İyi ki Varsın : Temel EKEN 0 11853

4000 yıllık tarihi ile bir çok medeniyetleri bağrında yaşatmış,Osmanlıdan Kurtuluş savaşı yıllarına kadar ,lojistik önem taşıyan ovaları ,kalesi ve kahraman ve mert insanları,zeybekleri ile , Cumhuriyet yıllarından ,Günümüze tarım,sanayi ve endüstri alanlarında ayrıca Ülkemizin Siyasi ve bürokrasi alanında yerini almış , 1923 yılında Cumhuriyetin ilanı ile CUMHURİYET’ e ev sahipliği yapma görevine ,Mustafa Kemal Atatürk tarafından layık görülmüş Başkentimiz ; ANKARA

Bugün yaptığımız İyi ki varsın yazı dizimizin konuğu ;Temel EKEN ,kendisi Ankara doğumlu Avukat , Kendisi ile hukuk ve siyasal Bilgiler hakkında yaptığımız söyleşide ;

Sizi tanıyabilir miyiz ?

TEMEL EKEN: 1979 yılında Ankara’da dünyaya geldim. İlkokulu Hasan Özbay İlkokulunda, ortaokul ve liseyi Ömer Seyfettin Lisesi’nde, lisans eğitimimi Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde tamamladım. 2002 yılında Ankara Barosuna kayıt oldum ve Temel Eken Hukuk Bürosunu kurdum. 2002 yılından bu yana serbest Avukatlık yapmaktayım. Çeşitli sivil toplum kuruluşlarında başkanlık ve yönetim kurulu üyeliklerinde bulundum. Evli ve bir kız çocuk babasıyım. İyi bir Beşiktaş taraftarıyım. Ülkemizde hukukun üstün kılınabilmesi için avukatlık mesleğinin son derece önemli olduğuna inanmaktayım.

Temel Eken Hukuk Bürosu hakkında bize neler söylersiniz?

TEMEL EKEN: Temel Eken Hukuk Bürosu alanında uzman, hukukun üstünlüğüne gönül vermiş avukatları bir araya getirmiş bir organizasyondur. Aynı zamanda mesleğin staj aşamasında olan

hukukçular için de bir akademi niteliğindedir. Hukuk büromuz dinamik ve çalışkan kadrosu ile yerli ve yabancı şahıs ve şirketlere ulusal ve uluslararası hukuk alanlarında kaliteli avukatlık ve danışmanlık hizmeti vermeyi amaçlamaktadır. Ülkemizin birçok noktasında konusunda deneyimli çözüm ortağı ofislerle iş birliği yapmaktadır. Ofisimizde; ticaret hukuku, borçlar hukuku, iş hukuku, şirketler hukuku, icra iflas hukuku, sosyal güvenlik hukuku, idare hukuku, enerji hukuku, vergi hukuku, gayrimenkul hukuku ve ceza hukuku alanlarında uzman avukatlar tarafından profesyonel hizmetler sunulmaktadır. Birçok yerli ve yabancı şirkete hukuki danışmanlık hizmeti de verilmektedir. Hukuk büromuzca verilen hizmetlerde; yürürlükteki kanunlar, her türlü yerli ve yabancı hukuk kuralları ve gelişen dünyanın teknik, bilişim ve yönetsel ihtiyaçları dikkate alınmaktadır. Sunduğumuz hizmetlerde yegâne amacımız ihtiyaçlara hızlı, kaliteli ve güvenli cevap verebilmek; müvekkillerimiz ve ofisimiz yönünden en üst düzey verimliliği ve memnuniyeti sağlamaktır.

Sanayici ve iş adamları size ne gibi sorunları getiriyor?

TEMEL EKEN: Ticari şirketler; mal ve hizmet üretmek, üretilen mal ve hizmeti satmak ve ondan kazanç sağlamak amacıyla hareket ederler. Hiçbir şirket zarar etmek amacı ile hareket etmez. Eş söyleyişle şirketlerin amacı kâr elde etmektir. Türkiye’de şirketler genelde bir bütçe ve nakit akış disiplini ile hareket etmemekte, sermayesinden daha fazla borçlanmaktadır. Ofisimize başvuran şirketlerin önündeki fırsat ve riskler arasında ki bağlantıları iyi okuyamaması nedeniyle borç ve alacak ilişkilerini yönetirken sorun yaşadıkları, özellikle alacakların tahsili noktasında ciddi tıkanıklıklar yaşadığını görmekteyiz. Hal böyle olunca şirketlerin son dönemde, icra iflas hukukundan kaynaklanan sorunlar nedeni ile ofisimize yoğun şekilde başvurduklarını gözlemekteyiz. Ofis olarak yoğun çalıştığımız bir diğer alan iş hukukudur. İş hukuku,

iş adamlarımızın en yoğun hukuki danışmanlığa ihtiyaç duyduğu alanlardan biridir. Günümüzde, geleneksel işçi-işveren ilişkisini sürdürmeye çalışan işverenler, uyuşmazlık mahkemeye yansıdığında ciddi bedeller ödemek zorunda kalabilmektedir. Kanun gereği işçi lehine yorum yapan mahkemelere uyuşmazlık yansımadan sorunları çözmek çok önemli bir hal almıştır. Yine de uyuşmazlık mahkemeye yansıyacaksa yapılacak savunmaların hukuki altyapısı yeterli ve sağlam olmalıdır. Aksi durumda haklılığı iddia etmenin işverene faydası olmayacaktır.

Davalar ne kadar sürüyor?

TEMEL EKEN: Davalar maalesef kısa sürmemektedir. Hatta birçok davayı bitirdiğimizde müvekkillerimizin bize ilk getirdikleri önemi taşımadıklarını görmekteyiz. ”Geç gelen adalet, adalet değildir.” Sözünün ne kadar doğru olduğunu yaşayarak görmekteyiz. Ankara’da duruşma aralığı 3-4 ay civarındadır. Yasa gereği tarafların yaptığı işlemler genelde iki haftalık kesin süreye bağlanmıştır. Taraflar 2 haftada işini bitirdikten sonra 2,5-3,5 ay duruşma günü beklemektedir. Hal böyle olunca davaların kısa sürmesi mümkün olmamaktadır. Son dönemde yargılamaların kısa sürede bitirilmesi adına yapılan çalışmaları yakından takip etmekteyiz. Temennimiz yapılan çalışmaların yargılama sürelerini ciddi şekilde kısaltmasıdır.

Adli yargı hangi sıkıntılarla karşı karşıya ?

TEMEL EKEN: Bence adli yargının en büyük sıkıntısı, hâkimlerin uzmanlaşmasına izin veren bir sistemin yokluğudur. Örneğin; bugün ceza hâkimi olan bir yargıç, bir sonra ki tayininde iş mahkemelerine atanabilmektedir. Hâkimlerin ve mahkemelerin uzmanlaşmasını sağlamak, davaların kısa sürede bitmesini sağlayacak, en adil kararlar uzman hâkimler tarafından verilebilecektir.Bir diğer sıkıntı son yıllarda yaşanan toplumsal dejenarasyon sonucu her

uyuşmazlığın adliyeye taşınması sonucu oluşan iş yoğunluğudur. İş mahkemesi ile sınırlı “zorunlu arabuluculuk” müessesesinin diğer mahkemeleri de kapsayacak şekilde genişletilmesi, uyuşmazlık mahkemeye taşınmadan önce bu davalarda çözüm olabilecek, davaları daha da kısaltabilecektir. Yine Ankara’ya özgü bir başka sorun da çok fazla adliye olması nedeniyle oluşan zaman kaybıdır. Adliyelerin tek bir çatı altında toplanması bu sorunu çözebilecektir.

Avukat olmanın cazibesi kaldı mı ?

TEMEL EKEN: 2002 yılında mesleğe başladığımda çok cezbedici bir meslek olarak kabul edilen avukatlık, günümüzde aynı cazibeyi taşımamaktadır. Maalesef, kuruluş maliyeti çok düşük olan hukuk fakültesi, yeni kurulan her üniversitenin açmak istediği ilk tercih olmuştur. Bunun sonucunda her yıl ülkenin ihtiyacından daha fazla hukukçu yetiştirilmektedir. İnsanların temel hak ve özgürlüklerini savunma noktasında hizmet verecek avukatların, alt yapısı iyi olmayan üniversitelerde, kaliteli öğreticiler tarafından şekillendirilmeden, alelade bir şekilde mesleğe atılmaları avukatların “ne kadar mesleki yeterliliğe haiz olabilirler ki!” sorunsalını gündeme getirmektedir. Bu konuda ki takdirleri sizlere bırakıyorum.

Türkiye’de avukatların sorunları neler? Çözüm yolları için önerileriniz?

TEMEL EKEN: Türkiye’de aıvukatların en büyük sorunu avukata tanınan haklara saygı duyulmamasıdır. Haklarımızı bazen aynı okuldan mezun olduğumuz arkadaşlarımız olan; hakim ve savcılara karşı bile savunmamız gerekmektedir. Genelde devlet daireleri ile olan işlerimizi yürütürken, kamu personelinin avukatların hakları konusunda yeterli eğitimi almamış olması, keyfi davranışları beraberinde getirmektedir. Bu durum ise mesleğimizin ifasında biz avukatların sorunlar yaşamasına neden olmaktadır.

Çok sayıda hukuk fakültesinin açılması ülkemizin bir başka sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bugün itibari ile hukuk fakültelerinde 90.000’e yakın öğrenci bulunmaktadır. Çok sayıda avukatın her yıl mesleğe katılması, aslında yeni avukata ihtiyaç olmayan ülkemizde başka sorunları da beraberinde getirmektedir. Bu sorunlardan en önemlisi; avukatlık sınavı bulunmayan ülkemizde mesleğe yeni başlayan arkadaşların, mesleki yeterliliğinin bulunup bulunmadığıdır. Mesleki yeterliliği sorgulamaya açık olan meslektaşlarımızın tüm mahkemelerde avukatlık yapabiliyor olması, temsil edilen kişilerin haklarının gereği gibi savunulup-savunulmadığı sorunsalını beraberinde getirmektedir. Uzmanlık yeteneğine sahip olmayan çok sayıda avukatın bulunması; bir an önce para kazanmak isteyen avukat arkadaşların uzman olmadığı birçok konuda dava kabul etmesine, bunun sonucu olarak mesleğin itibarsızlaşmasına yol açmaktadır. Çözüm olarak; 1-) Hukuk fakültesi öğrencisi alırken ülkemizin ihtiyacı oranında planlar yapılması, 2-) Mesleğe kabul için mutlaka avukatlık sınavı getirilmesi, 3-) Meslekte oluşan kıdeme ve uzmanlığa bağlı olarak mahkemelerde görev yapabilme konusunda sertifikasyon planlamasının yapılması, 4-)Kamu personellerine, avukatların sahip olduğu hakların, Adalet Bakanlığı ile Türkiye Barolar Birliği’nin birlikte hareket ederek planlayacağı meslek içi eğitimler ile anlatılması, şeklinde çalışmaların çözüm olabileceğini değerlendirmekteyiz.

Tekrar dünyaya gelseydiniz yine hukukçu olur muydunuz ?

TEMEL EKEN: Tekrar dünyaya gelse idim yine hukukçu olur muydum? Bu soruyu birçok kez kendime sorduğumu hatırlıyorum. Her seferinde verdiğim cevap “evet olurdum” şeklinde olmuştur. Mesleğin tüm zorluklarına rağmen adaletin tesisine katkıda bulunmak benim için apayrı bir mutluluk kaynağı, sanırım dünyaya yeniden gelsem bu mutluluktan asla vazgeçmezdim. Dedi.

Bizler enerji medyasında ; Temel EKEN ‘ e

ifadelerinde ”Geç gelen adalet, adalet değildir.”

Sözlerinden hareket ederek ; adaleti hukuk sisteminin savunuculuğunun yanı sıra ;tevazu ve sabır ile adalet ve adil olmanın mutlak bir gün doğru ve doğruların yanında anlayışını destekliyor.

Ülkesine ve Ankara ‘ya yapmış ve yapacağı tüm hizmetlerden,Ülkesine olan sevgisi -sadakatinden , Hukuk sisteminde yeni jenerasyonlara sağlayacağı katkılardan ,Meslektaşları ile olan dayanışma ve birliktelik anlayışından ,Yasa ve yasaların ilk temel amacı olan insanlara güçlü ve vicdanlı olması hususlarından ; en önemlisi Hak ve Adalet sisteminde doğru ve ilkeli davranışlarından dolayı

İyi ki varsın Temel EKEN diyor . başarılı yarınlar diliyoruz.

Saygılarımla .

Levent Kandemir

Önceki HaberSonraki Haber

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Ankara’nın başkent oluşunun 97’nci yıl dönümü mesajı 0 88005

“Vatanımızın kurtuluş mücadelesinin karargâhı, ülkemizin istiklali ve istikbali için alınan kararların sevk ve idare merkezi olan, Türkiye Cumhuriyeti’nin yönetim birimlerine ev sahipliği yapan Ankara’nın başkent ilan edilişinin yıl dönümünü tebrik ediyorum.

Millî Mücadele döneminde ve Türkiye Cumhuriyeti’nin inşası sürecinde tarihi bir rol oynayan Ankara, bugün de başta milli iradenin tecelligahı Türkiye Büyük Millet Meclisimiz olmak üzere kritik kamu kurum ve kuruluşlarına ev sahipliği yaparak ülkemiz için önemli konumunu sürdürmektedir.

Geçmişte küçük bir yerleşim yeri olan Ankara, Cumhuriyetimizin gelişme ve ilerleme mücadelesine ortak olmuş, sanayi, eğitim ve altyapı imkanlarıyla Türkiye’nin en önemli şehirlerinden biri haline gelmiş ve dünyanın önde gelen başkentleri arasına adını yazdırmıştır.

Bu onurlu ve anlamlı günde, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Millî Mücadele kahramanlarımızı, tüm şehit ve gazilerimizi saygı ve şükranla yad ediyor, Ankara’nın başkent ilan edilişinin yıl dönümünü kutluyor, vatandaşlarımızı en kalbi duygularımla selamlıyorum.”

Dev Yatırımlar | Cumhurbaşkanı Erdoğan, Konya Şehir Hastanesi Açılış Töreni’nde konuştu 0 88010

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Konya Şehir Hastanesi Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Kararlı, aktif ve tavizsiz tutumumuz karşısında, uluslararası toplumun tüm aktörleri, bölgesel ve küresel denklemlerde Türkiye’yi hesaba katmak mecburiyetinde kalmıştır. Artık hem sahada hem de masada asli yeri olan bir ülke durumundayız” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Konya Şehir Hastanesi Açılış Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, açılış töreni öncesinde Mevlana Müzesi’ni ziyaret ederek müzedeki restorasyon çalışmaları hakkında yetkililerden bilgi aldı.

Daha sonra açılış törenine geçen Cumhurbaşkanı Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, Konya’ya bir yılı aşkın bir aranın ardından tekrar gelmekten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, bugün beş ayrı yatırımı şehre kazandırmanın gururunu yaşadıklarını söyledi.

“TÜM GÜCÜMÜZ VE İMKÂNLARIMIZLA KONYA’NIN YANINDA YER ALMAYI SÜRDÜRECEĞİZ”

Bu yatırımlardan birinin Konya Şehir Hastanesi olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bin 250 yatak kapasitesi, 240 yoğun bakım yatağı, 49 ameliyathanesi, 17 yanık ünitesi olan hastanenin iftihar vesilesi bir eser olduğunu kaydetti.

Ağustos’ta hasta kabulüne başlayan hastanenin sadece geçen ay 100 bine yakın kişiye hizmet verdiğini açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün ilk etabının açılışını yaptıklarını, kalan kısımların da yılbaşından hemen sonra hizmete gireceğini bildirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün ayrıca Tarihî Buğday Pazarı ve Çevre Düzenlemesi, Konya Çevre Yolunun Konya-Karaman ve Konya-Ereğli yolları arasındaki bağlantıyı sağlayan 22 kilometrelik birinci etabını ve Kayacık Lojistik Merkezinin ve Sarayönü ilçesinde inşa edilen bin 682 konut ile cami, sosyal tesis, ticaret merkezi, altyapı ve çevre düzenlemesi işinin de açılışının yapıldığına dikkati çekti.

Açılışı yapılan eserlerin Konya’ya ve Türkiye’ye hayırlı olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sanayisiyle, tarımıyla, hizmetler sektörüyle ülkemizin parlayan yıldızı Konya, bu yatırımla çok daha büyük atılımlara hazırlandığını göstermiştir. Biz de tüm gücümüz ve imkânlarımızla Konya’nın yanında yer almayı sürdüreceğiz” dedi.

“TÜRKİYE, YENİDEN KURULMAYA ÇALIŞILAN DÜNYA DÜZENİNDEN DIŞLANMAK İSTENİYOR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyanın yaşadığı dönüşümün, koronavirüs salgınının etkisiyle fevkalade hızlandığını ve görünür hâle geldiğini vurgulayarak şöyle devam etti: “Ülkemizin son dönemde içeride ve dışarıda yürüttüğü mücadele, bu küresel değişim sürecinden bağımsız değildir. Türkiye, tıpkı bir asır önce, tıpkı yarım asır önce yapıldığı gibi, yeniden kurulmaya çalışılan dünya düzeninden dışlanmak isteniyor. Dikkat ederseniz, bugün dünyayı meşgul eden kriz alanlarının neredeyse tamamına yakını, ülkemizin etrafında yer alıyor. Suriye’den Akdeniz’e ve Kafkaslara kadar uzanan bu kriz noktalarını birleştirdiğinizde, ortaya çıkan tablo, Türkiye’nin açık bir kuşatma altına alınmaya çalışıldığıdır. Biz, bu oyunu çok önceden gördük. Bir yandan ülkemizin bütünlüğünü, milletimizin birliğini, devletimizin gücünü korurken, diğer yandan bu kuşatmayı yaracak adımları birer birer hayata geçirdik. Sadece bununla kalmadık; ‘Dünya 5’ten büyüktür’ çıkışımızla, küresel sistemi âdeta bloke edenlere, bunun o kadar kolay olmayacağının mesajını da verdik. Önce ülkemizi dikkate almayarak, sözlerimize kulaklarını kapatarak, gayretlerimizi küçümseyerek eski alışkanlıklarını sürdürmeye çalışanlar, sonunda kazın ayağının öyle olmadığını gördüler.”

Türkiye olarak bugüne kadar her söylediklerinin arkasında durduklarını, ne taahhüt ettilerse yerine getirdiklerini belirterek, “Bu kararlı, aktif ve tavizsiz tutumumuz karşısında, uluslararası toplumun tüm aktörleri, bölgesel ve küresel denklemlerde Türkiye’yi hesaba katmak mecburiyetinde kalmıştır. Artık hem sahada, hem de masada asli yeri olan bir ülke durumundayız” değerlendirmesinde bulundu.

“ÜLKEMİZE TEHDİT OLUŞTURAN HER YER BİZİM İÇİN HAREKÂT ALANIDIR”

Türkiye’nin terör örgütleriyle mücadelesinde tarihinin en başarılı günlerini yaşadığını, hiçbir teröriste nefes aldırmadıklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün Suriye’de 8 bin 200 kilometrekarelik bir alanı kontrol altında tutuyoruz. Hâlâ Suriye toprakları üzerinde terör adacıkları oluşturarak ülkemizi tehdit etme hesabı yapanlar, artık bu oyunun başarı şansı kalmadığını görmelidir. Ülkemize tehdit oluşturan her yer bizim için harekât alanıdır” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye düşmanlarının Suriye’dekine benzer bir oyunun Akdeniz’de de oynamak istediklerine işaret ederek şunları kaydetti: “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti deniz sahasının ardından, Libya ile vardığımız anlaşma sayesinde, Doğu Akdeniz’in önemli bir bölümünü meşru faaliyet alanımız hâline dönüştürdük. Bu arada, Karadeniz’de keşfettiğimiz büyük doğal gaz rezervi, hem emeklerimizin karşılığını almamıza hem de millet olarak moral bulmamıza vesile oldu. Doğu Akdeniz’deki tartışmalarda ülkemize kurusıkı tehditlerle, içi boş şantajlarla, komik gövde gösterileriyle geri adım attıramayanlar, nihayet diyalog çağrılarımıza kulak vermek zorunda kaldı. Daha Akdeniz’de sular durulmamışken, bu defa Kafkasya’da kritik gelişmeler yaşanmaya başlandı. Ermenistan, aşağılık katliamlarla işgal ettiği Karabağ sorunu henüz çözülmemişken, yeniden Azerbaycan topraklarına saldırdı. Ama bu defa, hiç beklemediği bir neticeyle karşılaştı. Kardeş Azerbaycan devleti, hem kendi topraklarını savunmak hem işgal altındaki Karabağ’ı kurtarmak üzere büyük bir harekât başlattı. Şu ana kadar cephede başarıyla ilerleyen Azerbaycan ordusu, pek çok yeri işgalden kurtardı. Türkiye olarak tüm imkânlarımızla ve tüm kalbimizle, dost ve kardeş Azerbaycan’ın yanındayız, yanında olacağız. İnşallah Karabağ işgalden kurtulana kadar bu mücadele sürecektir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 83 milyon vatandaşın her birinin geleceğini güvence altına almak için büyük bir mücadele verdiklerini, bir yandan da kalkınma hamlelerini ihmal etmediklerini dile getirerek salgının etkisiyle duraklayan ekonominin toparlanma yaşadığını vurguladı.

“ÜÇÜNCÜ ÇEYREKLE İLGİLİ HER GÜN YENİ VE GÜZEL HABERLER ALIYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Üçüncü çeyrekle ilgili her gün yeni ve güzel haberler alıyoruz. Dün Eylül ayı ihracatımızın 16 milyar doların üzerine çıkarak Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdığının müjdesini milletimizle paylaşmıştık. Bugün de otomotiv satışlarının 90 binin üzerine çıkarak yine tüm zamanların rekorunu kırdığını görüyoruz. Ayrıca, Organize Sanayi Bölgelerimizdeki elektrik tüketimi de geçtiğimiz ay, yılın rekorunu kırdı” açıklamasında bulundu.

Konya’ya da son 18 yılda toplamda 60 milyar lirayı aşan yatırım yaptıklarının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, eğitim, gençlik ve spor, ulaştırma, raylı sistemler, sağlık, altyapı, tarım, sulama, enerji alanlarında kente kazandırılan eser, yatırım ve hizmetleri saydı.

KONYA’YA YAPILAN YATIRIMLAR

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Konya’da stadyum ile birlikte toplam 70 adet spor tesisi, gençlik merkezi gibi eserleri tamamlayıp, eskileri yenileyip hizmete açtıklarını ifade ederek, “İnşallah 5. İslam Dayanışma Oyunları önümüzdeki yıl Konya’da yapılacak. Bu kapsamda, jimnastik salonu, olimpik yüzme havuzu, atletizm pisti gibi tesislerin yanı sıra, ülkemizin ilk Veledrom’u, yani bisiklet pisti yarışmalarının yapılacağı alan da Konya’da inşa edilecek” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Selçuk Üniversitesi’nin, koronavirüs salgınıyla mücadelede hayatını kaybeden Tıp Fakültesi 6. sınıf öğrencisi Merve Mercan’ın adını da kampüste inşa edilecek bir parkta yaşatacak olmasını takdirle karşıladığını sözlerine ekledi.

Geçen yıl temelini bizzat kendisinin attığı Konya Teknoloji Endüstri Bölgesindeki Aselsan Silah Sistemleri Fabrikası’nın inşaatının da yılsonuna kadar tamamlanacağını ve bu fabrikada üretilen silah sistemlerinin dünyaya ihraç edileceğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma sanayini güçlendirmek için de gelecek yıl Konya’da Türkiye Silah Test Merkezi’nin kurulacağını açıkladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’yi 2023’e kadar yeni ve çok daha büyük hizmetlere kavuşturarak hedeflerini hayata geçirmiş olarak yeni döneme gireceklerini ifade ederek gençlere de şöyle seslendi: “Gençler; Lütfen şimdiden ülkemizin 2053 vizyonunu şekillendirmek için çalışmaya başlayın. Sizlerin de gördüğü gibi zaman hızla akıp gidiyor. Göz açıp kapayana kadar 2023’e zaten ulaşmış olacağız. Ülkemizin ondan sonraki rotasını, içini gençlerimizin dolduracağı 2053 vizyonu belirleyecek. Biz bu konuda gençlerimize her türlü desteği vermeye, katkıyı yapmaya, altyapıyı kurmaya hazırız. Maziden atiye kuracağımız köprünün, bu dönemdeki en son ve en sağlam ayağı sizler olacaksınız. Türkiye’nin size, sizin enerjinize, gayretinize, cesaretinize, üretkenliğinize ihtiyacı var.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının sonunda, Ankara’da tedavi gördüğü hastanede bugün vefat eden AK Parti kurucularından ve eski Bayındırlık ve İskân Bakanı Zeki Ergezen’e de Allah’tan rahmet dileyerek Fatiha okudu.

Konuşmasının ardından, açılışı gerçekleştirilen Konya Şehir Hastanesi’nin farklı birimlerinde görev alan hekimlerle canlı bağlantı yoluyla görüşen ve çalışmalar hakkında bilgi alan Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra beraberindekilerle açılış kurdelesini kesti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra hastanede incelemelerde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Konya programı kapsamında AK Parti Konya İl Teşkilatı tarafından düzenlenen yemeğe katılarak, bir konuşma gerçekleştirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında partililerden ve vatandaşlardan Koronavirüsle mücadelede temizlik, maske ve mesafe tedbirlerine uymalarını isteyerek, “Sadece kendimiz ve sevdiklerimiz için değil sokakta, çarşıda, pazarda karşılaştığımız tüm hemşerilerimizin sağlığını korumak için bu kurallara riayet etmeliyiz. Bu konuda yaşanacak en küçük bir ihmalin kul hakkına girmek anlamına geleceğini, bir an olsun aklımızdan çıkarmamalıyız” dedi.

“SALGININ ÜSTESİNDEN ANCAK SEFERBERLİK RUHU İLE HAREKET EDİLMESİYLE GELİNEBİLİR”

Sağlık sisteminin herhangi bir sorunla karşılaşmadan hizmet verebilmesinde yeni hastaneler kadar vatandaşların da desteğinin çok önemli olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, salgının üstesinden ancak tam bir seferberlik ruhu ile hareket edilmesiyle gelinebileceğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’de son yedi yılda yaşanan her hadisenin görünenin dışında siyasi, ekonomik ve sosyal hedefleri olduğuna dikkati çekerek, “Gezi’nin çevreyle, 17-25 Aralık’ın yolsuzlukla, 6-8 Ekim olaylarının DEAŞ’ın Ayn el-Arab’a saldırmasıyla herhangi bir bağı yoktur. Bunların hepsi belli bir silsile ve plan içinde hayata geçirilmiş eylemlerdir” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “6-8 Ekim olaylarında insanımızı sokağa çağıranlar ile çukur eylemlerinde belediyenin kepçesini, kamyonunu teröristlerin emrine verenler aynıdır. Kurban eti dağıtırken vahşice şehit edilen Yasin Börü’nün katilleriyle çukur eylemlerinde camileri, okulları yakanlar aynı zihniyetin mensuplarıdır, bunların birbirinden farkı yok” değerlendirmesinde bulundu.

“HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ YERİNE, ÜSTÜNLERİN HUKUKUNUN YÜRÜRLÜKTE OLDUĞU DÖNEMLER GERİDE KALDI”

Terörün yol açtığı maddi zararın bir şekilde tazmin edilebileceğini, fakat katillerden ve azmettiricilerden hesap sorulmazsa vicdanlarda kanayan yaraların asla iyileştirilemeyeceğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Unutulmamalıdır ki cezasız kalan her suç faili daha da azgınlaştırır. Hesap sorulmayan her cürüm yeni zulümlere davetiye çıkarır. Maalesef bu ülke geçmişte yapanın yanına kâr kaldığı darbecilerden eli kanlı katillere kadar birilerinden hesap sorulamadığı dönemler yaşamıştır. Hukukun üstünlüğü yerine, üstünlerin hukukunun yürürlükte olduğu bu dönemler artık geride kalmıştır. Biz ülkemize bir daha böyle bir utancı, milletimize böyle bir acıyı yaşatmamakta kararlıyız. Yargımız nasıl FETÖ’cü alçaklardan 15 Temmuz’un hesabını soruyorsa, bölücü örgütün uzantılarından da, 6-8 Ekim olayları ve çukur eylemlerinin hesabını hukuk önünde soruyor. Demokrasiyi savunan herkesin görevi bölücü örgütün siyasi uzantılarına koltuk değnekliği yapmak yerine, adaletin tecellisine yardımcı olmaktır. Meşhur tabirle ağır ağır ilerlese de adaletin gideceği yere er ya da geç muhakkak varacağına inanıyorum.”

HABER BURDA

TAKVİM

Ekim 2018
P S Ç P C C P
« Eyl   Kas »
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031