatkan’ın isminin spor salonunda, Fatin Rüştü Zorlu’nun isminin de camide yaşatılacağını aktardı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tüm bu sembolleriyle Demokrasi ve Özgürlükler Adası ülkemizin geçmişten bugüne verdiği istiklal ve istikbal mücadelesiyle gönüllerdeki hasbi sevginin inşallah nişanesi olacaktır” diye konuştu.

Milletin her bir ferdinin, özellikle de gençlerin Türkiye’nin çok partili siyasi hayata geçiş sürecini çok iyi bilmesi gerektiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal hastalığının ve ölümünün ardından tek parti CHP yönetimi ülkenin üzerine adeta bir kâbus gibi çökmüştü. Kurtuluş Savaşı’mızdan sonra başlatılan kalkınma hamlesinin önü tek parti zihniyeti tarafından bilinçli bir şekilde kesilmiş, mesafe kat edilen çalışmalar birer birer akamete uğratılmıştır” dedi.

“TÜM DARBELERİN VE CUNTA HAREKETLERİNİN TEMEL KARAKTERİ MİLLETİMİZİN DEĞERLERİNE VE TARİHİNE DÜŞMANLIKTIR”

Adnan Menderes’in milleti memnun eden yatırım ve hamlelerinin birilerini rahatsız ettiğini, “yerli ve millî olan her şeye husumeti hayatlarının merkezine koyanların” daha sonra sık sık başvuracakları bir yönteme sarılarak darbe yaptığını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sadece darbe yapanları değil, daha ne bekliyorsunuz kışkırtmasıyla ordumuzun içine darbe virüsünü sokanları da bu millet asla af etmeyecektir. Ülkemizdeki tüm darbelerin ve cunta hareketlerinin temel karakteri milletimizin değerlerine ve tarihine düşmanlıktır. Emperyalistlerin uç beyliğini yapan darbeciler aynı zamanda ülkemizdeki bölücülük cereyanlarının değirmenine de su taşımışlardır” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Demokrat Parti’nin milletimizin güçlü desteğiyle iktidara gelmesi oyunlarını bozunca üstüne birde millî iradenin desteğini almaktan ümitleri kesilince bunlar için her yol darbeye çıkmaya başladı. Sokakları karıştırmaktan, terör örgütlerinden medet ummaya, emperyalistlerin senaryolarında figüranlıktan yalana ve iftiraya kadar her yolu mübah sayan kirli bir siyaset anlayışına sarıldılar. Sırf kendi çıkarları için Meclis’i itibarsız hâle getirmekten provokasyonlara, bunlara çanak tutmaktan, darbe çığırtkanlığı yapmaktan bile asla çekinmediler. Ülkenin ve milletin başına gelen her felaketi kendilerine iktidar alanı açacak bir fırsat olarak görerek, çoğu defada gizleyemedikleri bir sevinçle karşıladılar. Yapılan her hizmete, ülkeye kazandırılan her esere, her yatırıma, yükselen her inşaata, elde edilen her başarıya karşı çıktılar. Menderes’e hangi inançla saldırdılarsa, rahmetli Özal’a şimdi de Cumhur ittifakı’na aynı nefret duygularıyla yöneldiler. Hükûmetlerimiz döneminde bunun sayısız tezahürüyle karşılaştık.”

“DÜN EZANDAN, İSTİKLAL MARŞI’NDAN, BAYRAKTAN VE BİRLİĞİMİZDEN RAHATSIZDILAR, BUGÜN DE RAHATSIZLAR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, iktidarları boyunca darbeci zihniyetin engellemesiyle karşılaştıklarını anlatarak, “Türk milleti 15 Temmuz darbe girişiminde sokaklarda hainlere karşı canı pahasına mücadele verirken tankları alkışlayan, televizyon başında sonucu bekleyenler işte yine bunlardı. AK Parti ve MHP olarak ülkemizin en büyük yönetim reformunu hayata geçirirken de karşımızda yine bunlar vardı. Dün ezandan, İstiklal Marşı’ndan, bayraktan, birliğimizden ve beraberliğimizden rahatsızdılar, bugün de rahatsızlar. Dün millî iradeye rağmen iktidar rüyası görüyorlardı, bugünde aynı rüya ile avunuyorlar. Dün darbeden, emperyalistlerin desteğinden, felaketlerden medet umuyorlardı, bugün de aynı beklentiye özellikle sarıldılar. Hamdolsun milletimiz adeta kılcal damarlarına kadar ezbere bildiği bu habis zihniyete 1950’den beri ülkeyi teslim etmemiştir” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “Ülkemizde bugün demokrasimize gölge düşürmeye çalışanlara dikkat edin hepsi de 27 Mayıs hayranıdır. Hepsi de zahirde 12 Eylül’e karşı gibi gözükse de o darbeden en çok faydayı görendir. Hepsi de 28 Şubat meftunudur. Hepsi de 15 Temmuz’a ‘tiyatro’ diyerek milletimizin destansı mücadelesini küçümsemeye çalışır. Hepsi de ülkesini yurt dışında bulduğu her mahfilde şikâyet eder. Hepsi de geçmişten bugüne teröristlere karşı derin muhabbet besler. Hepsi de yerli ve millî olan her şeye düşmandır. Hepsi de millî iradeden umudunu kestiği için darbecilerden, yabancılardan, terör örgütlerinden medet umar. Dünyanın tamamıyla birlikte ülkemizi de etkileyen Koronavirüs salgını dahi bu amaçla kullanmaya kalkacak kadar sefil bir zihniyetle karşı karşıyayız. Sadece bu tablo bile bize ‘tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet’ diye ifade ettiğimiz millî çağrımıza ne kadar sık sıkıya sarılmamız gerektiğinin ispatıdır. Yurt içinde terör örgütlerinden ekonomimize kurulan tuzaklara, sınırlarımız dışında bekamız için gerçekleştirdiğimiz harekâtlara kadar tüm mücadelemizi bu anlayışla yürütüyoruz. Bize ne diyorlar? ‘Suriye’de ne işiniz var? İdlib’de ne işiniz var? Libya’da ne işiniz var?’ Buralarda ne işimiz olduğunu çok kısa zamanda çok çok iyi anlayacaksınız. Hamdolsun milletimizin desteği ve duası her zaman olduğu gibi bugün de en güçlü şekilde yanımızdadır.”

“DEMOKRASİ VE ÖZGÜRLÜKLER ADASI, TÜRKİYE’NİN GELECEKTEKİ HEDEFLERİNİN DE SEMBOLÜ OLACAK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nın Türkiye’nin 60 yıllık demokrasi mücadelesi yanında gelecekteki hedeflerinin de sembolü olacağına inandığını vurgulayarak, Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nın meşhur Camp David gibi uluslararası toplantıların yapıldığı bir ada olacağına inandığını söyledi.

Adnan Menderes başta olmak üzere Türkiye’nin kalkınması, gelişmesinde istiklali ve istikbali için mücadele eden tüm kahramanlara Allah’tan rahmet dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Cumhur İttifakı olarak kararlı bir şekilde emin adımlarla bu yolda devam ediyoruz. Rabbim hepimizi milletçe inşallah diyorum ki bütün olabilecek belalardan korusun, esirgesin ve zafere ulaştırsın. Genel Başkan Sayın Bahçeli’ye, ekibindeki tüm MHP’li kardeşlerime Türkiye tarihinin en zorlu mücadelelerinden birini yürüttüğümüz bu dönemde sergiledikleri dirayet ve verdikleri destek için şükranlarımı sunuyorum” dedi.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’ne, Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nın düzenlenmesindeki katkılarından dolayı teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, eski Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, AK Parti Ankara Milletvekili Ali İhsan Arslan ve AK Parti Samsun Milletvekili Çiğdem Karaaslan’ı da gayretleri dolayısıyla tebrik etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından TBMM Başkanı Mustafa Şentop, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan, kabine üyeleri, kuvvet komutanları, TBMM Başkanvekili Celal Adan, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, AK Parti İzmir Milletvekili Binali Yıldırım, eski TBMM Başkanları, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, AK Parti Genel Başkan Yardımcıları, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu ile birlikte Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nın açılış kurdelesini kesti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, açılış öncesinde de MHP Genel Başkanı Bahçeli ile adayı gezdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan“Türkiye’nin gücünü, zenginliğini, refahını çok daha yükseklere taşıyacağız” 0 88007

Ramazan Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajda vatandaşların bayramını tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan; “Salgın sonrası siyasi ve ekonomik olarak yeniden yapılanacak dünyada, Türkiye’nin gücünü, zenginliğini, refahını çok daha yükseklere taşıyacağız” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ramazan Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajında vatandaşların mübarek Ramazan Bayramı’nı tebrik ederek, “Gönül, geçmiş bayramlarda olduğu gibi sevdiklerimizle bir arada olmayı isterdi. Fakat tüm dünya ile birlikte ülkemizi de etkileyen Koronavirüs salgını sebebiyle, bu bayramı her birimiz evimizde geçirmek durumundayız. Bu salgın sürecinde insanlık ailesi olarak zorlu bir imtihandan geçiyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin devleti ve milletiyle bu sınavı çok iyi verdiğine vurgu yaptı.

“DİKKATLİ DAVRANIR, KURALLARA UYARSAK BU SÜREÇTEN ALNIMIZIN AKIYLA ÇIKACAĞIMIZ MUHAKKAKTIR”

Ekonomiden sosyal hayata birçok alanın, salgınla mücadele kapsamında uygulanan tedbirlerden ciddi şekilde etkilendiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mart ve Nisan ayları sıkıntılı geçerken, Mayıs ayında yavaş yavaş, diğer ülkelerle birlikte normalleşme adımlarının atılmaya başlandığını kaydetti.

“Hep birlikte dikkatli davranır, kurallara uyar, maske-mesafe-temizlik hassasiyetine riayet edersek, Allah’ın izniyle, bu süreçten de alnımızın akıyla çıkacağımız muhakkaktır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, salgın döneminde ülkelerin çoğunun içe kapanıp ellerindeki sınırlı imkânlara sıkı sıkıya sarıldıklarını, Türkiye’nin ise kendi ihtiyaçlarını karşılamanın ötesinde, pek çok dost ve kardeş halka da yardımda bulunduğuna dikkati çekti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Küresel dayanışmanın bolca sözünün edilip fiiliyata dönüştürülmediği bir dünyada, millet olarak insanlığımızı gösterdik. Salgın sürecinde özverili bir şekilde görev yapan, sağlık çalışanları başta olmak üzere tüm kamu ve özel sektör personeline, milletim adına şükranlarımı sunuyorum” diye konuştu.

“MİLLETİMİZE, BU SIKINTILI GÜNLERDE DE EN GÜZEL ŞEKİLDE HİZMET ETMENİN ÇABASI İÇİNDE OLDUK”

Alınan tedbirler sebebiyle hiçbir vatandaşın mağduriyet yaşamaması, zorluğa, yokluğa, yoksulluğa düşmemesi için devletin tüm kaynaklarını harekete geçirdiklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Sosyal Koruma Kalkanı programlarıyla, hem ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza, hem de istihdamdaki kayıptan dolayı sıkıntıya düşen çalışanlarımıza destek sağladık. Bu kapsamda, ‘insanı yaşat ki devlet yaşasın’ anlayışıyla, yaklaşık 10 milyon vatandaşımıza 12 milyar lirayı bulan karşılıksız kaynak aktardık. Vergi, prim, taksit ertelemeleri ve finans kolaylıkları gibi desteklerle, salgın sürecinde devletimizin tüm imkânlarını milletimizin emrine sunduk. Milletimize, her zaman olduğu gibi, bu sıkıntılı günlerde de en güzel şekilde hizmet etmenin, hizmet götürmenin çabası içinde olduk.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnşallah salgın sonrası siyasi ve ekonomik olarak yeniden yapılanacak dünyada, Türkiye’nin gücünü, zenginliğini, refahını çok daha yükseklere taşıyacağız” diyerek, vatandaşların bu bayramda yanlarında olamadıkları sevdiklerine iletişim araçlarıyla da olsa ulaşarak, mutluluklarını paylaşacağına inandığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Rabbimden hepimizi bir sonraki Ramazan ayına sağlıkla, esenlikle, huzurla kavuşturmasını diliyorum. Bir kez daha Ramazan Bayramı’nızı tebrik ediyorum” diyerek mesajını tamamladı.

HABER BURDA

TAKVİM

Mayıs 2020
P S Ç P C C P
« Nis   Haz »
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031